şükela:  tümü | bugün
  • ani di franco isimli hanımefendinin bir şarkısı aynı zamanda.
    bir şarkı boyunca sayıyo kadın ayıplamış kimi zihniyet
    ulan bide m&m e bakın siz
  • 1996 tarihli bir ani difranco klasiği...

    think i'm going for a walk now
    i feel a little unsteady
    i don't want noone to follow me
    except maybe you

    i could make you happy, you know
    if you weren't already
    i could do a lot of things
    and i do

    tell you the truth i prefer the worst of you
    too bad you had to have a better half
    she's not really my type
    but i think you two are forever
    and i hate to say it but you're perfect together

    so fuck you
    and your untouchable face
    fuck you
    for existing in the first place
    and who am i
    that i should be vying for your touch
    who am i
    bet you can't even tell me that much

    2:30 in the morning
    my gas tank will be empty soon
    neon sign on the horizon
    rubbing elbows with the moon
    safe haven of the sleepless
    where the deep fryer's always on
    radio is counting down the top 20 country songs

    out on the porch the fly strip is
    waving like a flag in the wind
    you know i really don't look forward
    to seeing you again soon.

    you look like a photograph of yourself
    taken from far far away
    i won't know what to do
    i won't know what to say

    so fuck you...

    see you and i'm so perplexed
    what was i thinking
    what will i think of next
    where can i hide
    in the back room there's a lamp
    that hangs over the pool table
    and when the fan is on it swings
    gently side to side
    there's a changing constellation
    of balls as we are playing
    i see orion and say nothing
    the only thing i can think of saying

    is fuck you...
  • live versiyonunda "so fuck you" derkenki o hafif gulumseme ve arkasindan seyircilerin whoaa sesi. mukemmel diyorum ve hanim aga*'ya sarki icin tesekkur ediyorum.

    so fuck you.
  • şarkı ani*'nin 1997 çıkışlı living in clip isimli iki cd'lik live albümünde de yer almakta . . . bir kadın tarafından eski, yeni veya aday sevgiliye karşı, çeşitli durumlarda hissedilenleri en harbi, açık, sakınmadan ve kısmadan dile getirmiş eserlerden biri . . . bu kadar içten mi fuck you denir¿ denirse de takdir edilir, hele bunu bir şarkı formuna da sokup dinletebilmiş ve bayların yüzünde bile bir gülümseme bırakabilmişsen . . . keşke hepiniz böyle olsanız . . .
  • nevrotik "ben bu hallere düşecek adam mıydım..." döneminden bir sonraki evre oluyor heralde bu şarkıdaki uyuşukluk* ve sakinlik hali. artık bir yürüyüşe çıkmanın zamanı gelmiş, manidar bir "so fuck you" pek güzel gitmiş.. bu '96 pek bereketli bir yıldı (yılbaşısı tabii ki bulanık).
  • live versiyonunda o kadar içten fuck you der ki ani abla sanki şarkıyı yazdığı kişi o an ordadır..
  • sevgiliniz yoktur. bi şekilde dinlersiniz şarkıyı. şarkıyı sevmemek elde değildir. diğer ani difranco şarkılarından farkı dinlerken hafif sırıtışlarla "ne güzel fuck you diyo di mi?" gibi sözlerin eşlik etmesidir. şarkı müzikalitesinin dışında çok da bişey ifade etmez aslında, ne de olsa hala bir superherosunuzdur. ama yine de her dinleyişte bir mutluluk yayılır bedene ve bilince.

    günler yıllar geçer, bir sevdiceğiniz olur, şarkı hala "ne güzel fuck you diyo di mi?" den öteye geçemez.

    biraz daha zaman geçer ilişkiniz başka bir boyuta evrilir. artık dışardan bakanlar için sevgili değil ev arkaşısınızdır* *. zaman içinde* arkadaşınızın yeni bir "arkadaşı" olur o da sizin evde yaşamaya başlar. kahretsin ki çok mutlulardır, kahretsin ki birbirlerine çok yakışırlar, kahretsin ki bunları söylemek size acı verir. çünkü hayata bakış açınız sizi bu noktaya getirmiştir. bunları söylerken kendinize ihanet ettiğinizi düşünürsünüz. bu yüzden de bu düşüncelirinizi dile getirirkern sesinizin desibeli yüzünüze bastırdığınız yatığı geçemez. sizden başka da kimse bilemez neler hissettiğinizi*.

    sonra bir gün, winamp'ta bütün şarkılar çalarken, unutulmuş, untouchable face çalar. aman tanrım, yarım yamalak anladığınız sözleri ile öyle duygulandırır ki sizi hemen açıp sözlerine bakarsınız. bu sırada şarkı loop'a alınmıştır bile. ne hissetiğinizi bilen, size tercümanlık eden, söyleyemediğiniz, yapamadığınız her şeyi böylesine güzel bi şekilde icra eden ses yumuşak yumuşak akmaktadır tüm ruhunuza. bi süre sonra bağıra çağıra eşlik etmeye başlarsınız şarkıya. ardına bi de superhero koyarsınız playlist'e. bu bir terapidir artık. "söyle içinden geçenleri, anlıyoruz seni, yalnız değilsin, mutluluk uzakta değil" gibi telkinlerde bulunmaktadır usulca ama ısrarla. zaten ikna olmamak elde değildir böyle bir sese...

    bi süre dinledikten sonra pırıl pırıl olursunuz. yeterince pırıl pırıl hissettikten sonra yavaşça müziği kapatır, gider güzelce bi yüzünüzü yıkarsınız ki gözlerinizin altındaki nem ile yüzünüz arasındaki kontrastı kapatasınız. terapi bir sonraki seansa kadar bitmiştir artık, yapacak işleriniz vardır. çünkü hayat devam etmektedir...
  • tüm gün akla takılıp söylenebilen bir şarkı bu etrafta "so fuck you.." diye dolaşarak. çok içtendir. çok güzeldir.
  • aylardır, uyandıktan sonraki 10 dakkika içersinde kahveyle beraber kahvaltı niyetine yenilen sarkı...ani difranco nun beyinlere kazıdıgı sakince küfür etme sanatı.