şükela:  tümü | bugün
  • abdurrahim karakoç mihriban'dan sonra hızını alamamış, mihriban üzerine bir şarkı daha yazmıştır...yanında musa eroğlu ile birlikte...

    "...
    unutmak kolay mı deme
    unutursun mihribanım
    oğlun kızın olsun hele
    unutursun mihribanım

    hayat böyle bu gemide
    eskiler yiter yenide
    beni değil kendini de
    unutursun mihribanım

    yıllar sineme yaslanır
    hatıraların paslanır
    bu deli gönül uslanır
    unutursun mihribanım

    zaman erir kelep kelep
    meyve dalda durmuyor hep
    unutturur bir çok sebep
    unutursun mihribanım

    gün geçer azalır sevgi
    değişir herşeyin rengi
    bugün değil, yarın belki
    unutursun mihribanım

    süt emerdin gündüz gece
    unuttun ya büyüyünce
    bu işte tıpkı öylece
    unutursun mihribanım
    ..."
  • özellikle "mihriban" türküsü dinlendikten sonra dinlenmemesi gereken türkü...öylesine sevdiği, aşık olduğu kadın ile ne yaşamış ki böylesine karamsar bir şeyler yazmış diye düşünmeden edemiyor insan...sanki bir yıllar oncesine ait bir şarkıda geçen ve yolda karşılaşan iki eski sevgilinin birbirine söyledikleri gibi durur...zaman herşeyin ilacı olarak sunulmuştur; nasıl "...meyve dalda durmuyor hep..." ise, insan da bir şekilde unutacaktı...herhalde o da öyle yapmıştı..."...bu deli gönül uslanır..." demiş, uslandırmış, olgunlaştırmıştı...yani, "mihriban"daki o aşk bitmişti...

    velhasıl; mihriban türküsündeki aşkın yerini tanımsız bir "unutma" almış...nasıl unutacağını bile anlatmış karakoç amca...yine de başka şarkılar da vardır dinlenecek; mesela (bkz: ben seni unutmak için sevmedim) gibi...
  • şiirlere ve ardından türkülere konu olmuş isim, mihriban, sanılanın* aksine abdurrahim karakoç'un kızıdır. aşklarını, kaygılarını kızına anlatırcasına yazmıştır şair.
  • gulsen kutlu'nun yorumu dinlemeye degerdir.
  • (bkz: zekeriya bozdağ) da güzel söylemiş, girişinde bir kadın ve bir erkeğin diyalogy şirin.

    m:mihribanım, h: hasanım için kullanılmıştır...
    -getme hasanım getme beni terkedip gurbete düşme
    h-gidecem mihribanım başka çare yok gali sen de beni unut artık
    m-deme hasanım deme, seni ölenecek unutamam
    h-buban he demedi, seni bana vermez gali, görmeyelim birbirimizi mihribanım
    m-dişim dökülse de, belim bükülse de seni gene unutmam hasanım, ölenecek unutmam

    ---
    m-sebep olanlar kahrolsun, bizi ayırıp da ellerine ne geçecek
    h-baban seni ona verecek besbelli
    m-ölürüm de varmam benim gözüm sende hasan
    h-baban he demiş varmazsan irezil olur eyisi mi beni unut
    m-unutamam hasanım, deli gönlüm sensiz duramaz.
  • selda bağcan'ın yorumuyla, insanın beynine çivi (gibi) çakan şarkı.
  • ali ercan'a ait eski bir türkü.
  • mihriban'dan daha güzel bir türkü varsa, o da, unutursun mihribanım'dır; hele bir de, selda bağcan'dan dinlenince...
  • amcam bu türkünün hikayesini şöyle anlatmıştı: vakti zamanında bir adam kendisine aşık olan yaşça küçük bir kızı bu sevdasından vazgeçirmek için bir çok şeyi denemiş ancak hiçbiri fayda etmeyince en son çare olarak bu türküyü yazmıştır.
  • hem bu kadar gerçekçi, direkt damardan sözler içerip hem de bu kadar umut içeren başka bir türkü yok. unutacaksın, evet, güzel...ve unutulacaksın, evet, kötü...bu kadar basit olay. film karesi gibi. ağlıyor adam hüngür hüngür sonra birden gözleri parlıyor, umutlanıyor, kalkıyor ayağa, ''heyt be! bekle beni hayat'' diyor, iki dakika sonra çöküyor yere, elleri de düşünen adam pozunda yine. böyle bu türkü. isotlu, nar ekişli, hem ekşi, hem acı hem tatlı. bıktırmak ister bıkmazsın