şükela:  tümü | bugün soru sor
  • örnek verilen adamların hepsi harvard'ı, oxford'u, mit'i falan bırakmış adamlar. lütfen bunlardan birinde okumuyorsanız denemeyiniz. tehlikeli sonuçlar doğurabilir.

    (bkz: babayı evlat katili etmek)
  • o gemileri sana monte ederler, bak en kolayını söyledim.

    edit: entry ile alakalı sövgü ve küfür dolu mesajlar aldım genellikle 'yha adamı bıraksana ne istiyorsa yapsın' şeklindeydi.
    arkadaşım siz de beni bıraksanız da istediğim yorumu istediğim yere yapsam nasıl olur?
    eleştirdiğiniz şey olmayın bu kadar kendinizle çelişmeyin.

    edit2: üniversite okumadan bir şeyler yapmak zor gerçekten çok zor kaldı ki hak kazanmışsın, hadi bıraktın ne halt yiyeceksin? o yüzden o gemileri adama monte ederler.
  • bitiremedik.. bitirmemize izin vermediler...

    hak etmeyen o kadar insan vardi ki.. sadece hocaya karşılık verdiğim için bitmedi.. 9 senemi çaldılar.
    kocaeli üniversitesi hakkım varsa haram olsun.
  • 20lerde çok mantıklı gözüken fakat 40lara gelindiğinde ne yaptım ben diye kafayı duvardan duvara vurduracak olan eylem.
  • iki defa yaptığım, hata olmayan bir şey.
    alışkanlık oluyor bu durum.

    oğlum sınavı kazanmak, başka bir bölüme yerleşmek zor bir şey değil.
    bakmayın, millet gerizekalı ondan bir tane bala göte kazanıp zorla okuyorlar.
    kafanız çalışıyorsa, bölümden de memnun değilseniz tereddüt etmeyin.

    ne yaparsanız yapın tek sermaye kafanız, başka bir şeyiniz yok.
    "allahım mezun olursam 3000 falan kazanır yaşarım, bitirmem lazım bunu" demek yerine "koyim amına, hem okuyup hem yarı zamanlı çalışsam nolur? hayat bu kadar zor ve boktan değil." diyebilirsiniz.
    sizin kararınız.

    ha, para kazanacak başka bir vasfınız ya da bildiğiniz bir iş varsa sorun yok.
    şahsen ben her zaman bir şekilde para kazanmak için alternatifler üretmeye çalışıyorum, kafam rahat oluyor.
    takılı kalmayın, hareketi bırakmayın.

    edit:oğlum kendinize güvenmiyorsanız bana niye sövüyorsunuz?
    bana ne amınakoyim sizden?
    geldim tecrübemin bir kısmını paylaştım, gerisi de sikimde değil.
    ben insanları sikleyen bir canlı değilim, umrumda değilsiniz.

    götüne güvenen istediğini yapsın diyorum özetle, götünüz yemiyorsa gelip bana sövüp ağlamanıza gerek yok.
  • çok güzel çok da iyi güzel olan, boktan bir hayata merhaba dedirten. ben bırakmadım bildiğin atıldım ama ikisi de aynı şey sonuçta gidecek bir okulun olmuyor. bak yine öss'ye hazırlanıyorum ama alışkanlık olunca insan her sıkılışında bırakayım be ne olacak sanki diyebiliyor. bir kere bırakmak gerek sonra da yenisine başlamak.
  • ülkedeki diploma fetişistleri yüzünden mantıksız bir eylem. üniversiteyi bırakıp iş kurayım, şu olayım bu olayım üni ne kadar saçma tribine girdiyseniz dikkat edin riski büyüktür. bu riski almaya çoğu gencin totoşu yemediği için ülke bu haldedir, o ayrı.
  • bir insanın hayatında verebileceği en cesur ve radikal ikinci kararıdır. birincisi evlilik. insana ilginç bir ferahlık getirir.

    son 4 yıl içinde ikinci kez yaptım bunu. hem de öyle dandik bölümler de değil. e bırakacaktın niye girdin diyenler de haklı ama sonunu göremiyorsan ortasında bile olsan geri dönebilmek lazım. sırf başladın diye bitirmek zorunda değilsin.

    siz de eğer tıp ya da mühendislik dışında bir bölümde okuyorsanız bırakın gitsin. en iyi ihtimalle 2500tl maaş ile ortalama mutsuz bir insan olacaksınız. harcayacağınız en az 5 yıla yazık.

    esnaf olun. en az doktor kadar kazanabilirsiniz.
  • hayatınızı etkileyen ve çok kritik bir karar. ben bunu yaptım ve benim için zor olmadı, zira benim o dönemki bakış açıma göre başka çarem de yoktu. 2000 senesinde lise'den mezun olduğumda neredeyse kopuk, ciddi bir sosyal hayatı olmayan, dışarı çıkacağı iki üç arkadaşı olan biriydim. o dönem ağırlıklı ortaöğretim başarı puanı vardı, ben de haylaz ötesi bir öğrenci olduğum için itü elektronik falan bu katsayı ile hayal idi.

