şükela:  tümü | bugün
  • ota boka halay çekmek, aptal saptal marşlar okumak, yılgın gibi "susma sustukça sıra sana gelecek" sloganları atmak ve dünyayı kurtarıyorum tribiyle öteye beriye saldırmak olarak ortaya çıkan post-ergenliğin yansıması durum.

    ulan yeter yahu. ya adam gibi okulunuzu okuyun ya da defolun dışarıda ne haliniz varsa görün. ben sizin halinizi tv'de izlemekten bıktım, okula yalnızca okumaya giden insan evladının hâlini düşünemiyorum.

    edit: bu entry'i götünden anlayan romantik gerzeklere diyecek bir şey yok. entry'i girme amacım, ergen sığırların sonu cemaatçilikle sonuçlanacak devrimcilik romantizmine parmak atmaktan ibaretti.

    aksi hâlde işin teorisi, pratiği hakkında kafa patlatan, anlamaya çalışan, hayata özgürlük çerçevesinde anlamlar katmaya çalışan komünist, sosyalist arkadaşları saygıyla selâmlarım.
  • gerçekten de millet bunlardan iğreniyor beyler (bende dahil) resmen her şeyi ayak altına düşürmede üstünüze yok.

    bunlar olmasa kadına, özgürlüğe, işçiye sahip çıkılacak olsa herkes elini taşın altına koyar. ama bu salaklar olunca işin içinde ortam bozuluyor.

    tipler de at hırsızı bu arada. seninle aynı masaya oturulmaz ben neyi savunayım senle.

    zaten okulun ezik kesimleri genelde. kimse iplemiyor bunları.

    edit: geziden sonra mı şeytanlaştırılmış vay arkadaş. lan ipleyenin yok diyorum sana. hala bana geziden sonra şöyle böyle oldu diyorsun. sanırsın gezide bunlar vardı sadece amk.

    he vardı doğru ama orayı burayı kırıp dökmekten başka bi olaylarını göremedi kimse.
  • (bkz: halay şov)
  • 30'lu yaşlarına gelince sözde devrimci özde kapitalist yarı aydın tavırlı para aşıkları olurlar.

    rusya'da hayatlarının büyük kısmı marx, engel ve lenin'in ideolojileri ile geçmiş dedelerle karşılaşsalar sopayla kovalar bunları.
  • boşluğa karşı direnmek eylemini gerçekleştirdikleri için, benim de var olduğuna katıldığım iticilik.

    örneklendirmek gerekirse; üniversite üçüncü sınıfta evimle okulum arasında otobüsle bir saatlik mesafe vardı. sabahladığım günlerden birinde beynim alev almış bir şekilde, otobüsle eve dönerken, otobüse suratlarından meymenetsizlik akan bir grup üniversiteli devrimci bindi. her gün bıkmadan tekrar ettikleri cırtlak sesle slogan atma ritüellerini yerine getirmiş ve dağılmışlardı belli ki. bilirsiniz bu arkadaşların bağırarak konuşmak gibi bir adetleri vardır, insana pek saygı duymazlar,bu yüzden otobüste de bağırarak konuşuyorlardı. yarım saat yol gittikten sonra yanımda ayakta duran devrimci bir kızımız* otobüsten inmeye yeltendi ve arkadaşına veda ederken ''bugün de faşizme yenilmedik.'' dedi. üstünden yıllar geçti ama hala o kızın neye yenilmediğini anlayamadım. o gün tek yaptıkları kampüs boyunca bağırarak yürümek, akabinde otobüse binip insanların yanında bağırarak konuşmaya devam etmek ve evlerine gitmek.

    tahmin ediyorum ki bu iticiliğin en büyük sebebi kendi muhayyilelerinde yarattıkları düşmanla savaşıp yenilmedikleri için, onlara yüce savaşçı gözüyle bakmamız yönündeki ısrarcı beklentileri.

    şu an evde çay içiyorum. muhtemelen de bu beni, bugün faşizme yenilmeyen asil bir devrimci yapıyor.
  • önyargıdır.

    tv'de izliyorsanız, devletin kolluk kuvvetlerinin gencecik insanlara saldırısını izliyorsunuz demektir. seni istemediğin bir şeyi yapmaya zorlasalar ve yoğun bir baskıyla içinde korku büyütseler, aynı iticilikte olurdun.

    devrimcilik hem toplumsal önyargıdan hem de devletin fiziksel ve psikolojik baskısından dolayı ancak bir kimlik ve bir komünite olarak yaşayabiliyor. her komünitenin (mesela seninkinin de, mesela fenerbahçelinin de) kendince ritüelleri, davranış kalıpları var, bunlara uyanları uymayanları var. senin tavırların da ona itici geliyordur belki. sen devrimciye karşı önyargın olduğu için onun ritüellerini de itici buluyorsun.

    her durumda, diyelim ki itici buluyorsun, bunu kamusal alanda paylaşmanın motivasyonu nedir? yararı nedir? dayak yiyenleri bir de sen aşağılayarak dayak yemelerini mi meşru kılıyorsun, yoksa bunun karşısında hiçbir şey yapmayacak olmanın yarattığı siniklikle baş edebilmek için mi onu aşağılıyorsun?
  • üniversiteli faşist iticiliği varken bahsi geçmeyecek durumdur.
  • vardır bu iticilik. bence en iticileri 18 yaşındaki yeni kazanmış, orta boy saçlı, heyecanlı, gözlüklü eleman. arkasında birkaç kişi görmeye dursun coşar tutamazsınız.

    her şeyi ben bilirim havası, sürekli tartışma ortamı yaratmaya çalışıp kendisinin bile anlamını bilmediği spesifik cümleler kurup karşısındakini göt ettiğini sanmak. en son çıkan iphone'un ilk sahiplerinden biri olup 25 kuruşluk yemekhane zammı için onlarca lira harcayıp kantinleri afişlerle donatmak, dersleri sürekli bölüp hocaya kafa tutmak hele hoca kendileri gibi düşünmüyorsa hayırlı olsun sıçtınız. en ironiği de okul turnikesi önünde adalet ve insan haklarına dair sloganlar atıp insanların derse girmesini engellemek. vallahi sevemedim.
  • kimsenin yapmadığını yapan, bulunduğu ortamda sadece geçip giden ve başına gelenlere maruz kalan konformist biri olmayan ve o ortama müdahale eden, sesini çıkartan, doğru ya da yanlış bir fikri olup bunu dile getirmek için kendisini sıradan bir lügata veya izne mahkum hissetmeyen, bunun için de devletin veya sıradan'ın şiddetine maruz kalan, en önemlisi de tüm bunlarla başkalarını da sorumluluğa zorlayan ve bu yüzden de sevilmeyen ve uzak durulan insanların iticiliğidir.

    sen de devrimci ol madem, itici olmayanından ol kardeşim. yiyorsa tabi.