şükela:  tümü | bugün
  • steam'de metacritic rekoru kıran oyunlardan biridir. 97-98 metacritic puanına ulaşan gta v, half life 2 gibi tek tük oyun hatırlıyorum.

    bu atari oyunu kıvamında olan oyunun o kadar triple-a oyun arasından sıyrılıp böyle tutması da takdire şayan.
  • 97/100 ile tüm zamanların en yüksek meta puanını almış 15 eylül 2015 çıkışlı oyun.

    oyunun developer'ı toby fox "if you like indie games and crying then check out my indie game, undertale" demiş. (türkçe meali: "valla biz de şaşkınız, açıp tekrar oynayacağız, bakalım")

    oyunun kickstarter aşaması

    soundtrack

    edit: half-life lobisinin müdahalesiyle metascore'u 96'ya düştü.
  • guzeldi.oynarken sebepsiz yere her dusmanla barismaya calistim.galiba çok az oyun da olan bu ozellik en sevdiğim kısmı oldu.siralamam da 6 inci siraya geldi.

    not:şu an ki siralama

    1-wow
    2-fire emblem awakening
    3-zelda ocarina of time
    4-planescape torment
    5-diablo 2
    6-undertale
    7 - pokemon heartgold
    8 - final fantasy 4
  • metacritic puanı şu an için sadece 11 incelemeyle verilmiştir.

    edit: son derece gaddarca bir biçimde oynadım. ve sonunda olanlar beni gerçekten etkiledi. hakikaten puanını hak ediyormuş.

    edit2: sanma ki bilgisayar bozuk, oyun çöktü.
  • sözlükte yeterince bahsinin geçmemesini belli bir kültürel aşinalığı çağrıştıran (gerektiren demeyelim) görsel tarzı ve biraz dil hakimiyeti gerektiren yazımına bağladığım, geldiğimiz yılda "oyun" denilen olguyu bir adım daha ileri götürebilmiş, bunu da oldukça rahat bir şekilde yapabilmiş gibi gözüken iki oyundan biri undertale (başka bir oyundan da umutluyduk, ama olamadı). ancak nasıl bunlardan ilki -- söyletmeyin şimdi bana o şaheserin ismini -- seneler önceden "geliyorum ve geldiğimde hepiniz ismimi biliyor olacaksınız" dercesine, tarihsel bir sürecin sonucu olarak şartların olgunlaşmasıyla gümbürdete gümbürdete gelmiş bulunuyorsa, undertale de tam o kadar sessiz sedasız, şahin bey'in dediği gibi denizin buz gibi soğuk sularından da değil, dibini bırakın derinliğini bile baktığımızda anlayamadığımız karanlık bir boşluktan, ismi verilemeyen bir tür evrensel maddeden geliyor. ben bunu değerlendirmeye çalıştığımda, kafamı bu boşluğun içerisine daldırdığımda ne algılayacağımı bile tam olarak idrak edemiyorum. gözlerimi kapamak inanın daha bir renkli bir resme sebebiyet veriyor. toby fox isimli inanılmaz mütevazi bir dahi tarafından şekillendirilmiş, evet: ama bu deha hakkında da, en büyük takdiri hakeden o tevazu hali, zekası ve çalışkanlığı dışında hiçbir şey bilmiyoruz. undertale'i fonlarken tam olarak nasıl bir canavarı beslediklerinin farkında olmayan masum kickstarter köylüleri dahil, kimse beklemiyordu, kimse geleceğini dahi bilmiyordu (aksini iddia eden kişi eğer bu bahsettiğim köylülerden biri değilse, ağzının ortasına bir tane yapıştırın). beni şaşırttı, herkesi şaşırttı: ondan korkmadık ama emin olun titredik.

    titremedik belki, ama istesek titreyebilirdik de. bu oyun, spoiler vermeden hakkında konuşması en zor oyunlardan biri olsa da, biraz anlatmaya çalışalım. fazla ağdaya gerek yok, ki eğer gerek olsaydı, oyun zaten bu kadar iz bırakamazdı. undertale, siz onu nasıl oynarsanız öyle bir oyun. ancak buradaki konu "yaptığınız seçimlerin etkisini görmek" değil. burada olan bitene kıyasla o tırnak içinde yazdığım şey fazla soğuk ve mekanik kalıyor. o tanımın içerisinde tasarımcının elini görebiliyorsunuz. hayır, undertale bunu biraz daha ileriye taşıyor, daha farklı. oyuncu onu oynadıkça, undertale onu tanıyor ve hatırlıyor. her şeyi hatırlıyor, hiçbir şeyi unutmuyor. attığınız her adım ve yaptığınız her hamle bu oyunun aklında ve vücudunda iz bırakıyor. bu oyun sizin dostunuz, arkadaşınız -- ya da düşmanınız. ve oyunu oynayan kişi olarak sizden bir beklentisi var.

    hayır, yok. ama sizin ondan beklentiniz şu olsun: undertale'i nasıl oynarsanız oynayın, undertale size görmek istediğiniz şeyi gösterecek. istediğiniz şeyi elde edeceksiniz, ve asıl bu noktada sınanacaksınız. eğer vardığınız noktadan pişmanlık duyarsanız, geriye dönmek isterseniz, yeni bir başlangıcı dilerseniz, undertale bunu bilecek ve emin olun fikrini söyleyecek. bazen sizi affedecek, bazen etmeyecek. bazen de affeder gibi yapıp affetmeyecek ve bazı şeyleri geri almak için artık çok geç olduğunu anlayacaksınız. bunun farkına varacak ve bu soğanın dışınıı merak edeceksiniz. didikleyeceksiniz, kurcalayacaksınız, alternatifleri deneyeceksiniz. undertale'in bir beklentisi yok dediysem eğer, yanlış konuşmadım. ancak tam da bu noktada, oyunun oyuncudan istediği tek şey şu: oyuncu olmanın getirdiği bu ruh halini, bu meraklanışı, biraz olsun dizginlemyebilmesi.