    bir strateji geliştirmiştim, bu da önce itü'nün bir bölümüne kapağı atıp akabinde istediğim bölüme girmek yani yatay geçiş yapmak. ilk başlarda fizik istiyordum ama hiçbir yeri tutturamadım 2000 yılındaki öss'de. sonra 2001 de jeofizik'e girdim, bir dersten kalınca moraller bozuldu tabii birinci dönemin sonunda.

    o dönem bir defa bir yeri kazanıp yerleşince müteakip sene girdiğinde puandan düşülüyordu yanlış hatırlamıyorsam, yani gene bir sene koymak gerekiyordu araya. bu sefer stratejimi şöyle değiştirdim. sene sonunda kaydımı dondurup, bir sonraki sefer tekrar girmeye karar verdim. daha sonra girersem aldığım dersleri de saydırabileceğimi öğrendim. ben de matematik dersini yaz okulunda alıp akabinde okulu dondurdum, psikolojim zaten baya kötüydü.

    2002-2003 döneminde dershaneye gidip (ulan kadıköy mef'in ne güzel balkonu vardı sigara çay kahve içebiliyorduk) akabinde itü maden mühendisliğini kazandım. 2003-2004 senesinde de itü telekomünikasyon mühendisliğine, yani elektronik haberleşme'ye atladım 3.89/4.00 ortalama yapıp. ortalaması 8 olan fizik 2 vizesinde 40/40 yapan tek öğrenciydim şimdi anımsadım bunu.

    peki şimdi ne düşünüyorum?

    2007 de mezun olmam gereken okuldan fizikle çap yapayım deyip çapı da bıraktıktan sonra 2010 senesinde mezun oldum. yani ideal olarak 2004'te mezun olacak adamım 6 sene kayıp yaşamışım, hadi millet hazırlıkta takılıyor (hazırlığı atlamıştım) 5 sene, sanki iki okul bitirmiş gibi. tabii yaşamda birçok şeye geç başlamış olmanın sıkıntısını çekmiş oldum, bütün bunlar bende birçok konuda sorun yaşamama sebep oldu.

    gel gör ki mezun olduktan sonra yazılımcı oldum, sevdiğim bir mesleği yapıyorum. 8 senelik tecrübenin sonunda şimdi avrupada çalışıyorum, tekrar geçmişe gitsem bu kadar haylazlık edip böyle geç başlamazdım hayata. genç gösteriyorum, bazen sabahları aynada kendime bakınca "çocukluğunu geç bitirdin, genç kaldın" diyorum kendi kendime. belki yaşamı ağırdan almanın bir getirisidir bu, bazen de bundan oldukça pişmanlık duyuyorum.

    neden anlattım bunları ? okulu bırakmasına bırakabilirsiniz fakat iki önemli şeyi unutmamak lazım. aldığınız karar yaşamınızın tamamını etkileyecek. bunu bilin ki en azından kararı alırken sorumluluğu da beraberinde aldığınızın farkında olun. ikincisi de disiplinli bir çalışma olmadan bu hayatta hiçbir şey yapamazsınız. bakın ben onu geçiş için yaptım, fakat sonrasında tekrar sıkıntılı engebeli bir süreç yaşadım. bunu yapmamak gerekiyor, o disiplini yaymak gerekiyor.

    şu da var bu arada. babam "olum bir meslekte ehliyetini al, sonra istersen tekrar oku" derdi, ben bunu dinlemedim. anne ve babalar çocuklarının riskli hareket yapmalarından ötürü çekiniyor, fakat ben ne istediğimden emindim, önümü göremiyordum başka türlü o sebeple kendimden bir defa bile şüphe duymadım bu kararı alırken.

    kendi kendime farketmiştim geçen seneler içindeki sorumsuzluğumu, sonrasında da bunu telafi etme fırsatı yarattım kendime. o sorumsuzluğun sonucunda böyle bir yol ayrımına gelip sonra istemediğim, önümü göremediğim bir meslekle devam etmek istemedim.

    önünüzü bir değişimle görebiliyorsanız bundan eminseniz, planınızı yapmışsanız zaten kimseyi dinlemezsiniz, o vakit aldığınız karardan pişman olmazsınız. ben okulu bırakmaktan pişman değilim, sadece ondan önceki süreçteki, lise yıllarımdaki sorumsuzluğumdan ya da dağınıklığımdan, veyahut sonrasında okul çiklet gibi uzayınca yaşadığım sancı ve dağınıklıktan pişmanlık duyuyorum. tekrar olsa, aynısı yapardım bir saniye düşünmeden.
  • mavi yaka olarak bir fabrikaya girip her gün ''am-göt-meme'' muhabbetlerini dinleyeceksiniz uyandırayım. hatta dinlemekle kalmayacak bir süre siz de aynı adam olacaksınız haberiniz olsun. ciğeri 5 para etmez yolda görseniz selam vermeyeceğiniz adamların emri altında çalışacaksınız. ben bunu zamanında yaptım acayip pişmanım siz yapmayın lütfen. bölümünüz kötüyse de yine bitirin gidin orduya girin subay olun bir şekilde yolunuzu bulursunuz ama okulunuzu bırakmayın.