şükela:  tümü | bugün
  • insallah mactan ônce save almıştır.
  • maç 3-1 olunca evladımı uyuttum. sabah kalkınca ben çocuğuma ne diyeceğim hoca?
  • aynı psg'de olduğu gibi, arsenal'in başındaki başarısı da, kulüp içerisindeki kültürü ne kadar değiştirebileceğine bağlı olan teknik adam.

    arsenal'de son 10 senede kulübe bir salgın hastalık gibi yayılmış olan bir rehavet kültürü var. takım sahibi kroenke'nin saha içi başarılar yerine finansal başarıya odaklanması ve kulüp içerisinde tek adam olan arsene wenger'in, başarıya yönelik bir hırs kültürü yaratmak yerine, ilk 4'e girmekle yetinen bir rehavet kültürünü ortaya çıkarması, arsenal'in son 10 senedeki en temel problemiydi.

    arsenal içerisinde, oyuncusundan, antrenörüne, yöneticinden, hocasına hiçkimsenin saha içi başarı bağlantılı hedefleri ve bu hedeflere ulaşamadıkları takdirde ödeyecekleri bir fatura olmadı. bu rehavet kültürü, oyuncular üzerindeki baskıyı azalttığı için oyuncuların kendilerini göstermelerine fırsat veriyormuş gibi olsa da, hedef ve yönlendirmeden yoksun oyuncular, kendilerinden beklenen gelişmeyi bir türlü gösteremediler. arsenal taraftarı, walcott, wilshere, ramsey, ox gibi yeteneklerin, yıllar boyu oyunlarının üzerine hiç bir şey koyamayışlarını izlemek zorunda kaldı ve yeni nesil iwobi ve bellerin gibi oyuncuların da aynı duraklama dönemlerine girişlerine de bu sezon şahit olduk. ox'un, klopp'un yönetimi altında bir anda bambaşka bir oyuncuya dönmüş olması, arsenal içerisinde nasıl bir rehavet kültürünün yerleştiğinin bir göstergesi gibi.

    yeni teknik direktörün tanıtıldığı ilk basın toplantısında, arsenal ceo'su ivan gazidis, teknik direktör seçimindeki 3 kritik faktörden birisini, "a record of developing players through detailed tactical instruction and cultural demand" olarak tanımladı. yani, detayli taktiksel yönlendirme ve oyunculardan daha fazlasını isteyen bir kültür yaratma isteği, emery'nin seçilmesindeki önemli faktörlerden birisiydi.

    emery, futbol dünyasındaki en detaycı adamlardan birisi ve her oyuncusuna saatler süren video görüntüleri vererek, hem kendilerini geliştirmelerine hem de rakibi çözmelerine yardımcı olduğu biliniyor. zaten, sevilla ve valencia dönemlerinde de, bir üst seviyeye çıkardığı oyuncuların sayısına bakarsanız, bu adamın yöntemlerinin işe yaradığını görebilirsiniz. arsenal, hiç bir zaman city ve united gibi kulüplerin finansal gücüne ulaşamayacağı için elindeki malzemeye level atlatmak, kulübün birinci önceliği olmak zorunda.

    emery'e şu an en sık yöneltilen eleştiri, "psg ile şampiyonlar ligi alamadı" eleştirisi ve bu argümanın 2 problemi var.

    birincisi, psg yönetimi, emery'e oyuncu geliştirme vizyonunu uygulama fırsatını hiç bir zaman vermedi. psg'nin içerisinde de, aynı arsenal'de olduğu gibi, yönetim ve lauren blanc tarafından yerleştirilmiş, oyuncuların şımartıldığı bir rehavet kültürü var. hatta, sezon başında, emery, formasyonu 4-3-3'ten, 4-2-3-1'e çevirmek istediğinde, oyuncuların yönetime giderek bu değişikliği istemediklerini soylediklerini ve yönetimin de emery'i veto ettiğini biliyoruz. bu yüzden, psg-emery ilişkisi daha sezon başında bitmişti bile diyebiliriz. daha ilk günden başlayan oyuncu-hoca güç çekişmesi, çok pahalı ve şımartılmış oyuncuların lehine sonuçlanmıştı. ilginç olan, psg'nin yeni hoca olarak, emery'nin asabi versiyonu tuchel'i seçmiş olması. arsenal'e benzer bir şekilde, psg de, rehavet kültürünü ortadan kaldırmayı deneyecek ve bunu yapmak için yıpranan emery yerine, taze kan tuchel ile devam etme kararı aldılar.

