şükela:  tümü | bugün
  • georges perec'in bir romanı. fransa'da 1967'de, türkiye'de 1990 (2. basım 2000) da yayımlanmış.
    yazar 'uyuyan adam'a anlatıyor öyküsünü, kendini kendisine anlatıyormuş gibi bir hava seziliyor. (tartışmalı, açıklığa kavuşmamış bir konu bu; romanın son sayfasındaki notta belirtildiği gibi)
    "sen bulanık bir gölgeden, sert bir kayıtsızlık çekirdeğinden, bakışlardan kaçan nötr bir bakıştan başka bir şey değilsin." s.21
  • her seye bir kulp takmayi basaran filozoflar ve fizyoloji alimleri, perec'in bu eserine de "otobiyografik" demekle yetinebilmistir. halbuki insan olmanin bedeli bu kadar agir olmamalidir, sozumuz "agac olmak isteyen ama hicbir zaman olamayacagini bilenler"den disari...
  • "keşke insan türüne ait olmak, o dayanılmaz ve sağır edici gürültüyü de beraberinde getirmeseydi; keşke hayvanlar aleminden çıkıp aşılan o bir kaç gülünç adımın bedeli, sözcüklerin, büyük tasarıların, büyük atılımların o dinmek bilmeyen hazımsızlığı olmasaydı.."
  • perec kitabinda bir insanin toplumsal baski altinda ezilmesini anlatir. uyuyan adam, yaptigi her hareketin birileri tarafindan* onceden belirlendigini dusunur. nasil konusacagimiz, nasil oturup kalkacagimiz, hangi meslegi sececegimiz, kiminle evlenecegimiz, hatta nasil olecegimiz bile belirlenmistir der. ve bu dusunceleri onu bir cesit pasif eylem yapmaya, sosyal intihar'a iter. kitap bittiginde akilda kalan en guclu imge pembe bir plastik legen icindeki kirli coraplardir. dramatik..
  • evinden cikman gerekmez. masandan kalkma ve dinle. hatta dinleme, yalnizca bekle. hatta bekleme bile, kesinlikle sessiz ve yalniz ol. dunya, maskesini dusuresin diye, gelip kendini sunacaktir sana, baska turlu olamaz. kendinden gecmis bir halde egilecektir onunde/ f.kafka

    epigraf'i ile girilir kitaba.
  • george perec'in esasında bir çok şeye uyanmış olan adamı...

    çevrenizde olup biten herşeyin anlamını çözdüğünüz zaman anlamı olan ne kalır ki ? legeninizde ölü balıklar gibi yüzen üç çift çorabınız belki de...dikkatlice ya da dikkatsizce ördüğünüz yaşamınızdan bir kaç ilmek kaçırdığınızda ördüğünüz herşey sizinle beraber sökülebilir...

    kırılmaya hazır bir ince bir buz tabakasının üzerinde kayıyoruz... (bkz: skating away on the thin ice of the new day)
  • goerges perec’in hayatın çigliğini, keşmekeşliğini, insanlarını, sessizliğini, sıradanlığı veya deliliğini yapayalnız bir adamın beyin kıvrımlarını zerre zerre damıtarak, kelimelerin sınırsızlığının ve anlamsızlığının bilincinde, uykulu gözlerle anlattığı bol dumanlı bilge kitabı. uyuyan adam, kitabı oluşturan monologlar boyunca hayatının boşluğunu, yalnızlığını, varoluş sebeplerini kıvranırcasına düşünür durur,analizlerde sürüklenir, bir türlü kontrol edemediği beyni, kaydettiği bütün hayat karelerini detaylara boğar, detaylarda kaybolur, nöbetlerden sonra çıkış asla bulunamayacağı ya da olmadığı için tekrar başa dönülür. ana karakter hayata yabancı olmasına rağmen, esasında tanıdık biridir. camus’nün yabancısının, sadece cümle kurarak yaşamını besleyen tipik bir samuel beckett karakteriyle, hermann hesse’nin bozkırkurdu'nun aynı beyinde bir harmanı gibidir. yaşamının olanca yalınlığının bir mükafatı olarak, organlarının, etrafını saran nesnelerin ve kafasını dolduran onca hayalden kurtulduğunda hayatı çırılçıplak karşısında, bütün arzuların ve dünya üzerindeki tüm hareketin, geçmişin ve şimdiki zamanın ağırlığını da yatağının sert zeminine batan kemiklerinin üzerinde bulur. ya da bulduğunu sanmaktadır. kimse bilemez. bu kitap, aynı zamanda perec’in yaşam kullanma klavuzu’nu yazmadan önce hangi asfaltları düzlediğini işaret etmesi bakımından da ilginç ve kaydadeğerdir. insan beyninin sınırlarında durmaktadır ve o dayanılmaz kaosuna, yeniden okunduğunda yenilecek yeni tokatların beklenmesine rağmen çavdar tarlasında çocuklar gibi panik anlarında, insanın kendinden dahi şüphe ettiği deprem günlerinde telaşla yanına koştuğu dostlarının başında gelir, hemen yanağını uzatıverirsin.
  • "... ne kimseyi gorme, ne de konusma, dusunme, disari cikma, yerinden kimildama istegi duyuyorsun.

    yine boyle bir gunde, biraz daha once, biraz daha sonra, bir seylerin yolunda gitmedigini, acik konusacak olursak, yasamayi bilmedigini, hic bilmeyecegini, sasirmadan kesfediyorsun.

    ilerlemekten vazgectin, ama zaten ilerlemiyordun ki, yeniden yola cikmiyorsun, vardin sen, daha uzaga gidip de ne yapacagini kestiremiyorsun..."

    cumlelerini barindiran okunasi georges perec kitabi...
  • georges perec'i içinden binbir adet aforizma ayiklanabilecek, büyük romani...
    orjinal ismi un homme qui dort...
    güne ayak uydurmaya yönelik çabanin neticesindeki kesin kayitsizlik ve silikle$meye işaret eder. çabayi beyhude bulur ve kayitsizligi daha da yüksek dozlarda kendisine enjekte eder ki$i... tümün içinde kaybolan ve esasen hiç varolmami$ olan birey kavrami ile ilintilidir aslinda... tam olarak kendini dünyadan çekmekten ziyade, kendini dünyaya zaten hiçbir zaman sunmami$liktir söylenen... insana dair sevinç, ku$ku, endi$e, heyecan, umut , beklenti gibi kavramlardan siyrilmanin tek çözüm olduguna i$aret eder gibi yapar ama bunun da varolani milim degi$tirmedigine varir. aidiyete dönerek aidiyetten siyrilma ile ilgilidir en kaba tabiriyle...perec'e göre tek güzergah kayitsizliktir ama bu da bir çare te$kil etmez...
    otobiyografik olup olmadigi tarti$masi her daim devam etse de, bunca yüklü satirin sadece empatiyle mürekkebe dökülemeyecegi de a$ikardir...
    fazlasiyla samimi ve felsefi olmayi ayni anda beceren ve e$i benzeri biraz zor yazilacak olan uyuyan adam, her zaman için kitapligimin ilk 3'ünde yeralagelmi$tir.
  • uzanırken tavandaki çatlakları,pürüzleri,noksanları görmenin önemini vurgulamış roman.
    (bkz: philippe sollers/#2720384)