şükela:  tümü | bugün
  • bir gün adamın birisine gözümün önünde sordular.

    -abi sevdiğin kadınla ayrıldığında unutmak için ne yaparsın ?
    -akşamına bi 70’lik rakı içerim.

    yıllarca aklımdan çıkmadı adamın pleasant bir duruşu.
  • her 5 eylül geldiğinde ısrarla anımsadığım bir tane var.

    +korkuyor musun?

    -neden efendim?

    +ölecek olmaktan.

    -evet. belirsizlik korkutur beni her zaman.

    +eee belirsiz olan bir şey yok...

    -ben sonrasını kastettim. belirsiz olan sonra ne yaşayacağım.

    +sevdim seni. sigara al...
  • - ....y'nin selamı var.
    - ......
    - beni duyabiliyor musun?
    - evet. şaşırdım, nasıl haberi oldu?
    -biz büyük bir aileyiz. .....y'nin selamı var. hoşgeldin. her sabah yataktan ayağını uzatıp yolculuğuna başladığında; yüzünü yıkayıp, kulaklarının duyacağı yükseklikte "ben mutlu bir insanım desin! yoksa bitmez" dedi.
    - evet geçen yıl öğretmişti. bunu yapıyorum.
    - küçük kardeşim; iki kişinin bildiğini üçüncü, iki gözün bildiğini hiç kimse bilmemeli! burada arkadaşlarının da giderleri karşılanacak.
    - borçlanmama izin vermezsen rahat hissederim.
    - biz bir aileyiz, aile içinde borç olmaz. sen bizim, onlar senin ailen. müzik yapacağınız bir grup kurun. şamata yapmadan bitiremezsiniz. sana bir papağan getirelim. konuşmayı öğret. zaten bir yıl sürmez gitmeniz. .......lılar kim olduğunuzu biliyor. odalarınıza kapattıklarında yorgun olmanız lazım, uyumadan sabaha ulaşamazsınız. unutma! her sabah mutlu olduğumuzu hatırlıyoruz. insanın evi bedeni, kelimeler temelidir. .....y sana ....k yüzlü diyor, dediği kadar temiz yüzün.
  • 23 ekim

    - galliano?
    - teşekkür ederim bay .......co. kahve içiyorum.
    - ....ky lütfen. kahve için getirdim. uykusuz geçen geceler için galliano geleneğin bir parçasıdır.. insan birkaç sebepten uykusuz kalır: ihanet, ağlamayı engeller ve ihanet eden canlıdır; insan yöntem sahibi değildir, tutuklu hissediyordur, uykusüz kalır; ebeveynler düşmanca davranıyordur, kendisi kardeşleriyle mücadele ediyordur; ayrılık saati yaklaşıyor, bir kadın onun için uykusuz kalıyordur. hangisi?
    - galiba benim ki sebepsiz :)
    - seni sebepsiz bir şekilde çok sevdim. gözaltı halkalarımız çok benzer. soru olmadıkça konuşmuyorsun. kahraman olmak gibi bir derdin yok. sen gelmeden her gün .......ca'dan elmaslar hakkında söylediklerini dinledik. sen gelmeden, gelmiştin. ......ca doğum günü partini burada yapmak istiyor. bugün burada sonbahar ama ikimiz de mart ayına aidiz. insan doğduğu gün ölmeli. benim 19 mart. bir yerde bahçeye çıktığında arkanda bıraktığın camlara bakmalısın. hem geleceğin için bıraktığın lekeler, hem seni koruyacak dostlarının izleri arkanda kalan camlarda görünür. ben sahanlıkta şamdanlar arasından bakan birini görüyorum.
    - ......ca orada, neden gelmiyor?
    - çünkü sen yalnız çıktın. ben geldim. ilk defa müslüman olan biri bu evde misafir. hatta ilk defa katolik olmayan biri bu evde bir doğum günü partisinde. burada 4. günün, fakat hiç ibadet ettiğini görmedim. biz kiliseye gittik, sen dışarda bekledin. gönülden bir bağlılığın olmalı. bende erken çıktım. .......ca, biz ne kadar katoliksek o da o kadar müslüman dedi. ....o senin için böyle demiş galiba. ....o'yu tanımam. .......ca bizim için çok önemli! sorumluluk alabileceğine emin misin?
    - sorumluluk?
    - sorumluluk, insanların beklentilerini karşılamak. biliyor musun? benim londra'da ....... adresinde bulunan evin arkasında bulunan parkta baktığım çiçekler vardı. ara sıra aklıma takılır. ayrıldıktan sonra gitme şansım olmadı.

    30 ekim

    -...ky'ye söylemeni istemem ama bahsettiği ev terk edilmiş. çiçekler de kurumuş.
    - ne çiçeği. hem birine söylememi istemediğin bir şeyi neden anlattın :)

    10 kasım

    - hoşgeldin ....ky
    - burada kendini ev sahibi gibi hissediyorsun fakat ben gezdireceğim:)
    - nasıl istersen. yoğun mu programın?
    - hayır newyork'a gitmeden, senin için geldim. birini aileme alacaksam, ona benim için çok değerli ama yapması onun için çok kolay bir şey anlatırım. yanılmamak güvende hissetmemi sağlıyor. müslümanlar kolay boşanıyormuş. biz de işler o kadar kolay değil bilmeni isterim :)
  • 12 ocak cuma

    +gittin mi?
    -hayır efendim buradayım.
    +programın yoksa tekirova'ya gelsene, yarın cumartesi.
    -olur abi gelirim.
    .....

