şükela:  tümü | bugün
  • samuel jackson ve michael sheen'in başrolünü oynadığı bir gerilim filmi.
  • --- spoiler ---

    samuel amca her ne kadar iyi rol yaparsa yapsin, ozellikle iskence icin kullandigi yontemlerin hepimizin bildigi klasik turden olmasi (koskoca amerika'daki en usta iskence uzmani olarak lanse edilmesine karsin), tam olarak neyi anlatmak istedigini ve hangi genre'a hitap ettigini anlayamadigim filmdir.

    ozellikle son sahnede ajanin silahini ele gecirmesi ve intihar etmesi cok gelisiguzel olmus. kendisine gunlerce iskence eden, karisini olduren adami oldurmeden bu dunyadan gocecek bir insan az olsa gerek.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---
    milyonları kurtarmak adına "suçu sabit" bir orospu çocuğunu konuşturmak için ne kadar ileri gidilebileceğini masaya yatıran film.

    anafikir: sözkonusu insan hayatıysa gerisi teferruat.

    işkence görmeye oldukça iyi hazırlanmış eleman rolünde, suçsuz olma ihtimali de bulunan, veya milyonları öldüreceğinden şüphe duyduğumuz birisi oturmuyor işkence koltuğunda... elemanın planladığı üç bombalı eylemin gerçekleşeceğini eşşekler gibi biliyor, ona empatik yaklaşamıyoruz bir türlü. tam tersine, senaryo bizi mütemadiyen işkenceci "barbarlara" yakınlaştırıyor; onlar gibi düşünmeye iteliyor.

    hikayenin orijinal ve cesur yanı, "teröristin de insan hakları var, bik-bik-bik" insanlarının sonunda aklını başına toplayarak, "sokarım merhametine" demesi ve de işkenceye sike sike rıza göstermesi... başka çare kalmadığını masalar, sandalyeler, duvarlar bile anlıyor sonunda.

    zayıf yönü ise, teröristin elleri çözüldükten sonra olan, biten.
    keşke daha akıllıca bir final bulunsaymış...
    yine de izlenmeli derim.
    --- spoiler ---
  • iskencenin, hatta masum insanlara iskence yapmanin, gerekliligini anlatan bir film. midesizseniz hosunuza gidebilir.
  • underworld'un lucian'ı olan michael sheen'in süper oyunculuğu, izleyeni insanlıktan çıkaran konusuyla ve süprizleriyle devam edip biten son zamanlarda çıkan seyre değer güzel filmlerden.
  • "işkencenin ne kadar gerekli olduğunu anlatıyor" diyen kişi filmden bi bok anlamamış demektir.

    --- spoiler ---

    en sonda trinity ablamızın "ehhh yeter lan, skerim patlarsa bomba patlasın, masum çocukları öldüremeyiz" repliği filmin ana fikri hakkında herhangi bir ipucu vermiyor mu?

    ya da samuel l. jackson'ın trinity ablamız yukarıdaki sözü söyledikten sonra adamın bağlarını çözmesi ve "tamam bitti, özgürsün artık" demesi?

    samuel l. jackson da yaptığının kötü bir şey olduğunu biliyor aslında. trinity ablamıza "justify me" derken de bunu kastediyor. çevresindeki herkes işkencenin "gerekli" olduğunu söylüyor ama kimse elini pisliğe bulaştırmak istemediğinden, o devreye giriyor. samuel l. jackson da hep bu süreç boyunca birilerinin ona "dur" demesini bekliyor. trinity ablamız ve diğerleri başta karşı çıksa da, süreç boyunca hep "ne yapman gerekiyorsa yap" diyorlar. bir tek michael sheen'in karısının öldürülmesine -pasif olarak- karşı çıkıyorlar ama onda da olaydan 5 dakika geçtikten hemen sonra "bu işi bitirmeni istiyoruz" diye yine samuel l. jackson'ın kapısına dayanıyorlar.

    ama samuel l. jackson'a ilk kez -gerçek olarak- karşı çıktıklarında, yaptığı şeyi bitiriyor ve michael sheen'i çözerek "tamam git hadi, özgürsün" diyor.

    michael sheen'e karşı empati kuramayanlar nasıl bir ruh haline sahip onu da merak ediyorum. filmde empati kurabildiğim tek adam michael sheen idi. samuel l. jackson'a son ana kadar "var hayvan orspu çocuğu" kıvamında baktım. keza trinity ablamıza da "ikiyüzlü sürtük" diye. diğer sadece emir verildiğinde emri yerine getirecek şekilde beyni çalışan maymun askerleri saymıyorum bile.

    çok dağıldı, toparlayayım. en yalın haliyle filmin anlatmak istediği şey şudur bana göre: "evet, işkence kötü bir şey. bu yüzden işkenceye karşı da çıkmalısın ama sen buna pasif olarak, işkencenin yapıldığı odayı terkederek, gözlerini kapatarak, sorumluluktan kurtulmak için yetkiyi alt rütbedeki askere vererek vb. yöntemlerle karşı çıkamaz, sorumluluktan kurtulamazsın. suça ortak olur, sen de işkenceyi bizzat yapan adam kadar suçlu olursun."

    evrensel değerler vardır. insan olmaktan kaynaklanan değerler. getirisi, yararı, faydası, gerekçesi ne olursa olsun bu değerleri çiğneyemezsin. zira, bu değerleri çiğnediğin zaman insan olmaktan çıkar, başka bir şeye dönüşürsün. bir barbara, ya da hayvana.

    bu bağlamda michael sheen'in tırnaklarını koparmakla, dişlerini deşmekle, parmaklarını kesmekle; çocuklarını öldürmek arasında herhangi bir fark yoktur. bunun ağırı, hafifi, haklısı ya da haksızı yoktur. işkencenin her türlüsü işkencedir.

