şükela:  tümü | bugün
  • bir goran bregoviç şarkısı. ikinci dünya savaşı ruhiyatını yansıtması mümkün şarkılardan biridir bana göre. karlı, trenli, uzun yolların olduğu günlerdendir sanki.(bkz: yeraltı edebiyatı)
  • hüzün giymiş parça, ulaştığı herşeye nasıl oluyorsa tatlı bir hüzün götüren, gözleri daldıran, durgunluğu huzurla getiren, garip bişey.
  • içimi bitmemiş ve imkansız bir aşk gibi saran gri ve bordo bir şarkı...sanki boş bir sokakta ilerliyorum, dudaklarımda soğuk kışın ürpertisi ve dilimi çatlaklarda gezdirip dolaştığım sokaklarda onu arıyorum. bulamadıkça büyüyor aşkım. dudaklarım daha da çatlıyor ve sonsuz bi acıyla kanım çekilmişçesine, dokunsalar devrilecekmişçesine güçsüz, ama dokunmadıklarında sonsuzluk kadar onu arayacağıma yemin etmiş gibi ilerliyorum. nefes alamadıkça yaşamanın şarkısı diyim.
    bu duyguları bu eser kadar, ressam modigliani'ye dair 2004 yapımı modigliani filminden sahnelerle izlemek de yaratmış olabilir. merak edenler için http://www.youtube.com/watch?v=varwqcibq3c
  • bomond'un yaylı sazlar ile yaptığı icrası özellikle yağmurlu bir istanbul gününde tüm kaosun içinde ilaç gibi gelmektedir.

    "underground tango" g. bregovic by "bomond" & "109records"
  • 2014 senesi aralık ayıydı, kışları sürekli karlı olan bir şehirde üniversite öğrencisiydim. okuldan dönmüştüm, evimde tek başıma oturuyordum. balkonun kapısını açmıştım, balkon karla kaplıydı, kar hala yağmaya devam ediyordu.

    o gün doğum günümdü.

    bir defter aldım elime, kendime kendimce bir doğum günü mesajı yazdım.

    o esnada arkada çalan parça da underground tango idi. o gün en az 2 saat bu parçayı dinledim. balkonun kapısını kapatmadım, üşüdüm, düşündüm, dua ettim, kendimi dinledim; bu parça başladı, bitti, yine başladı, yine bitti.

    hava iyice karardı, akşam oldu. sonra kapı çaldı, daldığım düşlerden çıkmam gerekti. defterimi kaldırdım, müziği yarıda kestim ve kapıyı açtım.

    gelenler gittikten sonra kaldığım yerden devam ettim dinlemeye.

    nedense o gün çok büyük bir aidiyet hissetmiştim bu esere, hala da hissederim. içimde, arkalarda bir yerde hep çalmaya devam ediyor aslında.

    underground tango

    (bkz: goran bregovic)