şükela:  tümü | bugün
  • hangi ünlünün nasıl tepki vereceğini bilemiyeceğiniz için yapılması farzdır. muazzez ersoy'un ortalığı kasıp kavurduğu dönemlerde kendisini bir arkadaşım ile karum'da görmüştük. hayranı olan salak arkadaşım hemen zıpladı tabi. (tabi ki kız çocuğuydu)

    + aaaa siz muazzez ersoy'sunuz.
    - evet benim! bi problem mi var? çekil yolumdan.

    diyerek hızla geçip gitti. o esnada arkadaşımın halini görmeliydiniz. hani bunlar her televizyona çıktıklarında, yani sevgi kumkuması olur iken, birisi normal hayatta yaptıkları bu tip hareketleri yüzüne vurduğunda; ''ama biz de insanız, kim bilir o zaman nasıl bir ruh halindeydik?'' türünden bir açıklama yapar ya. biz de böyle bir şeydir diye üzerinde durmadık.

    yıllar sonra arkadaşımın intikamını almak bana düştü. hem de erman toroğlu'ndan. patronumun ankara ziyareti esnasında erman bey'de kendisini ziyarete bizim mağazaya gelir;

    e.t : oğlum xxx burada mı?
    dknm: evet
    e.t : benim geldiğimi söyler misin?
    dknm: peki, kim diyeyim?
    e.t : ?!?!

    derdim seninle değildi erman abi. benim derdim muazzez ersoy'la idi. ama ilk sen çıktın karşıma ne yapayım? o zaman benjamin linus da karşıma çıksa aynısını yapardım emin ol.
  • biz bugun beyaz'i gorduk, tam "aaa beyaz" diye bagirisacaktik ki hemen terbiyemizi takinip, mazbut kizlar olarak onumuze donduk. halbuki ne var yani, nedir? kime bu ben cok unlu tanirim pozlari? ne olacak bu ilgisiz tavirlari takininca, beyaz 'a haddini bildirip, sen de bizim gibi bir insansin mesaji mi verecegiz? asil beyaz sasirsin, o bakakalsin diye mi umuyorum bilmiyorum ki... bulmussun bak iste nesini merak ediyorsan, sanki bir daha goreceksin.
  • gereksiz atraksiyon. ünlü sevdiğim biri de olsa, sevmediğim biri de, ya da ünü az olsa bile incelerim, bakarım. gidip konuşmam, imza filan istemem tabi ama, görmezden de gelmem.

    bundan bi 13-14 sene önce* balkonda kahvaltı ederken, o zamanlar iyi sayılabilecek beyaz bir arabaya yanaşmıştı sitenin önüne. takım elbiseli birileri indiler. belli ki iki tanesi koruma, ortalarında ufaklık bi tip var çünkü. parka doğru yürüdüler, sahile doğru gidip fotoğraf çekildi ufaklık olan. baktım çevredekilerin de hiçbiri farketmiyor. insanlar geçiyorlar yanlarından. dedim herhalde ünlü biri değil. 10 dakika sonra geri döndüler. annem şöyle bir baktı, ilgisiz bir halde ''küçük ibo mu o?'' dedi. o zaman anladık kim olduğunu. ağzımdan bir ''aa küçük iboo!'' cümlesinin çıktığını hatırlıyorum. niye o kadar şaşırdıysam, sanarsın bir dave mustaine, bir steve harris görmüşüm. babam da ''ne işi var ki burda, gidecek başka yer mi bulamamış'' demişti. cidden çok alakasız bir yer, küçük ibo'nun izmit'in ilçelerinden birinin parkında işi ne? ibo'nun hevesle etrafına baktığını hatırlıyorum da, kimse ilgilenmemişti. velete gıcıktım ama kimse gelip imza istemedi diye acımıştım. sonra arabaya atlayıp gittiler. yıllar sonra bir gün, arkadaşlar gördükleri ünlüleri sıralarlarken, ben de küçük ibo bizim oraya geldi demiştim de ne gülmüştük. göre göre onu gördüm evet.

    seneler geçti. başka yerlerde de ünlüler gördüm ve tepkim hiç değişmedi. gidip konuşmadım, yanına yanaşmadım ama afedersiniz, öküz gibi de bakmışımdır eminim. bir de ağzımdan ''aa'' ünlemiyle başlayan şaşırma içeren cümleler çıkmıştır. çok enteresan değil evet fakat tanıyıp da, tanımazdan gelmek için kasmaya gerek yok. benim gibi saçma tepki vermeye de gerek yok. sakin olun. sakin..o da insan. evet.
  • tanımazdan gelmeyeceğiz de ya napacaz afedersin? geçen gün haydarpaşa numunenin girişinde yıldırım demiröreni gördüm mesela. ayağına sarılıp, başkanım bize yırtıcı forvet alsana, nidasıyla hünkürecek halim yoktu. aziz yıldırım edasıyla kafamı çevirdim, geç kaldığım derse doğru yoluma devam ettim.
  • ünlü birini görünce tanımazdan gelmek,çok mantıklı bir hareket. ben de tanımazdan gelirim ki şımarmasın.
  • kavacık da dolanırken istemsiz yapılan eylem.
    (bkz: akasya durağı) (bkz: arka sokaklar)
  • akmerkez fenerium'da geri geri yürürken kazayla cem yılmaz'a çarptığımda içinde bulunduğum eylem. o an mallıktan tanıyamadım, sonradan arkadaşlar söyleyince uyandım. tanısam bi imza isterdim be.

    edit: imla
  • (bkz: ünlü görüp tanıyamamak)
    x gelir adres sorar, bi süre bekler önünüzde, telefonla konuşmaktadır.
    x gider.
    etrafa eş-dost toplaşır;
    - laaaannn ne dedi x?
    - x?
    x için;
    (bkz: kıvanç tatlıtuğ)
  • aklıma şu fıkrayı getirmiştir:

    gencin biri bir cafe'de kız arkadaşını beklerken arka masada kadir inanır'ı görür. şaşkınlığını gizleyemeyen genç, kadir inanır'ın yanına gider ve ona hayran oldugunu söyler. biraz resmi muhabbetten sonra kadir inanır'a kız arkadaşının birazdan geleceğini söyler ve şöyle bir ricada bulunur:

    - "kadir abi, kız arkadaşım yanımdayken bana sahip çıkar mısın be abi? en azından bir selam falan versen?"

    kadir inanır genci kırmamak için "tamam olur" der.

    bir süre sonra gencin kız arkadaşı gelir. bunu gören kadir inanır kalkar ve elemanın omzuna elini atarak;
    - "naber kardeşim nasılsın?" diye sorar.

    genç, hafif ağır bir tavır ile arkasını döner ve;
    - bi rahat vermedin be oğlum kadir. bi sidigit ya!"
  • başıma hep gelir bu. bugüne kadar bi' allah'ın kulu da beni görünce, aaa, syd değil mi bu, demedi daha. bırakın artık şu tanımazdan gelme triplerini allah aşkına! lütfen.