    eğer tüm bu üsttekiler size ekşi sözlük'te otuzbir çekmenin hoş bir örneği olarak gözüküyorsa... ne kadar da haklısınız, size yüzde yüz katılıyorum. ancak, bu durumda böyle düşünürsek eğer, ben de, siz okuyucular da yanılıyor oluruz. üstte yazdıklarımın hiçbirinde bir benzetme ya da soyut çağrışım yok. bunlar undertale'i yedikten sonra sıçtığım şeyler değil, undertale'in lezzetinin kendisi. undertale'i oynarsanız, gerek daha zayıf gerek daha güçlü bir şekilde, bu yazdıklarımın hepsini siz de yaşayacaksınız. bunu yaparken -- özellikle eğer ingilizceniz belli bir seviyedeyse ve internet kültürüne aşinalığınız varsa -- çok güleceksiniz, çünkü belli ki toby fox çok komik bir adam. öyle ki, üsttekileri yazmasam bile bu oyunu çoğu oyundan ayrı bir konuma yerleştirirdi, ama sırf o değil. bazen gözleriniz dolacak gibi olacak, bazen aklınız beyniniz sikilecek, bazen de tüyleriniz diken diken olacak. bakın, şimdi bok gibi benzetmeler geliyor. undertale eşit derecede komik, tekinsiz, ve merak uyandırıcı bir ziyafet. üstüne insaniyetten ve katıksız canilikten istediğiniz gibi bir baharat serpiştirebileceğiniz, ama yedikten sonra tadı damağınızda kalacak, inanılmaz bir sevgi ve gönül işi. yanında da, bu yapımı dünyaya getiren ve biz zavallılarla paylaşan genç adamın, oyunların ortaya çıkarıp önümüze sunduğu en son cinyus olduğunu doğrulayan nitelikte, yine kendi ellerinden üretilmiş bir müzik kokteylini içeceksiniz.

    ve eğer benim gibiyseniz, günler boyunca unutmayacaksınız. undertale'i oynayın. sonra o biraz sizi oynasın. undertale ile oynaşın.

    bence artık fallout 4 gelmese de olur. 2015 yılının en iyi iki oyunundan biri, undertale. ve o adını vermediğim diğerine ayıracak <caps>çok sayıda</caps> saatleriniz yoksa, bu yıl kim olursanız olun oynamanız gereken tek oyun.
  • japon nes ve snes rpg oyunlarindan esinlenen über ötesi soundtrack'i olan oyundur.

    enemy approaching

    ghost fight

    heartache
  • game awards 2015'te best indie game seçilmemesine üzüldüğüm oyun. soundtrackleri o kadar tatlı ki hepsi polyfonik tonda olmasına rağmen oyun harici açıp dinletiyor.
  • ilk başladığımda bana off adlı, favori rpg'lerimden biri olan oyunu hatırlatan; oynadıkça hem hikayesine hem soundtrack'ine, hem de kendine has ilerleyişine aşık olduğum oyun.

    özellikle waterfall adlı parçasını son 2 günde 300 kere dinlemişimdir. şuradan extended versiyonunu dinleyebilirsiniz.

    oyunu neden bu kadar sevdiğimi spoiler vermeden anlatmam gerçekten çok zor, ama deneyeyim.

    hikayedeki her karakter çok güzel oluşturulmuş, çok basit grafiklere sahip olmasına rağmen atmosfer * inanılmaz içine çekiyor.

    undertale, oynayan kişiye göre özelleniyor, yani sizin deneyiminiz ile benim deneyimim aynı olmayabilir. gittikçe daha çok dahil oluyorsunuz ilerleyiş ve işleyişe, ilk başta anladığınızı sandığınız şeyler çok değişik yollara çıkabiliyor ve yaptıklarınızdan pişman olsanız da geriye alamayabiliyorsunuz, verdiğiniz kararlarla yaşamak zorundasınız.

    undertale sadece bir oyun değil, bir yolculuk gibi, terapi gibi bir deneyim.

    kesinlikle denenmeli.
  • uzun zamandır oynadığım en iyi oyunlardan biri.
    yazanların, çizenlerin, kodlayanların ellerine sağlık.

    ---------------spoiler---------------

    klasik oyunlardan alıştığım üzere önüme geleni kesip biçtikten sonra exp. pointin execution point olduğunu öğrenmemle yıkıldım.
    dolayısıyla oyunu da yanlış sonla bitirdim.
    sil baştan kimseyi öldürmeden oynamaya sabrım olmadığı için "doğru son"u youtube'dan izledim.
    bütün arkadaşlarımızla yeryüzüne çıkmak varmış işin sonunda.
    bana nasip olmadı :'(

    ---------------spoiler---------------
  • oynadigim en guzel oyunlardan biri. belki de en guzeli ?

    herkesin oynamasi gereken bir oyun. bu oyuna ne kadar bayildigimi spoiler vermeden anlatmam mumkun degil. o yuzden gidin oynayin spoiler'lara falan sakin bakmayin.

    bu oyun size hayatinizda bir kere karsiniza cikabilecek bir deneyim sunacak.