    --- spoiler ---
  • filmin şu sahnesi insanlara vermek istediği mesajı gayet iyi bir şekilde veriyor. bu açıdan bakıldığında gayet dobra bir film olmuş diyebilirim. amerikan halkı orada keyfine keyif çatarken o ortadoğu projesini gerçekleştirmek için orta doğuda binlerce insan ölüyor her gün. çok uzak değil, israil'in yaptıklarına bakmamız bile yeterli.

    --- spoiler ---

    -kendimi yakalattım çünkü ben korkak değilim.
    -bana işkence edecek herkesle yüz yüze olmak istedim!
    işte buraya dikkat:
    -bana barbar diyorsunuz.
    -peki o zaman siz ne oluyorsunuz?
    -nasıl yani, elli sivili öldürüm diye göz yaşı mı dökmemi bekliyorsun?
    -siz her gün o kadar kişiyi gözünüzü kırpmadan öldürüyorsunuz!
    -nasıl bir hismiş, brody? bu benim ile ilgili değil sizin ile ilgili!

    yalnız brody sorgu sırasında kuran'ı okuyup çok hayran kaldığını söylüyor. çok güzel okumuş, hiç bir müslüman kendi canına kıyamaz ki bombacı yusuf abimizde filmin sonunda kendisini kafasından vuruyor. sen o kadar işkence gör ondan sonra kendini öldür. böyle saçmalık görmedim ben. intihar etmek kuran'da en affedilemez suçlardan birisi çünkü.

    kısaca filmin son saniyesindeki o dördüncü bombayı görmesem bu filme say say etmediğim küfür kalmazdı ama yazının girişinde de söylediğim gibi film gayet dobra ve bazı kişilerin gerçekleri görmesini sağlamak için gayet güzel kurgulanmış. özellikle orta doğuda dönen katliamlar gibi eğer yukarıdaki diyaloğa bakıcak olursak. samuel abiyi böyle bir rolde görmek gayet leziz oldu. ve son olarak film son saniyesi ile benden geçer not aldı ve o ana kadar gayet güzel geldi.
    --- spoiler ---
  • işkencenin yapılabilirliğinden ya da yapılmaması gerektiğinden genel hatlarıyla bahsetse de izleyene "sen olsan ne yapardın?" diye sormaktadır. *

    --- spoiler ---

    ya her şeyi geçtim. film boyunca bangır bangır dönüyor 6 ila 8 kg arasında madde kayıp diye. biz anladık oradaki askerler, generaller, fbi ajanları vs h kişisi söyleyene kadar 4 bomba olabileceğini akıllarına bile getirmemiş. gerçi nükleer bomba yapımında kullanılan maddenin ne kadarının kayıp olduğununun kestirilememesi, üstelik 2 kg (anlamıyorum bombalardan falan ama çok olsa gerek) gibi bir meblağ garip geliyor insana.

    herkes "tamam bu kadar yeter; neeee 4. bomba mıııı, tamam devam et" dönekliğinde, "aman! çocuklarımız, insanlarımız ölecek" telaşında* lakin biri de çıkıp demiyor "yahu bu adam amerikada doğmuş amerikada büyümüş, orta doğuda olanları görmüş ve kendi ülkesinde böyle bir şey yapıyor, hem de bu kadar işkenceye rağmen geri adım atmıyor. lanet olsun bize."

    işkencenin yeri geldiğinde yapılabileceğini falan gösterdiğini de sanmıyorum zaten. tanımda kandırdım hepinizi.

    --- spoiler ---
  • --- spoiler ---

    filmde işkencenin gerekli olduğunu falan anlatmıyor. ancak bir gerzek bunu diyebilir, gerçek olayı şu;

    herif işkenceye kendi girmesi, nükleer bombası olduğunu kanıtlaması falan onun artık tehdit edilemez olduğuna işaret, karısını çocuğunu öldüreceğine adamın isteklerini yerine getirseydiniz, herif new york u havaya uçurmazdı. lan hepinizi götüstü oturtacak planı yapmış halen ne diye diretiyorsun? git adamın dediğini yap kimse ölmesin. zaten siz anlaşma yapın diye anlaşma kasedini halka yayınlatılmasını istemedi, adam siz anlaşma yapın diye işkenceden çıkmadı, adam siz anlaşma yapın diye karısını çocuklarının hayatını tehlikeye attı, halen bu adamı ciddiye almayıp, "işkence edelim söyler lan yerini" dersen adam götüne bombayı sokar işte. samuel filmin başında "adamın anlaşmasını kabul edin, siz zaten teröristlerle hep anlaşıyorsunuz" dediğinde iki dakika düşünseniz şimdi herif kazanmış olmayacaktı.

    tahminimce o adamın çocuklarını da kessen 4. bombayı söylemezdi. çünkü o kadar ayrıntılı plan yapan adam bunu da düşünür. adamın amacı ortadoğu politikasının bitirmekti. bitseydi kimse ölmeyecekti. adam kazandı.

    e şimdi diyeceksin ki "bir adam için koca ortadoğu politikasından vaz mı geçelim?" lan adam senden newyork'u aldı aloo? kalbini aldı senden?

    --- spoiler ---
  • tamamen vakit kaybı bir film.bu dandik filmi son zamanlarda izlediğim en iyi film diye bana satan dvd' ciyi de incisözlüğe havale etmeyi düşünüyorum.