şükela:  tümü | bugün
  • uzun zamandır dikkatimi çeken ancak son zamanlarda iyiden iyiye ayyuka çıkan bir durum bu. büyürken yaşadıkları rahatlıktan mıdır, hayata dair bir amaç edinme gereği duymamalarından mıdır bilemiyorum ama babası veya annesi bir şekilde ünlü olmuş, magazin dünyasında yer etmiş kişiler pek dişe dokunur şeyler yapamıyorlar.

    seçtikleri, daha doğrusu yapmak istedikleri meslek genellikle ebeveynlerinin mesleğiyle aynı olduğu için taşıdıkları soy ismin veya önlerindeki etiketin hakkını vermekte güçlük çekiyorlar ki çoğu da başarılı olamıyor zaten. bir kaç örnekle inceleyecek olursak, söylediklerimiz daha net anlaşılır sanırım.

    ali sunal; malumunuz, üstad kemal sunal'ın oğludur kendileri. o da babası gibi oyunculuğu seçti. belki tarzları farklı ama en nihayetinde seçtiği meslek oyunculuk. fakat ne duruş ne bakış ne de gerçekçilik olarak babasının yetenekleri ile kıyaslanabilecek düzeye çıkabiliyor. üstelik piyasa da yeni biri de değil. kendini geliştirmek adına bir şey yaptığıunı da söylemek güç yani. keşke daha başarılı olabileceği bir meslek seçseymiş kendine.

    doğa rutkay; rutkay aziz'in kızıdır kendileri. o da tıpkı ali sunal gibi, babasından yetenek anlamında pek bir şey kapamamış izlenimi veriyor. üstad daki ses tonu ve vurgulamalar kendisinde yok maalesef. kendini ne kadar geliştirebilir orası da muamma biraz.

    kerem alışık; türk sinemasının mihenk taşlarından sadri alışık'ın oğlu. farklı platformlarda da denedi kendini aslında ama pek dikiş tutturduğu söylenemez. yine de yazdığı şiirler kendisini diğer ünlü çocuklarından biraz olsun ayırıyor. şiirleri güzel ya da kötü demiyorum, gayret göstermesi hoş. oyunculuk anlamında pek tabii babasının yanına bile yaklaşamaz.

    gökhan arsoy; bir zamanların ünlü oyuncusu göksel arsoy'un oğludur kendileri. tıpkı babası gibi sadece yakışıklılığının ekmeğini yemeye çalıştı ama onda da başarılı olamadı pek. yetenek olarak da babasından alacağı çok ders var üstelik.

    ırmak ünal; cihan ünal'ın kızı. ancak ouunculukta babası kadar yetenekli değil maalesef. düz bir oyunculuk yeteneği var. fazlası da çıkmaz muhtemelen.

    zehra avşar; zehra çilingiroğlu da diyebiliriz. hülya avşar ve kaya çilingiroğlu'nun kızı. hiç şüphesiz bahsettiğimiz insanlar arasında en yeteneklisi o. annesinin sahibi olduğu dergideki yazısını okudum ve çocukluğu hatırladım direkt. o kadar düzgün üslup, o kadar derin cümleler beyin yaşının fiziki yaşından çok üstün olduğunu gösteriyor. hele ki londratı çok sevdiğinin ve sık sık oraya kaçtığının üzerinde durması yok mu? yedi bitirdi beni. kız kardeşlerimle kaçıp kaçıp londradaki evimizin bahçesine saklandığımız günleri getirdi aklıma. tabii türkiyeden arayınca bizi bulamıyorlardı. biz saklanmaktan sıkılınca dönüyorduk buraya. neyse, iyi yazardır kendileri vesselam.

    örnekler çoğaltılabilir ama istisna bulmak gerçekten zor. allah vergisi bir durum herhal.
  • - baba, tam adını yazacaktım, yazamadım.
    - ne yazdın? ya da bildin?
    - mist... orada kaldım.
    - olsun oğlum. bu da bir şey...
  • bu başlığa ters düşen en iyi örnek kanımca 'damon hill''dir. kendisi geç de başlamış olsa f1 de babası 'graham hill'inkinden aşağı kalmayan bir kariyer yapmıştır. rakamlarla konuşmak gerekirse katıldığı 122 yarışın 22sini kazanmış ve 360 puan toplamıştır. baba hill ise 179 yarışta 14 kez birinci gelmiş ve 270 puan (aslında 289 ama 1990 öncesi sistemin azizliği) toplamıştır. damon'un babasında geri kaldığı tek konu ise babası iki kere şampiyon olurken onun bir kere bu başarıya imza atmış olmasıdır ama bu durum oğul hill'in jordan takımının ilk kez birinci geldiği yarışta direksiyonda olması ve arrows'a da nerdeyse aynı şeyi yapması düşünülerek göz ardı edilebilir. tüm bu rakamların üstüne oğlu sekiz yıllık bir yarış kariyerinde bu rakamlara ulaşırken graham on yedi yıl boyunce f1 pistlerinde boy göstermiştir.

    tüm bunları bir araya getrince ve babası ile aynı kulvarda koşmanın zorluğu ile babasının bir f1 kazasında ölmesinin yarattığı psikolojik etki de eklenince damon hill'in başarısı öyle yenilir yutulur bir şey değil büyük bir başarıdır. kendisinin önünde saygıyla eğiliyorum.

    ps: babası ile aynı mesleği seçmiş biri olarak arkadaşa ayrıca saygı duyuyorum ve de idda ediyorum bundan yirmi yıl sonra babasını aynı meslekte gölgede bırakmış kim var sorusuna bir damon hill iki praxio diyeceksiniz. :))))
  • oral çalışlar - reşat çalışlar
    şeklinde de örneklendirebiliriz sanırım.
  • tam tersi örneklerde vardır. mesela abdullah gül'ün oğlu mehmet emre gül 16 yaşında ticrette başarıdan başarıya koşmaktadır.

    (bkz: adresime gelsin bilisim teknolojisi ve tic sti)
  • yeteneksizlikten ziyade sanirim babalarinin ya da annelerinin birikimlerine/unlerine/soyadlarina konma firsatinin verdigi bir rahatlik ve bosvermislik durumu var...

    yeteneksiz olup olmadigi tartisilir ama jacques villeneuve - gilles villeneuve ikilisini de unutmamak lazim...
  • thomas jefferson - jefferson airplane örneğiyle yalanlamak istediğim oluştur. ama olmadı gördüğünüz gibi.
  • (bkz: aylin livaneli)
    gençler belki bilmez ama zamanında şarkıcılık deneyimi olmuştur zatın. unutulmak istenen günlerdir.