şükela:  tümü | bugün
  • yıllara rağmen hala hatırlanan arkadaşlar.

    ilkokula yeni başlamıştık daha, tarık diye bir çocuk vardı, önümdeki sırada oturuyordu. dört-beş ay geçti, erkek tayfası birbirimize alışmıştık ve iyi arkadaştık. bir gün bunun bir yerden düştüğü ve kafasını çarptığı söylendi, birkaç hafta okula gelmedi. daha sonra geldiğinde ise kafasında kocaman bir yara izi vardı ve gözlük takmaya başlamıştı. hareketleri artık eskisinden daha yavaştı, derse katılamıyordu, öğrenemiyordu. sene sonunda sınıfta bıraktılar bunu, sonraki sene bir daha sınıfta kaldı ve üçüncü sene ben başka bir yere taşındığımız için o okuldan ayrıldım ve bir daha tarık'ı görmedim.

    kendisi bazen aklıma gelir ve üzülürüm, yaşadığı olay yüzünden henüz yeni başladığı hayatı belki de mahvolup gitti.**
  • izlediği 1,5 saatlik bir filmi ertesi gün 5 saat boyunca anlatabilen ortaokul arkadaşım bahadır.
  • öğretmenin ingilizce dersinde ''how much'' ''how many'' soru kalıplarından hangisini cümle içinde ''salt'' kelimesiyle kullanmamız gerektiğini sorması akabinde arkasını dönüp ''kıııız salata sayılıyor muydu?'' diye soran lise arkadaşım tuğba. bu sadece hatırladıklarımdan biri. harbiden garip bir kızdı.
  • hayatında hiç otobüs, minibüs gibi toplu taşıma aracına binmemiş, kendi arabasıyla kaza yaptığı için ailesi tarafından araba kullanması yasaklanan bu nedenle her yere taksiyle giden zengin arkadaştır.
  • sigarasını her seferinde avcunun içine basarak söndüren ve eli yara içinde olmasına rağmen bunun son derece zararsız olduğunu savunan ortaokul arkadaşım fatih, mal.
  • üzerinden yıllar geçse de, pek iyi hatırlanmasalar da bir türlü zihinden çıkmayan arkadaşlardır.

    örneğin biri ilkokuldaki bir arkadaşımdı. kendisi sürekli sağlık kolu seçilmek isterdi. sınıf başkanlığı duruken kimsenin umrunda olmayan bir kol olduğu için seçilirdide her seferinde. lakin çocuğun pamukla bir alıp veremediği vardı. kulağımın ağrıdığını hocaya söylediğimde canhıraş bir şekilde ortaya atlayıp, "pamuk vereyim mi öğrtmenim" demişti. evet, ona göre pamuk her derdin devasıydı. ilkokuldan sonra haber almadım kendisinden. umarım doktor falan olmamıştır.

    bir diğeri ortaokulda sırtından 6-7 cmlik tekerlekli oyuncak arabalarla birisi "hıhnn hııınnn" yaptığı için sırtının morardığını idda edip 1.5 saat kuru ağlama yapan ve ertesi gün annesini okula getirmeyi başarabilen bi kızdı. adını bile hatırlamıyorum.

    bir diğeri de lisede her allahın saat başısı üşenmeyip bütün telefon rehberine çağrı atan bir arkadaşımdı. ziyadesiyle merak ederdim sebebini. soramadım ama. işte hep aklında olduğumuzu anlatıyordu kendince sanırım.
  • veda partisinde ilkokulda sürekli gizli gizli yanagımdan makas alan arkadaşım çöplükçü sami. ulan daha o yaştan sapıklığa başlamış. şimdi tecavüzcü falan olmuştur allah bilir.
  • ilkokulda 4. sınıfa kadar birlikte okuduğum erhan'dır benim için. çocuk belki lazım olur diye kocaman bir el çantasına ne kadar alet-edevat bulursa doldurup okula geliyordu. ihtiyaç duyduğum ne varsa erhan'ın çantasında bulabiliyordum. makas, tornavida, conta, maşa, kerpeten bir düşünüşte aklıma gelenler. kendisiyle bir daha irtibat kuramadım. onunla ilgili aklımda tek bir soru var, kaç yaşına kadar o çantayla gezdiği.
  • tombik ve kırmızı yanaklı, hep neşeli ve biraz dengesiz davranan ilkokul birinci sınıf arkadaşım derya bunlardan biridir mesela. hatırladığım iki şey var hakkında; biri kalemtraşa traşkalem dediği, diğeriyse her sabah barış manço'nun domates biber patlıcan şarkısını söylediği.
  • bizim de lisede vardı bir tane. kendini mesih ilan etmişti. uçmaya çalışıyordu falan. büyüdü de uçan adam sabri o mu oldu acaba diye düşünmüyor değilim.