    yukarıda bahsettiğim eleştirinin 2. problemi, şampiyonlar ligi'nin yapısını görmezden gelmekten kaynaklanıyor. ne kadar paranız olursa olsun, hangi oyunculara sahip olursanız olun, şampiyonlar ligi şampiyonluğunu "olmazsa olmaz" bir hedef olarak koyamazsınız. eğer, bu kupayı alamamak, başarısızlık olacaksa, o kulübe hiç bir hoca dayanmaz. man city, dünyanın en iyi hocasına ve sınırsız kaynağa sahip ama geçen sene monaco'ya, bu sene de liverpool'a elendiler. bu, guardiola'nın kötü bir hoca olduğu anlamına mı geliyor? hayır. şampiyonlar ligi, bu seviyede kazanma alışkanlığı olan takımların her zaman avantajlı olduğu bir turnuva. bok gibi paranız olması, hiç bir zaman real madrid, barcelona ve bayern'i yeneceğinizin garantisi olamaz. real'in, organizasyon olarak 100 senede öğrendiğini, bir hocadan 2 senede kulübünüze enjekte etmesini beklemeniz de pek gerçekçi olmaz.

    emery'nin arsenal'deki şansı, şımarık ve tembel bir kadrodan daha çok, rahata alışmış ancak istekli bir grup bulacak olması. geçen sezon içerisinde, oyuncuların sahada ne yapacaklarını bilmemelerinden şikayet ettikleri basına sızdı ve yeni dönem ile beraber böyle bir sorunları olmayacağına eminim. emery'nin eski öğrencisi joaquin'in de "emery, bana o kadar çok video verdi ki, evde popkorn kalmadı" sözleriyle çok güzel açıkladığı üzere, arsenalli oyuncuların eğitim ve yönlendirilme ihtiyaçlarının karşılanacağı kesin gibi. burada asıl kritik mesele, takımın bu yeni kültüre nasıl adapte olacağı ve oyuncuların bu bilgi yüklemesine verecekleri reaksiyon. bana göre, emery'nin psg macerası, onun açısından yanlış bir seçimdi. lejyonerleri alıp kupa alma işi, başka bir hoca türünün uzmanlık alanı (tuchel bile o türe giriyor mu bilmiyorum). bu yönüyle, kendisinin arsenal'e daha iyi uyum sağlayacağını düşünüyorum. kısa vadede başarılı olup olmayacağını, oyuncuların ona uyum sağlayıp sağlayamayacağı belirleyecek ve bu gerçekleşmezse, arsenal yönetimi ve taraftarı, umuyorum wenger'e gösterilen sabrın yüzde birini emery'e de gösterir.
  • elenince uefa gruplara kalırım sanmış,aldanmış, tolunay kafkas futbolu neferi...
  • 28 senelik futbol kariyerinin son iki senesi ülke dışına çıkmış adamı fransız ekolüyle özdeşleştiren a haber muhabiri kılıklı yazarları ortaya çıkarmış hondarribia doğumlu ispanyol teknik direktör.
    hem cahiller hem de şımarık. bi düşün lan ülkenin yakasından.
    edit: arkadaş a haber’den direk anadolu ajansı’na transfer olmuş. şimdi de sevilla ile 3 uefa kupası kazanan teknik direktöre, büyük teknik direktör olduğu yer fransa diyor. troll müdür nedir?
    merci arsene, welcome unai.
  • geçen sezon barcelona'ya karşı ilk maçtaki 4-0 galibiyetin rövanşına çanakkale geçilmez ile oynama fikriyle sahaya çıkıp 6-1 yenilerek elenen, bu sene ise real madrid maçında 1-1 iken cavani'yi çıkarıp thomas meunier'i (kendisi de beğendiğim bir oyuncudur aslında) alarak maçı real'in inisiyatifine bırakan hoca.

    hıncal uluç'u senelerce dinlemiş bir insan olarak aklıma ilk gelen sıfat korkak, ne yalan söyleyeyim.
  • arsenal'deki geleceğinin belirleneceği kış mevsimine hala kimlik sorunlarıyla boğuşarak giren hoca.

    arsene wenger'i nasıl bilirdiniz bilmiyorum ama kendisinin en zorlandığı dönemde bile takımına bir kimlik kazandırma problemi olmamıştı. her ne kadar son 2 senesindeki krizleri çözmek için bir takım arayışlara girdiyse de, invincibles jenerasyonunun ayrılmasından, istifa ettiği sezona kadar wenger'in oynattığı futbol aşağı yukarı benzer bir şablona oturdu. arsenal'in bu şablonu fazlasıyla öngörülebilir bir hale geldiği için, arsenal'in bu oyunu bozmayı başaran takımlara karşı hep zorlandığını gördük. mesela, oyun bozmak denilince ilk akla gelen isimlerden mourinho'nun takımlarına karşı kariyeri boyunca çıktığı 18 maçtan, arsene wenger sadece 2 galibiyet alabildi. kendi prensiplerine olan bağlılığı wenger'i, idealist-pragmatist skalasında, idealizme çok yakın bir yere yerleştirdi ve arsenal bunun avantajlarını da, dezavantajlarını da 20 sene boyunca tecrübe etti.

