şükela:  tümü | bugün
  • sözlükteki en detaylı ürdün rehberlerinden birisini yazma iddiasıyla yazıma başlıyorum. peşin söyleyeyim biraz uzun ve bazen aşırı detaylara inen bir yazı olacak, ben ürdün’ün en popüler yerlerini 48 saatte gezip geri geldiğim için fazla turistik olmayan yerler hakkında detay veremeyeceğim:

    ürdün’e ulaşım:
    amman için: istanbul atatürk havalimanından thy, royal jordan ve royal air maroc
    ankara’dan pegasus ile seyahat edebilirsiniz.
    akabe için: eskiden thy uçuşu vardı ama sanırım şu anda kaldırılmış durumda.

    amman neredeyse ülkenin en kuzeyinde, akabe ise en güneyinde, ürdün’ün tamamını gezmek gibi bir planınız varsa, gidiş veya dönüşünüzden birisi akabe’den olursa gezdiğiniz tüm yolu geri dönmemiş olursunuz. akabe’den amman’a kara yoluyla dönüş yaklaşık 4 – 4,5 saat, ona göre kendinize uygun alternatifi seçebilirsiniz.

    ekonomik planlama: ürdün kendisine göre ucuz bir ülke olmasına rağmen parasının inanılmaz değerli olması nedeniyle bizim için inanılmaz pahalı bir ülke, mart 2017 itibariyle 1 ürdün dinarı yaklaşık 5,20 tl, ben uçak bileti hariç yaklaşık 300 dolar harcadım 48 saatte. yazının devamında paranın nereye gittiğini de anlatmış olacağım. kendi planlamanız dahilinde hava alanındaki döviz bürolarında ürdün dinarı alabilirsiniz. her hava alanında olduğu gibi burada da döviz büroları komisyon aldığından amman şehir merkezinde de bu işlemi komisyonsuz yapabilirsiniz. şehir merkezinde pek çok döviz bürosu gözüme çarptı, problem olacağını sanmıyorum. döviz bürosunda yanınıza 20-30 adet de 1 dolar almanızı öneririm. tursitik yerlerin tamamında 1-2 dinara satılan ürünleri, aynı şekilde 1 dolara da veriyorlar. neredeyse her işlemde 2 - 5 tl arası avantajınız olmuş oluyor.

    ürdün’ü gezebilmek için en ideal ulaşım aracı araç kiralamak, sadece amman’ı gezecekseniz araç kiralamaya gerek yok, zira taksilerle şehir içi ulaşım 1-2 dinar tutuyor. sadece hava alanı biraz şehre uzak 10 dinar civarında tutabilir. ama başka şehirler de gezecekseniz araç kiralamanız şart, şehirlerarası toplu ulaşım neredeyse yok diyebilirim. sadece jett isimli bir firma var, internet sitelerinden nerelere seferleri olduğuna bakabilirsiniz, otobüsler de oldukça eski. ben hava alanındaki rent a car firmaları ile tek tek pazarlık ederek günlük 25 dinara araç kiraladım. en ucuz aracı 20 dinara da bağlayabilirdim. toyota marka araç da ısrar edince fiyat birazcık arttı. giderseniz göreceksiniz zaten trafikteki araçların yüzde 99’u uzakdoğu üretimi, diğer yüzde 1’lik kesim de mercedes falan. siz de araç kiralarken buna dikkat edin, birkaç tutucu müşteri için envanterde bulundurulan renault veya wolksvagen’i size vermesinler, bu ülkeye gitmez bu araçlar. ayrıca imkanınız varsa ve uygun fiyata bulabilirseniz toyota hilux tarzında bir 4x4 araç kiralamanızı öneririm, ne işe yarayacağını da ilgili bölümde açıklayacağım.

