1. süper iş valla, mesai saatinde gelirsin, 8 saat çalışırsın, mesain bittikten sonra feriştahı gelse hastanede tutamaz. (zaten hastanede bi doktorların mesai saati diye bir kavram yok, o ayrı) hasta mı arrest oldu? bir hastanın doktor eşliğinde tetkike inmesi gerekiyor ama serviste de çok acil alınması gereken kanlar, bakılması gereken kan şekerleri mi var? hanımefendilerin hiç umrunda değil, ne de olsa mesai saati bitmiştir. bi dalgınlığına geldi, yardıma ihtiyacın var, bi şey istedin, mümkün değil elini sürmez. mesai saati dışında çalışmamız yasak diyeni de gördüm. sanki mesai saati dışında çalıştı diye meslekten men edecekler.

    intern kan şekerlerini yetiştirmeye çalışır. yemekten önce bakmalıdır ki hastaların insülin dozu ayarlansın. hemşireden yardım ister, aldığı cevap: benim görevim değil! kan alman gerekiyor bir hastadan, damarları çok kötü denedin birkaç kere alamadın, yardım istedin hemşireden. alınan cevap: benim görevim değil. ulan asıl bu işler benim görevim değil, yasalarda tanımlanmış intern diye bir sıfat yok, intern yönetmeliği diye bir şey yok ortada. benim amacım eğitim almak. bedavaya hastanenin ayak işlerini yaptığımıza bakma sen. yasal hiçbir yükümlülüğümüz yok, yapmadığım işler yüzünden kimse bana hesap bile soramaz. ama sen öyle misin? bunların senin görevin olup olmadığını merak ediyorsan kendi hemşireler derneğinin internet sitesine gir de resmi gazetede yayınlanmış hemşirelik yönetmeliğini bir oku. orda yazan hastadan veri toplama, tanı tedavi için örnek alma vs. ne anlama geliyor onu yorumlayacak kadar tıp bilgin vardır diye düşünüyorum.

    kan almayı, kan şekeri bakmayı geçtim hacettepe üniversitesi hastanesi acil servisinde tansiyon bakmayı, ateş ölçmeyi bile internler yapar. insafsızlar bunlar da mı sizin göreviniz değil?

    bu işler yüzünden kavga ederler asistanla, internle, birbirlerine selam vermezler. sonra bir yakını için telefonla hastanenin başka bir bölümünü arar, randevu alır, o sevmediği doktorların yoğun iş yüküne bir hasta daha eklettiriverir. randevu alabilmek için telefonda konuştuğu sekretere vaadde bulunur hanımefendi: bizim bölüme işin düşerse ben de seninkini hallederim. sanki kendisi bakacak ya bölümüne gelecek hastaya. işini yapmamak için kırk takla attığı asistana, interne kitleyecek onların ruhu bile duymadan, yine sekreterler vasıtasıyla hallettirecek işini. (bizzat şahit olduğum bir olaydır.)

    hastayla ilgili insiyatif alması söz konusu falan da değil. hastanın tansiyonu 70/40 mı? tek yapması gereken doktor odasını aramak, hastanın tansiyonu şu kadar demek. gerisi onu ilgilendirmez o iletti ya yeter. doktor nasıl düzeltirse düzeltsin. ha bir de yapmaları gereken bir şey daha var: kime ilettiğini oraya yazmak, hastanın tansiyonu doktor falancaya iletildi diye. adını sormayı unuttu mu tekrar tekrar aramak. ben kimle konuştum az önce diye sormak.

    al işte, mis gibi iş sana, bildiğim bütün üniversite hastanelerinde böyle.
  2. tıp fakültelerinde devlet hastanelerine göre daha kurallı bir çalışma sistemi vardır .

    12 saatlik mesaine gelirsin , ancak 13 saatten erken çıkamazsın. hastanın ateşi mi yükseldi, tansiyonu mu fırladı , doktora mı ulaşamadın , herhangi bir müdahalede bulunmak kesinlikle yasaktır.

    bir de, özel pixess sistemine sahip hastaneler vardır . bu sistem , ilaçların özel kilitli dolaplarda tutulduğu , sadece doktor ve hemşirelerin parmak iziyle açabildiği, aldığı her ilacın hesabını , parmak iziyle sistemi açan kişinin üstüne kayıt altında tutup , daha sonra gerekli gereksiz , neden bu ilacı fazla çekmişsin diye tutanak tutturmaya kadar götüren , kimine göre yararlı , kimine göre zararlı bir sistemdir .
    hastanın ateşi mi yükseldi , doktora ulaşıp bunu iletmen,ateş düşürücü ilaç için order verdirmen gerekir , ki o hastaya , o ilacı verebilesin.yoksa hastalara kafasına göre ilaç yapan hemşire pozisyonuna düşürülürsün . bu da bir hemşirenin başını binbir belaya sokabilecek bir durumdur. "doktor bana sözel order verdi" dersin sorumlu hemşireye "neden bunu filan doktor beye danışılmıştır diye kaydetmedin" diye zılgıt yersin.

    12 saatlik mesainin , 3. saatinde acil servise giren hastalara müdahale etmekten , sırtından şerit şerit terler akarken , öte yandan intern doktorlara damar yolu açmayı , kan şekeri ölçmeyi, sonda takmayı hatta arteriyel kan gazı almayı dahi öğretirsin. çünkü bu intern arkadaşlar da asistanlara ulaşamazlar, çünkü üniversite hastaneleri yoğundur. çünkü üniversite hastanelerinde sirkülasyon fazladır. çünkü hacettepe üniversitesi acil servise gelen ambulansların haddi hesabı yoktur. daha önce çalıştığımdan biliyorum ben burayı.

    burada günlük ortalama 200 hasta bakılır ve şiftte 5 hemşire , 10 intern çalışır. hemşirelerle internler aynı işi yaparlar , çünkü hacettepe üniversitesi internlerin pratiklerini , el manüplasyonlarını geliştirmesi için böyle bir politika uygulamaktadır. iyi de etmektedir. buradan mezun olan doktor arkadaşlar atandıklarında , endotrakeal entübasyonu, damar yolu açmayı, cpr yapmayı bilir ve sudan çıkmış balık olmazlar.

    hemşirelerin buralarda , hastayla ilgili insiyatif alması söz konusu olamaz.hastanın tansiyonu mu düştü yapması gereken doktor odasını aramak, iletmek, ne yapalım diye sorup, gerekli ilacı order ettirmek, bilgisayardan verdiği orderı kabul edip, pixess'tan ilacı alıp, hastaya uygulamak, hastanın tansiyonunu yükseltip yükseltmediğini gözlemlemek ve yükselmezse tekrar doktor odasını aramaktır.

    yani hiç miss bir iş değildir, bildiğim bütün üniversite hastanelerinde böyle.

üniversite hastanesinde hemşire olmak hakkında bilgi verin