şükela:  tümü | bugün
  • bir başka şehre, olmadı bir başka eve, ailenden uzağa, yalnız ve kendi hayatının tüm zorluklarına göğüs geren tek efendisi olmak için kendi kurallarınla hayata atılmak istiyorsun, ama ayakların kaç kiloya dayanabilir bilmiyorsun. bir yakının, görmüş geçirmiş, yaşça geçmemiş biri, senin gibi bir toyun endişelerini ve içinde büyüyen yaşam coşkusunu çok iyi bilen, artık kelleştiğinden saygı gören dayın ya da amcan ya da mahallenin ağabeyi eline bir dal sigara tutuşturup pek de nasihata benzemeyen sözler ediyor sana: "gününü gün edeceksin ama çok da çalışacaksın, seveceksin ama sevilmemenin acısını da tadacaksın..."

    bazılarının böyle bir ağabeyi, bir yakını yok, varsa da laftan da laf anlatmaktan da anlamıyor. işte sen yolun başındaki yolcuya, bir fransızın, ileride tatlı bir gülümseyişle hatırlayacağın ve bugün ne kadar işe yarayacağını tahmin bile edemeyeceğin sözleri sayesinde en azından kişisel gelişim zırvalarından kurtulmayı vadediyorum. çıktığın yol gerçeğe yakın bir 'sanat' ve ben sigara kullanmıyorum.

    andre maurois süslü bir anlatımla düşünmenin, eylemenin, çalışmanın, sevmenin atardamarlarında hoplaya zıplaya dolaştığı denemesi 'yaşama sanatı'nda, özel bir mektupla, yeniden doğuşunu selamlayarak veda ediyor sana, anam mısın babam mı demeden bir dinle:

    "hayata zor zamanda başlıyorsunuz. tarihte bazı dönemler vardır ki yükselen med suları, en zayıf yüzücüleri bile başarıya doğru götürür. sizin kuşağınız ise dalgalı bir denizde akıntıya karşı yüzüyor. çok zor bir iş. ilk dakikalarda nefes almakta zorlanacaksınız. sahile varmaktan ümidinizi keseceksiniz. fakay korkmayın, sizden önce, başkaları da böyle iri dalgalarla karşılaştılar ve batmadılar. beceriklilik ve cesaretle, kendinizi fırtına durgunlaşıncaya kadar su üstünde tutabilirsiniz. kazandığınız zaman, şunu unutmayın ki, insanın zaferi hiçbir zaman mükemmel ve sürekli değildir. dünyaya ait işlerin hiçbirisi ebedi olarak halledilemez. hiçbir zafer, uzak bir geleceği belirleyemez. hiçbir anlaşma, milletlerin yahut hudutların ilişkilerini uzun süre için belirleyemez. hiçbir ihtilal, sonsuza kadar saadete kavuşan bir toplum kuramaz. bir insanın ya da bütün bir kuşağın işini bitirdikten sonra uyuşukluk içinde huzura gidebileceği ümidini aklınızdan çıkarınız. hayat merhalesi ancak gece başladığı andan sona erer.

    aceleci olmayınız. bir anda kazanılan servetler ve şöhretler, yine bir anda kaybedilirler. isterim ki engellerle karşılaşınız, mücadele ediniz. bu sizi güçlendirir, sağlamlaştırır. elli ya da altmış yaşlarına doğru, fırtınaların dövdüğü eski kayaların sert ve parlak görünümünü alırsınız. o zamana kadar karşınızdaki alem sizi yontmuş olur; siz de böylelikle karakter kazanırsınız.

    fikir cereyanları artık sizi yalnızca güldürür. gençlikte her şey insana korkunç görünür; insanın karşısına çıkan ilk engeller bir hakaret, insanın karakterindeki fenalık, müthiş bir şey gibi geliyor. insanların ve olayların zalimliğine karşı içinizde sığınılacak bir yer edininiz. insan, düşüncelerin derinliklerinde, en ağır mermilere, en zehirli sözlere dayanabilen bir sığınak kurabilir. kendi kendinden emin olan ruh neden korksun? böyle bir ruhun en gizli düşüncelerine karşı duyduğu güveni ne zulüm ne iftira sakatlayamaz.

    sevgiyi acıklı bir şey değil, ciddi bir şey olarak kabul edin. gençliğinizde kadınların boşluğunu, deli doluluğunu, hoppalığını, yalancılığını ve zalimliklerini görerek şaşıracaksınız. yaratılışlarındaki bu haller gerçek bile olsa yüzeysel şeylerdir, bunu unutmayınız. onları değerlendirirken denizi düşününüz. deniz ki, yüzeyi o derece kararsız olduğu halde, kendine sevgi ile bağlanan ve kendini tanımasını bilen insana güvenilir bir dost olur. serbestçe kendilerini sunan kalabalık kadınların arkasında, tatlılıklarını ortaya sürmekten ve güvenerek bağlanmaktan çekinen daha utangaç yaratılışlı ruhlar arayınız. layık olduğuna inandığınız bu varlığa bütün kalbinizle vefa ve sadakat yemini ediniz. don juan'ı kıskanmayın. onu iyi tanırım; insanların en bahtsız, en üzüntülü ve en zayıf yaratılışlı olanıydı.

    sebatlı ve ölçülü bir insan olunuz. bilirim; işler biraz kötü gitmeye başladı mı, yolun yarısından geri dönmek ve hayata başka bir kadınla, başka dostlarla başlamak ve başka bir gökyüzünün altında yaşamak düşüncesi insanı kaplamaya başlar. kolay gibi görünen bu hale kendinizi kaptırmayın. bazı istisna durumlarda dayanılmayacak kadar zorunlu olabilir, fakat insanların çoğu için elde olanlardan faydalanmak daha uygundur. beraber büyüdüğümüz, beraber mücadele ettiğimiz insanlar arasında ihtiyarlamak ve ölmek, insan için en iyi olanıdır.

    nihayet hoşgörülü ve cesur olunuz. sevmek, düşünmek, çalışmak, yönetmek, bunların hepsi zor şeylerdir ve dünyada olduğunuz süre boyunca bunlardan hiçbirini küçük yaşta hayal ettiğiniz kadar mükemmel olarak başaramayacaksınız. fakat bu işler ne kadar çetin görünürlerse görünsünler, yapılması mümkün olmayan şeyler değildir. sizden önce sayısız insan bu işleri başardı ve iki karanlık çöl arasındaki hayatın dar ve aydınlık olan yolunu iyi kötü geçirdiler. siz neden korkuyorsunuz? oynayacağınız rol kısa, seyircilerse sizin gibi ölümlüdür."