şükela:  tümü | bugün
  • un beau soleil intérieur, claire denis'nin yeni filmi. 2017 cannes film festivali'nden de ödül kapan filmde bir de eskiyi anımsatan bir juliette binoche var. bir rivayete göre; filmin ismi ingilizceye "let the sunshine in" diye uyarlanmış. güzel.
  • filmekimi kapsamında izlediğim ve hayatımda izlediğim en kötü filmlerden birisi olmayı başarmış vasatlık abidesi.
  • benim de hayatımda izlediğim en kötü film olmayı başarmış film. izlerken kurtulmak için çözümün ya esas kadının ya da benim intiharım olduğuna inandım sonlara doğru. 90 küsür dakika ne kadar uzun sürebilir diye düşünüyorsanız izleyin. neden kötü olduğuna dair argümanlarımı sıralamak için bile enerji harcamayacağım, şu entryi yazarken bu film için harcıyacağım son vaktimi harcıyorum, sırf sizin için. kıymetimi bilin.
  • sık sık, alt yazı okumayı bırakıp juliette binoche 'in güzel yüzüne daldığımı fark ettiğim film olmuştur.

    arada bir de türkçe sözlü müzik duydum gibi geldi, meğer doğruymuş: https://www.youtube.com/watch?v=5ufo2mvxaja
    acid arab - stil (feat cem yildiz)
  • filmekimi 2017 kapsamında arka arkaya iki kadın hikayesi izledim dün sinemada. biri bu diğeri de trine dyrholmun muazzam oyunculuğu ile nicoyu canlandırdığı nico 1988 idi. nico 1988, ne kadar muhteşemse bu film de o kadar kötüydü.

    yaşlanmış olması biraz garip hissettiren juliette binoche dışında güzel bir şey yok filmde. çok güzel kadın hikayeleri var edebiyatta, sinemada. bu filmdeyse ne senaryo ne çekim, sinematografik anlamda doyurmuyor insanı. ben de sonlara doğru ekrandan çok saatime baktım. olmamış, isabelle'i anlatamamış bize yönetmen.

    edit: malzeme bol oysaki: orta yaşı geçmiş, boşanmış, çocuğu olan bir kadın sanatçı, paris, gizli aşıklar, aldatma, sanat camiası, varoluş sıkıntısı, aşkı arayış, juliette binoche... iyi çekilse tadından yenmezdi.
  • fularli da fularsiz da begenmedim. filmekimi'nde bulabildigim tek film buydu ve nedeni ortaya cikmis oldu.

    cidden kotuydu ya. ovecek bir yerlerini aradim ama yok maalesef.