şükela:  tümü | bugün
  • sözsel anlamı gurulara yaklaşmak, yakınlaşmak, yanaşmak olan kelime, hinduizmin 4 kısımdan oluşan vedalarının son kısmında yer alan eklerin adıdır. huzur ve arınma yolunda daha çok fiziksel ve somut sacrificelar içeren ve öneren vedalara bir tepki olarak, evrenle birlik hali* ile içsel huzur ve dinginlik arama yolunda daha ruhani patikalar ve biçimler arayan öğretilerin bir toplaması olduğuna inanılmaktadır.
  • en eski hindu kutsal metinleri olan vedaların düzyazı ve manzum açıklamalarını içeren felsefimetinlere verilen ad
  • (bkz: rig veda)
  • sanskrit dilinde bir sözcük; türkçeye upanişad olarak geçmiştir. "karşısında oturan öğrenciler" anlamına gelmektedir.
  • upanişad (upanishad) sözcüğü, upa (yakın) ve sad (oturmak) sözcüklerinin bileşiminden oluşur ve bundan da upanişadların (gerçeğe, ustaya) ‘yakın oturanlar’, yani yalnız eriştirilmişler için gizli bir öğreti olduğu anlaşılır. upanişadlar’a vedanta da denir. bazı kaynaklar da ise sama veda, dini gerçeğin en büyük tarafı olan tanrı bilgisi’ni işler ve kitabın bu kısmına upanişadlar adı verilmiştir. kelime anlamı olarak ’dizinin dibinde, bir öğreticinin dizinin dibinde’ anlamına gelen bir doktrin, bir hikmettir. yine bu kelimenin diğer anlamı, yedinci yüzyıl tefsircisi sahankara tarafından şöyle ifade edilmiştir: ‘kişiyi cehalet bağlarından koparan ve en yüksek amaç olan özgürlüğe ulaştıran tanrı bilgisi’ upanişadların kaç tane oldukları bilinmemekle birlikte elde edilebilenler ancak 108 tanedir. halen mevcut 108 upanişad’dan 12 tanesi, shankara tarafından ‘brahman sutraları’ adlı tefsir kitabında güvenilir şekilde tanıtılmıştır.
  • hinduizmin temelini oluşturan yazılardır.ilk olarak vedalar yazılmıstır fakat daha sonraları vedalar sadece yuksek kastların (bkz: brahman)ların ihtiyaçlarını karsılamıstır onların hayatlarına yön vermeye baslamıstır.akabinde daha alt kastlar budizmden de etkilenerek ikisini harmanlayıp herkesin cevap ve huzur bulabileği bu metinleri yaratmıslardır.
  • cemil meriç'in bir dünyanın eşiğinde isimli kitabında anlattığına göre, içinde iman ve inkarın kucak kucağa olduğu, ama yine de mukaddes sayılan, aslında kşatriyaların brahman rahiplerine karşı isyanlarını bayraklaştıran, hind'in kitabı mukaddesi.

    hint kültürünü tanıttığı ve öz bilgiler verdiği kitabında cemil meriç upanişadlar'ı şöyle anlatmış:

    kâh istiâreden bir şala bürünen, kâh bir vecizede billurlaşan türlü görüşler... hangileri uydurma, hangileri sahici bilen yok. upanişadlar bütün inançlara söz hakkı tanıyan tek kutsal kitap... kemerleri her adımda çökecek gibi görünen bu köprü, üç bin yıldan beri milyonlarca hintli'yi huzura ulaştırmış.

    vedalar geleceğe ümitle bakan genç bir kavmin* sevinç çığlıklarıyla örülüydü. upanişadlar çözülmeye yüz tutan bir düzenin karamsar felsefesi. istibdadin gölgesi vurmuş o sayfalara, ilkçağ istibdadının. boyuna tazelenen bir haile. kişi her an yeni bir tehlikenin korkusu içinde. ortalığı kasıp kavuran hükümdarlar... ve cehennemî bir tedhiş makinası. hintli'yi metafizik rüyalara sürükleyen bu sosyal gerçek.

    ormanlar hala esrarlı bir uğultu ile ürpermede. belli ki rüzgarın arabası geçeli çok olmamış. ama her köşede bir tekke, bir zaviye. ağaç kovuklarında, henüz tanıdıkları bu dünyadan el etek çeken zahitler. neden dünyaya geldik? ölüm ne? acılardan nasıl kurtulabiliriz? işte ormanlarda okunan bu "gizli dersler"in cevap vermeye çalıştığı sorular.

    artik hint düşüncesi adak doktrininden sıyrılarak metafizik düşünceye ulaşmıştır. adak törenlerinin geleneksel rolü inkar edilemez ama önemli olan, insanla kainat arasındaki münasebeti ön plana çıkaran "bilgi"dir. insanın kaderi ve hayatın manası ile ilgili yeni mefhumlara dayanan bu felsefî anlayış, upanişadlar'da devamlı olarak kendini hissettirir.

    hindin kitab-ı mukaddesidir upanişadlar. ama kalabalığa seslenen bir kitap değil. sayfalarında imanla inkar kucaklaşır. vedalar'ın sonuncusudurlar* güya, yine de en aziz inançlarla alay etmekten çekinmezler: "birbirinin kuyruğunu tutan bir alay ite benzer rahipler, dindarca bir eda ile haykırırlar: yemek istiyoruz, içmek istiyoruz." bir başka upanişad'a göre "ne tanrı var, ne cennet, ne cehennem. vedalar'ı da upanişadlar'ı da kendini beğenmiş deliler uydurmuş. gerçekte vişnu ile köpek arasında bir fark yok."

