şükela:  tümü | bugün
  • tek taraflı olarak gelişen depresyon şekli.
  • hep yukselme hizlanma high yahut surekli dusus durumu deep.
    (bkz: surekli manik olmak)
    (bkz: surekli depresyonda olmak)
  • diğer adıyla unipolar bozukluk. tek uçlu duygudurum bozukluğu. bipolar bozuklukta iki zıt uçta (ya aşırı mutlu ya aşırı depresif) bir duygulanım vardır fakat bunda tek uçlu (hep depresif) bir duygudurum yaşanır. dolayısıyla evreni tüm algılayışlarınızın ve alımlama biçimlerinizin bir yanılgı, sanrı ya da bir yanılsama olduğu gerçeğini de şak diye çarpar yüzünüze. üzer, gücendirir tüm hayata karşı sizi.
    bu süreçte yakın çevrenizin, ailenizin, arkadaşlarınızın, sevgilinizin size yaklaşımları çok önemlidir. göt ayıklatan bir süreçtir; kim sizi sahiden sever, kim yanınızda hep anlayışla sizi siz olduğunuz için anlar ve kabul eder, öğretir size. etrafınızdaki insanlar "ruh hastası" olduğunuzu söylerken bunun bir tedavisinin olduğunu bilmedikleri gibi, kendi haysiyetsizliklerinin bir telafisinin ve tedavisinin de olmadığını bilmezler. bu açıdan paradoksal bir şekilde kayıplarınızın olduğunu görmekle birlikte kazançlarınızın olduğunu da unutmayın. bu geçecek çünkü, bitecek. ne kadar yapayalnızlaşırsanız o denli çoğullaşacaksınız, kendinizi bulacaksınız bu süreçte.
    verilen ilaçları düzenli kullanın, nolur. o ilaçlar lay lay lom kullanın diye verilmiyor, düzenli ve kontrollü kullanmak çok hayati. mümkünse psikoterapi alın. mümkün değilse bilişsel davranışçı psikoloji hakkında mümkün olduğunca okuyun, araştırın.
    onca ideale, iyiye, güzele rağmen başınıza gelen bu boktanlığa üzülmeyin, gücenmeyin. bu da geçecek, böyle düşünerek motive olun. biliyorum, ölmeyi aklınızın bir köşesinde saklıyorsunuz hep, yiyorsa yapabiliyorsunuz da. ama başka bir şey mümkün, diye düşünerek ne kaybedebiliriz, daha ne kaybedebiliriz? yitip giden, silikleşen, tam da şu anda burada durmamayı tercih eden, durmayan, yalnızlaştıran her ne varsa düşünme. yas(lar)ını tutmayı bil, öğren bu terbiyeyi. her durumda hep daha kötüsüne ikna eden o şeye karşı yeni pratikler geliştir. bu illet içine başka birinin girip tüm düşünmelerini manipüle eden bir benliğin var oluğunu hissettiriyor sana, üstelik çoğunlukla ikna da ediyor. konforlu olduğun o alandan çıkmaya çalış. geçecek, bitecek, inan. siktir etmeye çalış tüm o olayları, durumları, siktirici kişilikleri, çekip gidenleri. sen, kendin, benliğin ve şahsınla hep beraber bu yalnızlaşma içinde çoğullaşmaya çalış.
    edit: dil.
  • majör depresyonun diğer adı.

    ilk depresyon tanımı on yıl önce aldım. babamı kaybetmiştim. kötü bi evliliği bitirmeye çabalıyordum. sonrasında çok şey oldu. çook şeyler oldu. depresyon, anksiyete, bazen ikisi birden, nadiren hiçbirinin olmadığı kısacık zamanlar. ah o güzel zamanlar.

    raporumda unipolar depresyon tanısını gördüğümde ilk önce bi afalladım bu da nesi diye. google amcaya sordum tabi ilk iş. tek uçlu depresyon, majör depresyon, sürekli depresyonda olmak... sonra bi aydınlanma geldi. hakikaten ben çok uzun zamandır depresyondayım. bazen çok hafif bazen çok şiddetli, ama sürekli.

    küçük olaylarda ani gelişen ataklarım oluyor mesela bazen , ağır gelen bi söz, istediğim bi şeyin olmaması, beklenmeyen bi aksilik, kaygı yaratan bi durum... hep diken üstünde geçen yıllar, depresyonun kıyısındasın ve her an o karanlık tarafa düşebilirsin gibi. küçük bi adım. intihar notunu cebinde taşırmış gibi. e ne olacak yani en fazla ölürüm der gibi.

    bugünlerde anlamlandırmaya çalışıyorum bu halleri. bi şeyler hissediyorum ama gerçek mi, bi şeyler yaşıyorum ama geçecek mi. kararlarımı sorguluyorum, kararsızlıklarımı. bir an kendimi çelik gibi sapasağlam görürken, bir an yığılıp kalıyorum. ayağım taşa takılsa dünya başıma yıkılacak. dokunsalar ağlayacağım "ama hiç dokunmuyorlar".

    bi an her şey anlamsız geliyor. yarım kalan kitaplarım, çiçeklerim, artık hayatta olmayan kedilerim, söyleyemediğim kelimelerim. bırakıp gitmek istiyorum. gidemiyorum. kafamın içi mahşer yeri. insanlara katlanamıyorum. sussunlar istiyorum. acı çekiyorum. ama devam ediyorum işte. her gün zorla da olsa o yataktan kalkıyorum. her gün hayata yeniden başlıyorum. bütün günü bir sebep bulup bağlanmak için geçiriyorum. bazen buluyorum da.

    bi dönem hepsi geçiyor. huzur kaplıyor içimi. çökkünlüğüm yerini yorgunluğa bırakıyor. mutlu olduğum anlar oluyor. nefes alabildiğim günler oluyor çokça. ama en huzurlu mutlu anımda bile "ne saçma şeyler düşünmüşüm zamanında" demiyorum. diyemiyorum. tüm o karanlık düşünceler bütün gerçekliğiyle duruyorlar yerlerinde. hala mantıklı geliyorlar çünkü sebebini biliyorum hepsinin teker teker. sadece biraz uzaklaşmış, küçülmüş oluyorlar. belki artık benliğimin bir parçası oldular. kabullenip yola devam mı etmeli, mücadele mi etmeli ona da karar veremiyorum. öylece geçiyor günler, aylar, yıllar...

hesabın var mı? giriş yap