şükela:  tümü | bugün soru sor
  • dart'ın 12'sine konumlanmıştır. öyle bir 12 ki her yapılan atışın isabet alabildiği büyüklükteki bir 12. özellikle magazinel ilişkileri olan kadınların hedefe konulduğunu, en çirkin, en sert, en ön yargılı sözlerin toplumsal kabulmüşcesine söylendiğini müşahede ettim/ ettik kaç defa.

    ultra zengin veya ultra ünlü eşten ayrıldıktan sonra zekasına, servetine, yaşantısına, güzelliğine veya çirkinliğine söz edilmeyen kadın yok gibi bir şey. peki neden bu kadınlara bu kadar pervasızca yorumlar yapılabilmekte yurdumun alelade insanı? nasıl bir cesarettir?

    galiba fitili ateşleyen ilk nokta kendilerinin asla sahip olamayacakları (isteyip istememek önemli değil burada) bir yaşantı içinde olmaları bu kadınların. yani daha zengin, daha güzel, daha popüler veya daha .. daha .. daha .. birikmiş bir haset ve kıskançlık ile yoğrulan zihinler patlamak için fırsat kollar. yani her şey rayında giderken övgü, iğneleme şeklinde olabilecek yorumlar bir ayrılıktan sonra freni patlayan kamyonun yokuş aşağı son sürat inmesi gibi boşalır ağızlardan. cinsiyet de fark etmez böylesi durumda. yani kadınlar da erkekler de hiçbir ahlaki kaygı gütmeksizin hakkında yorum yapılmasında ''asla bir kusur görülmeyen'' hedefteki kişi hakkında en iğrenç yorumlarını, en gizli kalmış dürtülerini ortaya koyarlar. o kadın oruspudur, para avcısıdır, erkeğini elinde tutamamış maldır, mirasyedidir, başarısızdır vs vs.

    diğer bir nokta ise cinsiyetleridir. yani kadın olduğu için akıllara kişilerin zekaları, becerileri, sahip oldukları herhangi bir özellik yerine cinsiyetleri ve bu cinsiyete atfedilen olumsuz, ön yargılı, provake edici ön yargılar, düşünceler hatta düşmanlıklar gelir. potaki kişi zaten ölmüştür maruz kaldıkları sözler, yorumlar vs yüzünden. bir daha ne yapsa kurtulamaz o oruspu, mirasyedi, nafakacı, ezik, kocasını veya sevgilisini dahi elinde tutamayan yetersiz imajından.

    bu durum aslında sadece o kadınları hedef almaz. kızım sana söylüyorum gelinim sen anladaki ifadesinin vuku bulması gibi bak 'adriana lima bile aldatıldı' yorumları ile ikincil hedef kitle ve asıl kontrol edilmek istenen grup kendi çevrelerindeki, aynı toplumda beraber var oldukları kadınlardır. bunlar sizin isteyebileceğiniz en üst noktaya geldiler gelmelerine rağmen ama hiç bir halt olmadı onlardan. görün de ibret alın dizimizin dibinde aşağılamalarımıza, hakaretlerimize, kısıtlamalarımıza ses çıkarmayın. biz sizin sahip olduğunuz ama asla ve hiç bir surette koruyamayacağınız onurlarınızın bekçileriyiz yollu imalar ve alt mesajlar gönderilir toplumun her yerine. misal kadın ünü şanı şöhreti kendi rızası ile terk edip dindar yaşamaya başlar ama geçmişinde ne tecavüze uğradı beee yollu salyaları akan kişilerin yorumlarına maruz kalır.

    sormak lazım bir de: bütün bu işler olurken ün şan şöhret alavere dalavere peşinde koşan ve o kadınların hayatında olan erkeklere ne olur? cevabı tabii ki hiçbir şey. iğrençliği ayyuka çıkmış kişiler bile bu kadınlar kadar dikkat çekemezler. masumlaştırılır ve toplumun negatif ve ön yargılı objektifinden uzaklaşırlar. o kadınları bütün o iğrençliklerle baş başa bırakmaları önemli değildir. aslında kadınların yanında olmak zorunda değillerdir. ama aklanmaları, susmaları ile aslında yorum yapan herkese, kadınlara ve erkeklere şu mesajı verirler 'siz haklısınız, konuşun konuşabildiğiniz kadar.'.

    bu kadınları zan altında bırakan, maddi manevi değerlerine hakaret eden, dalga geçen ve bütün bunları yapmalarına fırsat verilen sosyal medya ve internet ortamlarına davalar açılmalı. belki bu sayede iyiyi oynayıp eleştirmenin toplumca cevaz verildiği düşünülen durumlarda dahi kişiler konuşmadan evvel düşünür de öyle adım atar.
  • her yaşadığı anı sosyal medya üzerinden paylaşan, gündemde kalabilmek adına acayip laflar ve tuhaf hareketler yapan, magazin fotoğrafçılarına para verip * diyen hanım kızlarımızdan bahsediliyor kanımca.
    oysa ki onlar sade ve sıradan bir hayat yaşamak istiyor ve insanlar buna izin vermiyorlarmış gibi (bkz: madur edebiyatı) yapmak da ayrı bir kafa...