şükela:  tümü | bugün
  • akademisyenliğin beşik ulemalığı şeklinde teslim edilip, alındığı bir ülkede su götürmez gerçek.
  • eskinin "liseli" lerindeki olgunluk, oturaklılık, şimdiki üniversiteli gençlikte yok çünkü. adam olsan o bilimi nasıl ve nerden alacağını gayet iyi bilirsin. tabi artan üniversite enflasyonu da var. buralarda öğrenciye düşen vazife daha da artıyor. gerçi öğrenci üstüne düşen vazifeyi bilse o üniversitede ne işi var, neyse.
  • "üniversitelerinin ne olduğuna dair bir dizi tevatür üretilmiştir ki, bunların bu dünyada hiç bir reel bir karşılığı yoktur. işte söylediğiniz gibi “üniversitelerin bilim yuvaları” olduğu, “her türlü düşüncenin özgürce, sınırsız tartışılabildiği”, “her zaman ‘toplumun bir kaç adım önünde oldukları”, vb… bunların hepsi yalandır. tam tersine üniversiteler [akademi] özgür düşüncenin, eleştirel düşüncenin boğulduğu kurumlardır. birer gericilik yuvasıdırlar ama maalesef retorik farklıdır… üniversiteler aykırı düşünceye, radikal eleştiriye yaşama şansı tanımaz. ne demek istediğimi görmek için uzağa gitmeye gerek yok… son iki yılda türkiye’deki akademinin manzarası ortada… “barış olsun” demek bile üniversiteden kovulmak ve 7,5 yıl hapis istemiyle yargılanmak için yeterli… bu kurumlar mı? “bilim yuvası” sayılacak… bir öğretmen, ayşe öğretmen, ayşe çelik, “çocuklar ölmesin” dedi diye sadece işinden/ekmeğinden olmadı, hapishane yolu da göründü… onun için neden söz ettiğini bilmek önemlidir…"

    fikret başkaya