    upanişadlar'da adı geçen bilginlerden biri, otuz üç yıl büyük tanrı pracapati ile birlikte yaşamış, benliğin ölümsüzlükten* nasıl kurtulacağını, nasıl acılardan sıyrılacağını öğrenmiş. ama dünyaya dönünce çileden ibadetten söz edeceğine, tam tersini öğütlemeye başlamış: "yaşarken mutluluğa eren, başının çaresine bakan, her iki dünyada da bahtiyar olur."

    bu kadar cesur, böylesine inkarcı düşünceleri benimseyen bu kitap, nasıl "mukaddes" sayılmış. bir çok araştırıcılara göre upanişadlar, kşatriyaların (savaşçı kast), brahman yobazlığına karşı duyduğu isyanı bayraklaştırır.

    ama saltanatının sarsıldığını gören medrese, bu devrimci görüşleri benimsemekte tereddüt etmemiş. zaten vedalar'ın muhattabı başka, upanişadlar'ınki başka.

    öbür dinlerde görülmeyen bir özellik var hint dininde. yetişkin insanla, çocuğun dini birbirinden farklı. "aydınla sokaktaki adamın inançları aynı olabilir mi? öteki dinlerin büyük hatası bu gerçeği anlayamamalarında" diyor max müller.

    evet hiç kimse toplum içindeki görevlerini yerine getirip ormana çekilmeden upanişadlar'ı okuyamaz. bunun için mutlaka bir hocaya ihtiyaç var. köyle ilgisi kalmayacak insanın, ihtiraslarından sıyrılmış olacak. fırtına dinmeli ki, deniz, güneşin ışığını bütün ihtişamıyla aksettirebilsin. fethedilecek tek ülke var: kendin. bakışlarını iç dünyaya çevir, vehimlerinden soyun.

    upanişadlar tasavvufun ana kaynaklarından biri. dara şükuh'a göre, kuran'da adı geçen gizli kitaplardır bunlar. ekber şah'ın torunu, kuran kadar kutsal saydığı o kitapları farsça'ya çevirtmeseydi, avrupa, asya irfanını çok daha geç tanıyacaktı. gerçekten de anquetil-duperron'un batı kütüphanesine armağan ettiği "upanişadlar", bu farça nüshanın tercümesidir.

    schopenhauer gibi, iltifatlarında pek de cömert olmayan bir filozof, "hiç bir kitap ruhumuzu upanişadlar kadar yükseltemez. hayatımın acılarını onlarla avuttum, ölürken de onlar beni teselli edecek." diyor.

    william jones'a göre , fisagor'la* eflatun*, en yüce düşüncelerini hint bilgelerinden, upanişadlardan almışlar.

    "muhakkak olan şu ki: hint'le yunan felsefeleri arasındaki benzerlik, insanı hayretten donduracak kadar büyük." (max mülller). felsefe tarihçisi victor cousin'e, "doğu felsefesi karşısında boyun eğmek, ve soyumuzun beşiği olan asyayı en yüksek düşüncenin vatanı saymak zorundayız" dedirten de upanişadlar.

    en eski upanişadlar brahmanalar dönemine yani i.ö. 1000'le 500 yılları arasına kadar çıkıyor. budizmden eser yok henüz. hem kullandıkları dil, hem de adak törenlerini ele alan bölümler dolayısıyla, dönemin upanişadlarıyla brahmanalar arasında bir yakınlık var.

    bu en eski upanişadlar arasında "brihadaranyaka-upanişad" ile "kena-upanişad"ı sayabiliriz. daha sonraki dönemlere ait ikinci bir sınıf upanişadlar var ki, artik bunları brahmanalarla ilgisi yok, ne şekil olarak, ne muhteva olarak. çoğu buda'dan sonra yazılmış. mesela "kathaka-upanişad" budizmi eleştiriyor. bu ikinci grupta yer alan en değerli upanişadlardan biri de "svetasvatara-upanişad".

    upanişadlar değişik düşünürlerin değişik dönemlerde yazdıkları metinler. eserin bütününde bir devamlılık yok, birbiriyle ilgisiz konular çoğu zaman arka arkaya sıralanmış.

    hintliler upanişadlara vedanta da derler, yani vedalar'ın sonu; zira upanişadlar vedalar'ın arkasına ilave edilmiş metinlerdir.

    sonraları vedanta, upanişadlara bağlanan metafizik düşüncelerin yorumunda "vedaların nihai gayesi" manasına da kullanilir.
    "

    upanişadlardaki düşünceler için devamla (bkz: samsara) (bkz: vahdet-i vücud)
  • hor gorulen alt sinif olarak belirlenmis grup dahilinde olanlara brahmana yaklasma, onunla bir olma umidini veren kutsal tekstlerdir. banyan agaci onemli yer tutar bu metinlerde.
    "ne goruyorsun ?" dedi baba. "hic bir sey" dedi oglu,
    "iste o gormedigin sey, banyan agacinin esansidir ve o ulu banyan agaci o esansda var olur. ve iste gorunmeyen ruhtur o esans ve her canliyi kaplamistir ve herseyin kendisidir ve sen o kendisi olansin"
  • anlamı gizli ögreticiler olan hinduizmin bir koludur. vedalardan daha zeki ve gururludurlar. upanishadlara göre bilgi en önemli kutsallıktır ,brahman en yüksek gerçekliktir ve onu reddeden kendini reddeder.
  • korku duydu,
    çünkü yalnızlık korku yaratır.
    "benden başka hiçbir şey yoksa
    niçin korkayım?" diye düşündü.
    o zaman korkusu geçti.
    korkacak hiçbir şey yoktu;
    çünkü korku ikinci bir varlık olduğu zaman gelir.

    brihadaranyaka upanishad *