şükela:  tümü | bugün
  • lisede dersleri pek takmadığı için nasıl olsa kazanamam deyip lise sonda hiç kasmayan,ikinci yıl aman ailemin gözü üstümde deyip hafiften ağırlık veren,üçüncü seneyse delirttiniz ulan beni diye haykırarak kapağı puanı tutan ilk bölüme atan öğrenci modelidir.
    (bkz: aynalı)
  • "3 saat"i "3 sene" olarak algılamış insandır.
  • öss'yi kazanmak değil yüksek bir puan almak mantığını içerlemiş öğrencidir. 3 sene de kazanıp istediği yere girmek için yeterli puanı tutturamamıştır ya da gerçekten yüksek puanlarla sınavlardan çıkıp, artizlik olsun diye tekrar girmektedir. işte böyleleri dövülmelidir. bunlar üniversitede çanı yükselten tiplerdir.
  • şüphesizki üniversiteyi en iyi ihtimalle 7 yılda bitirecek öğrencidir. hatta şansa bir af düşürebilirse bu sayı dahada artabilir, akıl mantık sınırlarını zorlayıp 17 hatta 27 yıl bile olabilir.
  • bir şeyler yapmak ya da olmak isteyen, önüne yalandan hedefler koyan ama bu hedeflere ulaşmak için asla yeterli çabayı sarfetmeyen, sonra da "ben neden hiçbir şeyi yeterince istemiyorum" gibi abidik gubidik cümleler kuran, artık üç sene üst üste dershaneye gitmenin getirisi olan kulak dolgunluğu ile üniversiteye kapağı atan, ama artık bi daha aynı şeyleri yaşayıp dördüncü kez deja vu görme korkusundan yusuflayarak, garanti olsun diye aslında puanının tutacağı iyi sayılabilecek bi üniversite* yerine taşra üniversitesini* ilk tercihine yazan, zaten onu da 6 yılda bitiren, yıllarını göz göre göre çöpe atan, sahip olduğu imkanları ve fırsatları elinin tersiyle iten... hıyarın teki işte, niye uzatıyorum ki lafı! kaybettiğin iki yılı ileride yüksek lisans yaparak değerlendirseydin, ya da bi süre yurtdışında yaşayıp biraz görgünü arttırsaydın, hiçbir şey olmasa bari o sürenin altı ayıyla askerliği aradan çıkarsaydın fena mı olurdu a benim dallamam!

    edit: vakti zamanında amma da giydirmişim kendi kendime. 6 yıl önce pişmanlık duymuşum demek ki yaptıklarımdan ya da yapmadıklarımdan. şimdi dönüp bakıyorum da, hiç de bir önemi yok. üniversiteyi 3 senede kazanıp, 6 yılda mezun oldum ve bu entry'yi ilk girdiğim 2008 sonbaharında, 25 yaşımda iş hayatına başladım. gayet makul... ayrıca, o kadar umarsızca geçirdim ki o yılları, şimdi işe gitmek için yataktan çıkasımız gelmediğinde, o zamanlar kız arkadaşım olan eşimle geyik çeviriyoruz "ilk dersi ekelim mi" diye. ya da ısınan havanın, insanın içini kıpır kıpır yaptığı bir bahar günü, "son dersi kıralım da çimlerde bira içelim" diye telefon açıyoruz birbirimize. esprilerimizde bile, başımızda kavak yellerinin estiği o yılları refere ediyoruz kaç yıl geçerse geçsin...

    2008'de kariyerime yeni başlamıştım. iş hayatının ne kadar acımasız olduğunu gördüğümde, her şeyi vakitlice yapmadığım için kızmıştım kendime sanırım. işe 2004'te girsem, şu anda çok daha iyi yerlerde olabilirdim diye düşünmüştüm. işe benimle beraber başlayan arkadaşlarımın çoğu benden birkaç yaş daha küçüktü çünkü. oysa ki şu anda, 6 yıllık deneyimle bakıyorum da, yaptığım her şeyi iyi ki de yapmışım. 25 yerine 21 yaşımda çalışmaya başlamanın bana yarardan çok zararı dokunurdu. yine de kalsın bu entry burada. insanın hayata bakışının nasıl da değiştiğini göstermesi adına...
  • (bkz: idealist)
  • öss'yi ilk senede kazanıp sonra hayatı boyunca allah kahretsin yanlış bölüm seçtim diyen insanlardan iyidir bence durumu. yani tabii össde ilk yıl kazanıp 22 yaşında mezun olup işe giren insanlar da var ama neticede çoğunluk 24 civarı mezun olup otuzuna kadar-hatta sonrasında sürünenler klansmanındayken kaybettiği tek şey hazırlanma uğruna heba ettiği üç yılıdır bu şahsın.

    ha ben değilim bu onu da söyleyip bitireyim.
  • annemdir. ilk sene dersaneye gitmemis ve yanlis alani sectigini farketmis, ikinci sene kazanmis ama istedigi bolume ailesi tarafindan yollanmamis, en sonunda ucuncu sene dersaneye gidip istemedigi bolume yollanmistir.
  • bu model bir suser tanıyorum; ama ifşa etmeyeceğim. sevgileri badilerim, rahat ediniz!
  • belki de hakkında yorum yapanlar kadar parası olmayıp, dershaneye gidememiştir.