şükela:  tümü | bugün
  • ingiliz özel kanalı itv'de yayınlanan polisiye dizi. her sezon tesadüfen bir ceset bulunuyor, en az 20-30 yıllık olan bu maktul ile ilişkili kişiler arasından suçlu aranıyor. yani hikaye bulunan ceset etrafına örülüyor.

    maktulü tanıyan insanların o zamanki ilişkileri aydınlandıkça günümüzdeki rutinleri önemli ölçüde etkileniyor. çoğunun hayatı değişiyor. çünkü geçmişteki sırlar ortaya çıkıyor.

    yani bir sezonu bir cinayet üzerine kurulmuş dizilerden. son olarak dizinin ikinci sezonunu ilk sezonuna göre çok daha iyi buldum.
  • unforgotten yani unutulmayan ya da unutulmamış olan, 6 bölümlük bir ingiliz polisiye dizisi. ilk sezonu beğenilince ikinci sezon çekilmiş. üçüncü sezon da 2018'de.

    dizi çok güzel bir birinci bölümle başlıyor: bu bölümde bir yandan bir cesedin bulunuşunu, diğer yandan birbiriyle bir ilgisi bulunmayan bir çok insanın gündelik hayatından bölümler izliyoruz. birinci bölümün sonunda herkesin hikâyesi birbirine ve cesede bağlanıyor.

    dizinin tamamı cinayetin çözülmesi konusuna eğiliyor, ancak yönetmenin ve senaristin esas meselesinin bizi çok seneler önce işlenmiş bir cinayet aracılığıyla insanların suçları, günahları, yalancı kimlikleri yaşamaları, gerçekleri gizlemeleri, örtmeleri üzerine; başka kimliklerle hayatta var olmaya çalışmaları üzerinden insan olmak üzerine düşünmeye çağırmak olduğunu görüyoruz: eşcinsel olmak ama bunu gizlemek, ırkçı olmak ama bunu gizlemek, suçlu olmak ama bunu gizlemek gibi meselelerle ileri yaşlarda geçmişleriyle karşılaşan karakterlerimiz bize en büyük günahın ya da suçun kendisi olmayı başaramamak olduğunu da düşündürüyor. özellikle son bölümlerde, yani artık inkârın fayda etmediği ve herkesin, karakterlerimizin kendilerinin ve ailelerinin, sevdiklerinin de hakikatlerle karşı karşıya kaldığı bölümlerde gerilim artıyor ve acıtıcı sonuçları olan yüzleşmeler kaçınılmaz oluyor. bu yüzleşmeler ve onların sonuçları yaşanırken karakterlerimiz günahlarıyla yıkanmış, suçlarıyla yüzleşebildiği için affedilebilen ve affedilen ya da insan olmanın sorumluluk duygusuyla da ilgisi olduğu gerçeğini yüklenerek yaptıkları eylemlerin sonuçlarından kaşmayı bir kenara bırakarak bir yandan ileriye yönelik sağlıklı adımlar atarken bazıları da bunu yapamıyor.

    final bölümünün iyileştirici adımlarının dizinin gerçekçi atmosferini zedelediğini söyleyebiliriz,, oysa ilk beş bölüm bu iyimserliği dışlayıcı bir özellik de taşıyor gerçi, ama altı bölüm yerine örneğin on bölüm olsaydı ve bu hızlandırılmış iyileşme hissi daha gerçekçi bir hava yaratacak ve diziye etkisi daha fazla olacaktı. böyle yapılmamış olması atmosferi ya da dizinin nitelikli çıtasını kesinlikle bozmuyor, ama bariz bir zedeleme hissi de kesinlikle veriyor diyebiliriz.
  • bayılıyorum böyle düşük profilli polisiyelere. öyle vurdu kırdı yok, acayip güzel kadınlar, habire espri yapan yakışıklı erkekler falan... yok öyle şeyler.

    bir ara rahmetli cnbc-e'nin yayınladığı cold case tarzında, fakat ondan çok daha derinlikli polisiye mevzular işleniyor.

    şu kilit soru üzerinden ilerliyor dizi: bir cinayetin 30 yıl önce işlenmiş olması, o cinayeti dün işlenmiş bir cinayetten daha mı önemsiz kılar?

    30 yıl önce öldürülen kişinin de bir hayatı, bir annesi, sevdikleri, sevenleri vardı. onu unutacak mıyız?