    +bizim tatil köyü hollandalı kızlarla dolu.
    - dikkat etmedim. eğlencelidir galiba.
    + ben uzun zamandır ilgimi kaybettim. bu villa iki kişi için bile çok büyük. merkeze yarım saat. burada kalabilirsin, müşterilerle zaman geçirirsin. sabah beraber kahvaltı yaparız. her gün kaybın bir saat olur. o da ağaçlar arasından yolculuk.
    -geç bitiyor işlerim abi. sabah erken başlıyorum. rahatsız etmek istemem.
    +pek uyumuyorum. gelemesen de her gün sabah bir ara.
    -iyi misin abi?
    +iyiyim sorun yok. insan yağmur bırakmayan bulutların dağılması için birinin aramasını bekliyor. biri aradığında güneşi görüyorsun ahahaha
    -gelirim abi benim için çok iyi olur, sıkılıyorum zaten :)
  • "-alo... aşağıdan... alo.... dumlu..."
    "-evet dumlu..."
    "-ben üsteğmen suat...".
    "-evet efendim, ben selami..."
    "-selami nasılsınız? biz geldik, şimdi bana durumu anlat".
    "-efendim dizellerden yara aldık, manevra dairesinde yangın çıktı.
    bataryayı sıfıra alarak kıç torpido dairesine geçtik. şimdi manevra dairesi suyla dolu..."
    "-kaç kişisiniz orada...?"
    "-diğer dairelerle irtibatınız var mı?"
    "-yarım saat evvel kıç batarya dairesi ile konuştum, şimdi cevap vermiyorlar".
    "-merak etmeyin, kurtaran geldi, biz buradayız".
    "-efendim manometre 267 kadem gösteriyor, doğru mu?"
    "-selami, kurtaran geldi. şimdi kurtarma işlemine başlanıyor. ben biraz sonra yine gelirim".
    "-peki efendim...".
    üsteğmen suat, bu konuşmayı komutanlarına rapor ettikten sonra yeniden şamandıraya dönüp denizaltıdakilere moral vermeye çalıştı.
    ama durum biraz daha kötülemişti:
    "-alo... dumlu...?"
    "-evet... dumlu..."
    "-efendim hava biraz fenalaştı."
    "-morallerinizi bozmayın. o hava size daha 2 gün yeter. sen çocukları yatır. sigara içmeyin".
    "-yok efendim, hepsi yatıyor. sigara da içmiyoruz. ışık da yok. karanlıktayız".
    "-ihtiyaç lambalarını kullanmayın, ileride lazım olacak".
    "-kullanmıyoruz zaten. birinin ışığı çok zayıfladı".
    kurtaran gemisi kurtarma çalışmalarını sürdüredursun yarım saat sonra denizaltıyla yeniden bağlantı kuruldu. suat üsteğmen yeniden dumlu... selami..." diye seslendi.
    ancak bu kez duyulan, sadece iniltiler ve "allah..." sesleriydi.

    (bkz: dumlupınar denizaltısı)
  • +tanrıyla konuşan robin gibisin
    -robin?
    + italyanlarla arası iyi, aran iyi. bakmasam yanımda derdim. rhode island'a geldiğinde beraber gidelim. diğer italyanlarla tanışırsınız. erkek sohbeti yaparız. şarap açarız, türk yemeği yaparız. her gün geliyorsun. benden öğrendiğin bir şey var mı?
    -var.
    +nedir?
    -doğru hayatı doğru yaşamayı
    +şarabı ben yapacağım. türk yemeklerini bilmiyorum. onları sen yaparsın
  • az önce cereyan edendir.

    -harman kalmış adama aldolan mı yaptınız?
    +hocam nöbet geçiriyordu..
    -hocanı s2m
  • 23 mayıs cuma

    - sadakati sağlamak için yapılacak bir şey var mı?
    - sadık kalmasını istediğin insanın değişmesini sağlayacak güçlerin, o sana geldiğinde ortadan kalkmasını sağlayabilirsen sadık olarak kalır. sevginin, saygının, içten yakınlığın oluşması; birini sıkıştıran, iten şeyler ortaya çıktığında dertlerin sende son bulmasına bağlıdır.
    - peki sana göstereceği farklı davranışlar nasıl çözülür.
    - evlat sanırım sen kadın erkek ilişkilerinden bahsediyorsun. bir bir aileyiz, çift terapisti değil. hepimizin burada onuru, ticareti, sorumluluğu var. ama kadın erkek ilişkilerinde sadakat kişinin tercihidir, bunu söyleyebilirim. bizdeki sadakat, oradaki sadakatten farklı. çünkü biri isterse sadık kalır, başka bunu sağlayacak bir güç yoktur. bizimle türkler arasındaki bağ nedir biliyor musun? ikimizde köylüyüz. ikimizde vefalıyız. senin sadakatini sorgulamıyorum, buradaki hiç kimse sorgulamıyor, çünkü onurun vefandan geliyor. sadakat hafif kalıyor. şarkılar neden yazılır biliyor musun? büyük çoğunluğu aşktan. kadın ya da erkek figürandır. nasıl ki bir eş diğeriyle dalga geçmeye başladığında sevginin ortadan kalktığına işaret edebiliyorsa, aşk ortadan kalktığında da sadakat kalkabiliyor. insan isterse sadık kalıyor.
  • - abe kimden öğrendiniz her şeyin olumlu tarafına bakmayı
    - sekiz kişi, sekiz duvar, bir tavan, bir de emektar elizabeth’den.
    - elizabeth *
    - odanın emektar papağanı.
    - bana da bir şey öğretin
    - ercan bir şey öğret çocuğa
    - tanıyınca seveceğin adamlardan bir şey öğren oğlum.
    - onun için öğretin, dedim
    - sana uçmayı öğretirdik de konmayı bilmiyoruz. yara bere içinde kalırsın.