    wenger istifa ettiğinde, arsenal yönetimi doğru bir karar alarak teknik direktör yetkilerinin, yönetim kademelerinde paylaştırıldığı yeniden bir yapılanmanın startını verdi. hoca konusunda da wenger'in şablonunu bozmayacak genç isimlerin adı geçiyordu ancak ferguson-moyes geçiş döneminin başarısızlığının da etkisiyle, daha tecrübeli bir isim olan emery'de karar kılındı. açık söylemek gerekirse, sevilla, valencia ve psg'nin başında tek tük maçlarını izlemiş olsam da, emery'nin tam olarak nasıl bir sistem ve felsefe yerleştirmeye çalışacağından pek emin değildim. arsenal taraftarının büyük çoğunluğu da böyle düşünüyor olsa gerek ki, ağustos 2018'den bugüne kadar genel bir sessizlik vardı. ancak, şu sıralar bu sessizlik yavaş yavaş bozulmaya başladı ve ilk çıkan sesler pek iç açıcı değil.

    şu an arsenal'in en büyük problemi, emery ile geçen 14 ay sonunda takımın hala bir kimlik edinememiş olması. maalesef emery'nin oynamak istediği futbol ile arsenal'in kadro yapısı ve geleneksel değerleri arasında bir uyumsuzluk söz konusu. emery'nin kafasındaki sistemin a planı, defansif güvenliğin ön plana çıkarıldığı, yarı sahada yoğun pres ile kazanılan toplar ile oynanan bir kontra-atak futboluna dayanıyor. set hücumlarında da, karşı takımı üzerine çekme ve rakibin gerisinde yaratılan boşlukları kullanma denemelerini görüyoruz. her geçiş hem de set hücum planlarının ortak özelliği ise arsenal'in tam 20 sene oynadığı top kontrolüne dayalı futbolun tamamen terkini gerektiriyor olmaları.

    her ne kadar sahada gözüken planlar daha defansif bir arsenal'i işaret ediyor olsa da, unai emery, geldiği günden beri her basın toplantısında arsenal'in rakibe kendi futbolunu kabul ettirmeye dayalı bir hücum futbolunu hedeflediğini söylüyor. geçen sene, arsenal taraftarı nihai hedefin bu olduğunu ve oynanan kimliksiz futbolun bir geçiş dönemi olduğunu düşünüyordu ancak bugünlerde buna inanan pek kimsenin kaldığını söyleyemem. arsenal, oyunu kontrol etme ve rakibe istediği futbolu dikte etme konularında 14 ayda bir arpa boyu yol gidebilmiş değil. bu sene, ligde 2 farklı galibiyet alamadı ve son oynanan bournemouth maçında rakibin berbat oynadığı ilk 45 dakikada hiç bir şey üretilememiş olması da bu durumu çok açık bir şekilde ortaya koydu. öte yandan, arsenal, bu sezon ligde en kimlikli futbolunu liverpool deplasmanında oynadı ve bu maçta tamamen kontra-atağa dayalı bir taktik uygulanmış olması da tesadüf değildi.

    emery, daha mücadeleci bir takım ortaya çıkarmış olsa da, karşı takım topun kontrolünü arsenal'e verip biraz geriye yaslandığında, arsenal'in rakip defansı çözecek bir stratejisinin olmadığını görüyoruz. geçen sene, arsenal'in ilk yarıyı önde kapattığı bir maç izlemek için 18. haftaya kadar beklemek zorunda kaldık. ilk yarılarda oynanan dişsiz futbol, arsenal'in pro-aktif bir stratejisinin olmadığının işaretini veriyordu. emery, reaktif değişikliklerle o dönemde bir çok maçtan sonuç almayı başardı, ancak oyuna hakim olma yetisinin bir türlü kazanılamayışının faturası ligin sonuna doğru ödenmeye başladı.