    95 oktan benzinin litresi 0,88 dinar, yine kendilerine göre çok ucuz ama bize göre pahalı oluyor. 90 oktan benzin var litresi 0,65 dinar, ben belki problem olur diye almadım. ama problem olacağını da sanmıyorum. imkanınız varsa dizel araç kiralayın mazotun litresi 0,40 dinar civarındaydı yarı yarıya yakıttan tasarruf etmiş olursunuz.
    şehirlerarası yollar idare eder seviyede, amman’ı wadi rum’a bağlayan ülkenin en batısındaki yol ve amman’ı ölü deniz’e bağlayan yol duble, onun dışındaki tüm yollar bir gidiş, bir geliş. şehir içi yollar biraz daha kötü.
    yollarda belki yüzlerce hız kesici tümsek var, onun için dikkat edin arabaya hasar vermemek elde değil.
    hız kurallarına uyun, her yerde trafik polisi var iki şehir arasında en az 5 kez polis görürsünüz. tabelada yazan hızı 1 km bile aşsanız ceza yazıyorlar. ben normal hız sınırı 90 olan yolda 95 ile ceza yedim. ceza 20 dinar, neyse ki bizdeki gibi yüksek değildi, ihlal hızı arttığında ceza artıyor mu bilmiyorum. radar sistemleri çok ilkel, polisin birisi elinde kamerayla yola doğru bakıyor. artık kamerada ne yazıyorsa durdurup cezayı kesiyorlar, itiraz hakkınız olduğunu sanmıyorum. selektör sistemi bizdeki ile aynı karşıdan selektör yapıyorlarsa radar var anlamına geliyor. park yeri konusunda hemen hemen hiç problem yaşamadım, turistik yerlerde çok geniş park alanları var, şehir merkezinde de yol kenarına bırakabilirsiniz.
    ben ayrıca hava alanından bir de mobil hat satın aldım. yerel firmaları umniah, en düşük paketlerinde 6 gb internet vardı, fiyatı 8 dinar. çölün ortası da dahil olmak üzere bağlantının koptuğunu görmedim. merkezi yerlerde de sürekli 4g çekiyordu.

    yeme – içme: amman şehir merkezindeki en ünlü ürdün restaurantı hasheem restaurant, burada felafel ve humus yiyebilirsiniz. ben pek beğenmedim, karışık menü için 4 dinar ödedim, gelen yemekler ile iki kişi çok rahat doyardı. et yiyeceğim derseniz, yine merkezde quds restaurant iyi olur, orada da karışık kebap ve safranlı pilav isteyebilirsiniz, ortalama 5-6 dinar tutacaktır. yine şehir merkezinde bir ara sokakta habibah isimli bir tatlıcı var, orası inanılmaz meşhur, önünde muazzam bir sıra var. öğrendiğim kadarıyla 6 tane de taklidi varmış, mekan ara sokakta değilse ve önünde sıra yoksa yanlış habibah’tasınız demektir. bizdeki künefe gibi bir tatlı satıyorlar, ücreti peşin ödeyip ürünü sonra alıyorsunuz. hatırlamıyorum ama 1-2 dinar civarında, ben bizim künefeyi tercih ederim. bunun dışında ben farklı lezzetlere açık değilim derseniz shawarma satan yerlerden birisine gidebilirsiniz. bizde ki tavuk dönerin birebir aynısı, dürümün içine turşu da koyup dürümü keserek servis ediyorlar. yanında patates kızartması- sebze falan 2-3 dinar civarında tutuyor.
    alkollü mekan sadece petra’nın girişine yakın mesafede 2 tane gördüm, amman’da kaldığım otelde sordum, eleman mevzuya biraz uzak olmakla beraber yürüme mesafesinde olmadığını söyledi. eğlence anlayışları genellikle kafelerde toplanıp nargile içmek şeklinde, tütüne bağımlılık had safhada, nargilenin yanında sigaraları da sürekli yanıyor. nöbet tutan polisin bile sigara içtiğini gördüm.
    amman’ın en ünlü caddesi rainbow caddesinde de bu tarz nargile kafeler çoğunlukta, rainbow caddesi diye duyunca beklentiyi fazla yükseltmeyin, amman’a göre biraz daha lüks sadece, şehrin zenginleri arabalarıyla bu caddede tur atıyor genellikle, bizdeki ankara bahçelievler 7. cadde gibi diyebilirim. mekan yoğunluğu ve çeşitliliği bakımından ise çok zayıf toplamda 25 civarında kafe - restaurant var sanırım.
    eğer wadi rum’da konaklarsanız yarım pansiyon bir seçenek satın almaya çalışın, akşam yemeğinde genellikle tüm çadır kamplarda kuyuda pişirilmiş et-tavuk, sebze ile birlikte servis ediliyor. yine bizim damak tadımıza uygun olduğunu söyleyebilirim.
    ben sürekli erkenden yola çıktığım için hiç kahvaltı yapmadım, ama oteller dışında da hiçbir yerde kahvaltı veya bizdeki gibi poğaça – börek olayları görmedim.

