şükela:  tümü | bugün
  • 1930'larin sonunda ve 1940'larda özellikle chicago'da vücut bulmus blues tarzi olarak bilinir... yirminci yüzyilin baslarinda, ortakçilik olarak tanimlanabilecek sekilde kendi arazilerine sahip olan siyah amerikalilarin büyük bir çogunlugu, mississippi nehri ve çevresindeki güney eyaletlerinde yasiyorlardi... adini yazoo nehrinin mississippi ile birlestigi bölgeden alan delta blues, agirlikli olarak gitar esliginde çalinan bir halk müzigi özelliklerini tasiyordu... gitarla beraber armonikanin da zaman zaman bulundugu bu dönemde w c handy, ilk defa bu müzik türünün potansiyelini kesfeden kisi olarak bilinir...

    blues'un gelismesinde ikinci asama, 1920'lerde kayit teknolojisinin siyahlara da açilmasidir... ilk defa mamie smith 10 agustos 1920 tarihinde crazy blues'u kaydederek race records (irk plaklari) olarak bilinen çigiri açmistir... ancak bu dönemde de, eslik enstrümanlari agirlikli olarak gitar ve / ya da piyano olarak göze çarpar... istisnalar da yok degildir, bessie smith'in kayitlari daha çok dixieland etkisinde kalmis new orleans türü combo gruplarin eslik ettigi parçalardir...

    1920'lerde olumsuz olaylar da birbirini izler... önce boll weavil olarak bilinen bir zararli böcek pamuk tarlalarina dadanir... hatta bununla ilgili charley patton'in "mississippi bo weavil blues" adli bir parçasi dahi vardir... bunun sonucunda zaten zor olan yasam kosullari mississippi deltasinda daha da zorlasir ve kuzeye, neredeyse bir exodus olarak tanimlanabilecek bir göç baslar... ilk durak genelde memphis'tir, daha sonra st louis ve en sonunda chicago... göçü etkileyen ikinci unsur da 1929'daki ekonomik krizdir... bunlarin sonucunda 1930'larin chicago'sunda fakir, issiz ancak birbirine güvenen bir zenci toplumu olusur... ayirimciligi özendiren jim crow yasalari da, kendi içine kapali bir getto hayatini pekistirir...

    bu dönemde chicago'ya göç etmis zenciler arasinda son house, sürekli dolasmasina ragmen robert johnson, big bill broonzy, tampa red, washboard sam, big maceo merriweather, roosevelt sykes, pinetop smith, muddy waters, willie dixon, elmore james gibi isimler vardir... güneyden getirdikleri blues'u, sehir hayatinin sözleri ve duygulariyla beslerler...

    1940'lar, elektrigin müzige artik girdigi yillardir... sehir hayatinin sert ve hizli yasam biçimi için elektrik gitar çok uygun bir enstrümandir... bu dönemde önce t bone walker ve elmore james, daha sonra muddy waters ve john lee hooker gibi isimler, elektrik gitari davul, bas, armonika ve piyano esliginde ön plana çikartirlar...

    urban blues'un bu dönemdeki en önemli plak sirketi chess records'dir. leonard ve phil chess kardeslerin kurdugu sirket, olaganüstü bir kabiliyet avcisi, besteci ve basçi olan willie dixon'in öncülügünde bugün dahi çok büyük keyifle dinlenen sanatçilari kesfetmis ve kitlelere tanitmistir... bu sanatçilarin arasinda muddy waters, little walter, howlin wolf, otis spann, koko taylor, etta james, chuck berry, buddy guy da bulunmaktadir...

    rock n roll'un gelismesini de tetikleyen urban blues, 1960'lardan baslayarak yerini chicago blues, west side blues gibi isimlerle taninan daha çok funk ve soul tarzlarina yakin yeni bir stile birakmistir... ancak bütün bunlara ragmen bugün çalinan blues standartlarinin büyük bir kismi bu dönemde bestelenmis, ve en güzel icralari yine bu dönemde gerçeklesmistir...