    bu sezon da toplanan puan açısından fena başlamamış olmasına rağmen, taraftarın emery'e karşı tutumunun daha çok negatif seyrettiğini görüyoruz. bunun sebebi de, kadroda yapılan iyileştirmelere rağmen, oynanan futbolun geçen sene ile aynı seviyede olması. emery'nin bunu değiştirmek için önünde bir fırsat var. arsenal, sezon başından beri yedek bekleriyle oynuyor ve orta üçlü, kanatlara defansif anlamda yardımcı olmak için 50 metre genişlikte oynamak zorunda kaldı. dizilişin bu kadar dengesiz olması, arsenal'in orta sahada oyunu dikte edemeyişine neden olurken, göbekten de çok fazla pozisyon vermesine katkıda bulundu. bellerin ve tierney'nin ilk 11'e girmesinin, bu problemlerin çözülmesine katkıda bulunacağı kesin ancak arsenal'i bir anda istenilen seviyeye getirecek altın dokunuş olup olmayacağına pek emin değilim.

    hocaları, defansif/ofansif gibi siyah/beyaz kategorilere ayırmayı pek sevmem. emery'i, temkinli bir pragmatist olarak tanımlayabiliriz ve ilk 14 ayda ne kendi felfesini takıma yerleştirme konusunda pek başarılı olduğu söylenemez. arsenal, defansif önceliklerin daha ağır bastığı bir stratejiyle oynayan ancak doğru düzgün defans yapamayan bir takım haline gelmiş durumda ve bu durumun sürdürülebilir olmadığı ortada. beklerin katılımının da bu sorunu bir anda ortaya kaldırması pek mümkün gözükmüyor. sanıyorum, emery hangi yöne gitmek istediğinden pek emin değil. daha proaktif/ofansif bir strateji kendi ideallerine aykırı ve arsenal'i defansif bir kale yapacak zaman ve kadro yapısı da elinde yok. arsenal'in yeni iş başı yapan futbol hiyerarşisinin de takımın nasıl oynaması gerektiği konusunda bir fikir sahibi olduğuna eminim. önümüzdeki 3-4 ay içerisinde arsenal'in sürdürülebilir bir futbol kimliği edinip edinemeyeceği emery'nin de geleceğinin belirleyicisi olacak. emery, önümüzdeki sezon kontratının son yılına giriyor ve yönetimin, bu sezonun minimum hedefini "şampiyonlar ligi" olarak koyduğunu biliyoruz. eğer, arsenal şampiyonlar ligi bileti alamazsa büyük ihtimal emery ile yollar ayrılacak. benim merak ettiğim, eğer arsenal bu futbolu oynamaya devam eder ama man utd, tottenham ve chelsea'nin yaşadığı irili ufaklı krizler sayesinde ligi ilk 4 bitirmeyi başarırsa yönetimin nasıl bir karar alacağı. bana göre, freddie ljungberg isminin her geçen gün daha yüksek sesle duyulmaya başlandığı bir ortamda, emery, görevde kalmak istiyorsa, hem oynanan futbol, hem de ligdeki pozisyon itibariyle herkesi tatmin etmek zorunda.
  • beşiktaş'a getirip 10 yıllığına kulübün anahtarını teslim edeceksin, en az 1 avrupa kupası garanti. seyir zevki ise paha biçilemez. (10 sene çok diyene sanki 100 senede bir şey alabildiniz ile cevap veriyorum)

    ister önce gülün, sonra basın eksiyi; bana göre valencia'ya dünyanın en güzel futbolunu oynatıyor, evet barcelona'dan bile iyi. tek kusuru takımın güzel futbolunu 90 dakikaya yayamaması, belli dakikalarda düşüşler yaşaması ve büyük maçlarda oyuncuların heyecandan sakarlaşmaları.

    saygı duyduğum teknik adam.
  • arsenal'den kovulmuştur.

    good ebening reis, hep kalbimizde kalacaksın..

    https://www.youtube.com/watch?v=pxvofueg7qi
  • iki senedir ud almeria'nın başında bulunan geleceği parlak teknik direktör. önce takımı tarihinde ilk kez la liga'ya çıkardı. ardından neredeyse tamamı ikinci lig topçularından ya da la liga'nın orta halli takımlarının yedek futbolcularından oluşan kadrosuyla avrupa kupalarına katılmaya hak kazanmaya çalıştı. yaşının henüz 36 olduğunu eklemeden geçemeyeceğim. kendisi için şu an real betis, atletico madrid, valencia ve sevilla bir yarış içindeler ve bir yandan da kulübü sözleşme yenilemek için aylardır götünü yırtıyor. basklı olması kendisini daha da sempatik yapıyor*. karizmatiktir ayrıca. ileride adından söz ettirecek teknik direktörlerin en başında geliyor.