şükela:  tümü | bugün
  • '' tungsten dayı kimyasal bir çocukluğun anıları'' adıyla türkçeleştirilmiş kitap. arka kapaktan -> '' karısını şapka sanan adam, renkkörleri adası, sesleri görmek ve uyanışlar gibi kitaplarında insanların, hastalıkların ve fizyolojik durumların hikayelerini anlatan oliver sacks bu sefer okuru bambaşka bir yolculuğa çıkarıyor ve sayıların, renklerin, elementlerin, metallerin, ışığın, mendeleyev'in bahçesinden geçirerek kimyanın sihirli dünyasına götürüyor.

    bilime adanmış hayatların- sacks kendi ailesinin , curielerin, sheelenin, davynin, daltonın ve daha pek çoğunun- yanında , bir çocuğun gözünden ikinci dünya savaşını okumak isteyenler için. ''

    yapı kredi yayınlarından roza hakmen çevirisiyle çıkmış.

    diğer oliver sacks kitapları gibi zevkle keyifle aman bitmesin diyerek okunan insana bişileri bişilerle karıştırıp renk değiştirmesini parlamasını dumanlar çıkarmasını vb. izleme isteği veren kitap.
  • sıla hasreti fabrikası kitabındaki oliver sacks söyleşisini okumasaydım, bu kitapla muhtemelen tanışamayacaktım. benim gibi kimyanın k'sinden anlamayan birini böyle etkiliyorsa, hayatı sayılar ve formüllerle anlayanlara neler yapar kim bilir.

    ikinci dünya savaşına rastlayan çocukluğundan 14-15 yaşlarına kadar olan süreyi anlatıyor toplamda sacks. öte yandan kimyanın yanılmalar, keşifler, bitmek bilmez deneylerle örülmüş koca tarihini sıkıştırıyor buncacık süreye. savaşın katı gerçekliğinden, başka sağlam bir gerçekliğe sığınma ihtiyacıyla kimyaya ilgi duyuyor oliver:
    "bilimin, gaddarlıkla nefretin ortasında bir özgürlük ve dostluk alanı olduğunu öğrendik." (27)

    tungsten dayı olarak anacağı dave dayı'sının müthiş hâmiliğinde içinde yeni bir dünya yeşeriyor henüz çok küçükken. kendi mütevazı laboratuvarında o dünyayı el yordamıyla ve okuyarak keşfediyor. kensington'daki bilim müzesi'nde saatlerce mendeleyev'in periyodik tablo'sunun karşısında oturup düşüncelere, hayallere öyle dalıyor ki fikir edinmeniz için şöyle bir şey:

    "periyodik tabloyu gördüğüm günün akşamı heyecandan neredeyse uyuyamadım. /.../ o geceki hummalı, bölük pörçük uykum sırasında hep periyodik tabloyla ilgili rüyalar gördüm: önce parıltılı, dönen bir çarkıfelek, bir fırıldaktı; ardından ilk elementten sonuncusuna, uranyumun ötesinde fır dönerek sonsuzluğa uzanan koca bir bulutsu. ertesi gün müzenin açılmasını sabırsızlıkla bekledim ve kapılar açılır açılmaz, tablonun bulunduğu en üst kata koştum." (174-5).

    tam bir öğrenildiğinde ufku iki katına çıkaran şeyler ambarı olan bu kitap, bana kimya adı verilen müthiş dengeler biliminin nasıl tesadüfe yer kalmayacak şekilde ilahi bir el tarafından "ayarlandığını" gösterdi. dindar biri olmamasına karşın oliver sacks bunu:
    "sistemin tamamı ilahi güzellikte, mantıklı, yalın ve ekonomikti, tanrı'nın abaküsünün bir işleyişiydi" (274) ve;
    "leibniz'in sözünü ettiği 'ilahi matematik'le mümkün olan en zengin gerçeklik en ekonomik yoldan yaratılabilirdi; bunun her yerde kendini gösterdiğini düşünüyordum: birkaç düzine elementle milyonlarca bileşiğin, hidrojenle yüz küsur elementin oluşturulabilmesinde; onca değişik atomun iki veya üç parçacıktan oluşmasında; atomların kararlılık ve kimliklerinin, kendi kuvantum sayılarıyla sağlanmasında; bütün bunlar tanrı'nın elinden çıkmış olabilecek kadar güzeldi." (279)
    şeklinde söylemiş.

    oliver sacks'ın kitabı yazmaya başlama hikâyesi de sonsöz olarak karşılıyor okuru. proustvari bir hatırlama nesnesi olarak tungsten elbette ki burada da başrolde: simgesi w, atom numarası 74.
  • işsiz bir kimya mühendisi olarak yaşamadığım bir geçmişe özlem duymama sebep olan, ortaokuldaki o muhteşem biyoloji laboratuvarını ilk kez gördüğümde duyduğum hisse geri götürüp belki daha da heyecanlandıran, stem ile iç içe geçen bir çocukluğun ne kadar dolu ve büyülü olduğunu gösteren bir çeşit otobiyografi.

    ne yalan söyleyeyim acayip kıskandım. ikinci dünya savaşı dönemi evet çok kötü ama londra'da bilim dolu kocaman bir aileye doğmak, o imkanlar ve akrabalar. gerçekten imrenilesi bir hayat.

    edit: imla
  • okurken nedense anthony bourdain'ın kitchen confidential'ıyla aynı tadı vermiş kitap.

    görebileceğiniz en tuhaf çocukluk anılarından tutun londra'nın yarım asır geçmesine rağmen çok az değişmesine kadar birçok keyifli anekdot ve detaylarla su gibi akıp gidiyor. kimyayla alakalı birçoğumuzun liseden bile daha fazla şey öğreneceğini de ekleyelim.

    hasılı, ben çok beğendim. tavsiye ederim.