şükela:  tümü | bugün
  • godard'in en eglenceli filmlerindenmis, müzikal havasinda, bir ses bandi ve görüntü curcunasiymis, godard'in yaptigi her ise burnunu sokan bilincinin ve bilincliliginin halay cektiren, kahkahalar attiran bir örnegiymis bu film, izleyince gördüm bunu. bir de anna karina mevzuu var ki üf be, bittim bittim, diyoruz, ariyorum ariyorum bulamiyorum, buldugum da senin gibi güzel degil ki diyoruz, icleniyoruz.
  • "kadin kadindir" manasina gelebilir. gelmeyebilir de. anna karina'ya assagidan assagidan seslenen hatun marie dubois'dir.
  • kameranın geniş açı objektif ile bol bol pan yaptığı, ufak bir apartman dairesinde geçen, bir çiftin olabilecek en sevimli kavgalarını görebileceğimiz, godard'ın üçlü ilişkilere karşı sempati duyduğunu düşündürten film. (bkz: bande a part) evde bisiklete binen bir koca, arkadaşının karısına aşık olduğunu kanıtlamak için duvara kafa atan bir arkadaş ve kırımızı kazak ve kırmızı çorapları ile anna karina'nın en güzel halleri...

    ve godard'ın filmlerinden eksik etmediği kitap göndermeleri... kitap başlıkları arayıcılığıyla birbirlerine küfrettikleri sahne gibi. ayrıca breathless ve jules et jim göndermeleri vardır.
  • emile, alfred'i asagıdan cagırdıgında emile ile angela kavga etmektedirler. alfred rolunu oynayan jean paul belmondo, godard'ın "une femme est une femme" filminden bir sene once cekmiş oldugu ve belmondo'nun da basrol oynadıgı a bout de souffle'a gonderme yaparak;

    - aklınızı toplayın, vaktimi almayın, bu aksam tv'de a bout de souffle var! der.

    bir baska gonderme ise françois truffaut'nun jules et jim'inedir. alfred barda angela'yı beklerken yanındaki bir kadına sorar.

    - jules ve jim'in arası nasıl?
    - orta..
  • tente ile kadın ruhunun şifresini veren film. içerik ve biçimin sıkı sıkıya baglandıgı, tadından yediğim diyaloglarını msn iletisi yaptıgım dalgacıdır, ne de olsa kadın kadındır.
  • --- spoiler ---
    kadının kabareye gelip de striptizci kıza gazeteyi uzatıp tavşana yiyecek verdiği (dakika 6-7) sahnenin bir benzeri, 1972 yapımı atıf yılmaz imzalı ateş parçası filminde tekrarlanmıştır.en azından şahsımın algısı bu yönde. sanırım atıf yılmaz da azize ile godard'a bir selam(!) çakmış.
    --- spoiler ---

    edit: söylemeden geçmemek lazım; kitaplarla yapılan göndermeler, kitap'a göndermeler, herkesin ışığını kendi taşıması ve tabiki taş oyuncumuz anna karina ziyadesiyle lezzet alınmasını sağlamıştır bu filmden. kadın zor, rezil, inatçı veya ağlak değildir; kadın kadındır.
  • godard'ın kadın-erkek ilişkilerini muazzam anlatan, her sahnesiyle sizi şaşırtan filmidir. "24 saat içinde bebek istiyorum" diyen bir kadın ve "bu kadından çocuk yapmak ister misiniz?" diye soran bir erkek.

    --- spoiler ---
    angela: hiçbir şey ağlayan bir kadın kadar güzel olamaz. ağlamayan kadınlar aptaldır.ağlamayan kadınları boykot etmeliyiz. modern kadınlar erkekleri taklit etmeye çalışıyor.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    emile:burdaki kadından çocuk yapabilir misin?
    alfred:bu bir trajedi mi bir komedi mi?
    emile:kadın içindeyse bilemeyiz.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    angela:erkekler daima son sözü söyler.
    emile:kadınlar daima kurbanı oynarlar.
    --- spoiler ---

    --- spoiler ---
    angela:neden daima acı çeken kadınlar
    emile:acıların kaynağı kadınlardır ya da "kadın" kaynağı
    --- spoiler ---

    farkındayım çok spoiler verdim, ama bu olağanüstü film için değmez mi? angela'nın karnına yastık koyarak ayna karşısında kendini
    seyretmesi,alfred'in "bana 100 frank verir misin?" diye sorarak yüzünüzde tebessüm oluşturması. angela'nın alfred'e benim yaptığım şeylerin aynısını yapamazsın diyerek aynı şeyleri yapmaya başlamaları... ve godard'ın a bout de souffle filminde de görülebileceği üzere kadın ve erkeğin saatlerce süren yatak sohbetleri... birbirleriyle konuşmayıp kitaplarla iletişime geçmeleri ve benim herkesle böyle bir iletişime geçmeyi isteyişim. gerçi hemcinslerimi kızdırsa da aslında kadını, kadın ruhunu en iyi şekilde irdeleyen müzikal tadında bir şaheser. filmin sadece böyle bir konudan bahsederek, nerdeyse çoğu sahnesinin bir evde geçerek sıkmaması godard'ın o büyülü sinemasını yine gözler önüne seriyor. "kutsanmış bir olay" ya da "olayın kutsanması"... seni seviyorum godard.