şükela:  tümü | bugün
  • üniversitelerde görev yapan hocaların(!?) alanlarıyla ilgili yeterliliklerini ölçmek için getirilmesi gereken sınavdır. rüştünü ispatlamış 3-5 kişilik bir grup hocaya bu sınav hazırlatılıp tüm ülkede eş zamanlı yapılmalı.puanı belli seviyenin altında olana soruşturma açılıp gerekirse görevi elinden alınmalı. zira lisans öğrencisi seviyesinde bilgisi olmayıp ülkenin kaynaklarını sömüren bir çok asalak üniversitelerde görevli. tek dertleri daha çok ödenek alabilmek. derslere girmez, girse ders veremez, sınav yapsa okumaz kafasına göre puan verir....

    apolitik avni amcanız olarak varlığımı sürdürüyorum fakat bunu düzgün şekilde uygulayacak biri çıkarsa partizan avni amcanız olarak aranıza dönüş yaparım.

    sevgilerle
    dertli amcanız avni mutlu
  • yüzde yüz bir şekilde katılayacağım uygulama olacaktır.

    yok öyle üç liraya beş köfte, araştır öğren yada git emekli ol.
  • temel bilgi ölçen alesden ziyade bu daha da mantıklı olacaktır. özellikle iki yılda bir unvanı fark etmeksizin alan sınavından geçmeliler geçemeyenlerin unvanı düşürülsün.
  • yapsaniz ne olacak, kure buzulebilir, rp2 gorebiliriz diyen birini topoloji docenti yapti bu ulke bu sinav sorularinin cevaplarini mi calmayacaklar?
  • bir universite hocasi olarak "yetmez ama evet" dedigim, prensip olarak destekledigim ve pek olumlu reaksiyon alamasam da * yer yer dile getirdigim oneri. bazi cekincelerim var: kahvedeki adamin hakim oldugu, alaninin en temel kavramlarindan bihaber docentler profesorler gordu bu gozler. bu adamlarin, bir nevi alan bilgi sinavi da olan docentlik sinavindan nasil gecmislerse, senin alan sinavindan da o sekilde gecmelerini ne engelleyecek? yani sorulari calan, ogrencisine makale yazdirip kilini kipirdatmadigi makaleye coken, ona da tek basina degil uc bes cete mensubuyla birlikte cokup nemalanan, yayinlarda ve docentlik asamalarinda ali dibo, ahbap cavus mekanizmalariyla isini halleden, bilim insani namusu semtine ugramamis insanlar, koyacaginiz ilave sinavi da asacak mekanizmalari kisa surede ustalikla gelistireceklerdir. dolayisiyla sinav koymak degil, topyekun bir zihniyet devrimidir ilk asamada ihtiyacimiz olan sey. ıkinci cekincemse bir akademisyenin yeterligi sadece oturup ezberleyerek edinebilecegi alan bilgisiyle degil, universite hocasinda olmazsa olmaz analitik dusunme yeterliligini olcen ales, gre, gmat tarzi sinavlarla da belirlenmeli, girmeyenlerin de bu sinavlardan belli bir skor almalari istenmelidir. ales gibi ortalama bir universite ogrencisinin rahatlikla %70-80 performans gosterdigi bir sinavdan doktoraya basvurmasi icin gereken minimum %50 performansi, 5-6 sene ozel derslerle hocalarla filan guc bela gosterebilen docentler profesorler var sistemde. ama bunlar su asamada, mevcut mental ve idari yapimizla utopik, yardimci docent ibaresini doktor ogretim uyesi yapmak gibi cok onemli gundem maddelerimiz, mesguliyetlerimiz arasinda yer bulamayacak oneriler ne yazik ki.
  • içindeki kaynakların en yenisi 1980 yılına ait kaynakçasıyla 80 senedir aynı dersi veren "duayenler" için oldukça sıkıntılı olabilecek uygulama. bence süper olur o ayrı, af kapsamına giren ve binbir zorlukla iş hayatıyla birlikte doktora yapmaya çalışan öğrencisine tamamen keyfiyetten git 8 sene önce aldığın ve aa ile geçtiğin dersleri tekrar al, güncelliği kalmamış deyip tezi bitmek üzereyken işten izin alamayınca emeğini yakan, kendilerinin 10-20-30 sene önceki doktoraları, doçentlik jürileri filan nasılsa hep taptaze kalan üniversitelere kök salmış, karı koca, yeğen, oğul akademik keyif çatan birtakım kıymeti kendinden menkul kıymetli "hocalar" için ilahi adalet dışında bir güzellik olur belki.
  • böyle bir durumda üniversite başına 2'den fazla hoca kalmaz.
    elektronik lab'ında ölçü aleti kullanmayı bilmeyen, transistörü tanımayan rezil ötesi asistanlar dahil, hepsi devletin sırtına yüktür.
    bilim bu ülkede zaten matah birşey de değildir, olduğunu varsaydığımızda bu işi yapacak hocalar bulmanız neredeyse imkansız.
    özellikle taşra üniversiteleri tamamen çöp.

    kanaatim şudur ki; bu universiteler öğrencilere bir takım sosyal beceri ve tecrübeler kazandirmak dışında hicbir işe yaramamaktadır.ki bu becerilere sadece aracılık eder. öğrenci şehir değiştirir, kısmen özgürdür ve devamında bazı kazanımları olur vs vs.
    hepsi birer ekonomik istismar alanıdır.

    bu kurumlar büyük bir işsizliği ve başıboşluğu perdelemek bir araç görevi yapmaktadır. yüzbinler bu yolla oyalanmakta,egosu tatmin olup sakinleşmekte toplumsal bir kaos engellenmektedir.

    bugün ülkenin katma değer sağlayan yüksek teknoloji ürünlerinin ihracattaki payı %1 bile değildir. bunun sebebi de işte bu üniversiteler, hocaları ve bu ortamdan neşet eden yönetici ve siyasilerdir.

    tabi burada şunu da ilave etmeliyiz, en dipten en uca, bu kokuşmuş,pasif,cahil,umursama, edilgen ve 3 kâğıtcı goruntu toplumumuzun aynadaki yansımasıdır.
    cevher maalesef budur, ışığı soluktur. tohum bayat, verimsiz ve hastalıklıdır.
    ıslah edilmesi de yine eğitimle sağlanabilir.
    umalım ki birgün vatanını gerçekten seven insiyatif sahipleri bu konuya el atsın.