    konaklama: muhtemelen sizi en çok zorlayacak olaylardan birisi de bu husus olacaktır. ülke genel olarak hijyenik değil, beş yıldızlı bir otelde kalmıyorsanız muhtemelen memnun kalmayabilirsiniz. sosyalleşmek için hostelleri tercih edecek arkadaşlar hayal kırıklığına uğrayabilirler. booking’ten baktığım hostellerin önünden geçerken iyi ki buralarda kalmamışım dedim. yine otellerin booking’te ki fotoğrafları ile gerçek fotoğrafları birbirine çok uzak. konaklama ücretleri ise yine kur farkından çok pahalı.
    amman için downtown denilen şehir merkezine yakın bir yerde kalırsanız her yere çok rahat ulaşırsınız. bunun dışında şehrin bir de lüks ( çok da değil bize göre ), bölümü var. orada konaklarsanız otel kalitesi olarak biraz daha rahat edip, merkezi gezmekte zorlanabilirsiniz.
    petra’da konaklayacaksanız hemen petra’nın girişinde petra guest house var, konum olarak mükemmel, ayrıca bir de barı var. bunun dışında bir yerde kalacaksanız petra’nın girişine 200 metreden fazla uzaklaşmayın, çünkü inanılmaz ıssız yerler, otele tıkılıp kalırsınız.
    ürdün’e gittiyseniz yaşamanız gereken en önemli tecrübe bana göre wadi rum’da çadır kampta konaklamak. vadinin içinde yaklaşık 20-30 tane çadır kamp var. yer ayarlarken dikkat etmeniz gereken en önemli husus; kampın konumuna bakarak mümkün olduğunca vadinin girişinden uzak bir kamp ayarlamaya çalışın. zira vadinin girişinden kampa ulaşımınızı onlar 4x4 araçlarla sağlıyorlar ve uzak bir kamptaysanız gidiş ve geliş olmak üzere iki kez ücretsiz safari tur yapmış oluyorsunuz. normalde safari turun bedeli 60-70 dinar civarında, bu ücret araç başı alınıyor, yani araca dört kişi binerseniz kişi başı 15 dinar düşer. safari tur yapacaksınız mutlaka ama mutlaka yeni model bir araçla anlaşın, zira 20-30 yıllık toyota araçlarda halen iş gördüğünden araca dikkat etmezseniz eski bir araca bindirirler sizi. yazımın başında imkanınız varsa toyota hilux tarzı 4x4 araç kiralayın demiştim. wadi rum’a sadece bu tarz araçların girişi serbest, eğer böyle bir araç kiralamışsanız vadide gönlünüzce safari yapabilirsiniz, zaten vadinin turistik bir haritası var ve orada rotalar işaretli durumda, vadi büyük ama kaybolmazsınız. ben salem camp isimli bir yerde kaldım, neredeyse vadinin en sonundaydı, araç kiralayacak bir grupta bulamayınca ayrıca safari tur yapmadan tüm vadiyi gezme imkanım oldu, ama siz yine de ne yapıp edip safari tur yapmaya çalışın. kaldığım kampı genel olarak tavsiye edebilirim, vadi içinde her çadıra özel banyosu olan lüks bir kamp da gördüm ancak adını bilmiyorum. bazı kamplar vadinin dışında yer alıyor, hayal kırıklığı yaşayabilirsiniz özellikle dikkat edin yerine. çöl gece soğuk oluyor ve çadırlar bezden yapılmış olduğu için ses ve soğuk geçiriyor, içeride herhangi bir ısıtıcı yok, sadece bir yatak ve bir battaniye oluyor, kalın kıyafet mutlaka olsun yanınızda.

    petra: ürdün’ün en meşhur turistik bölgesi, aynı zamanda dünyada ki en pahalı turistik aktivitelerden birisi, girişi 50 dinar, gerçekten çok yüksek bir rakam, ürdün vatandaşlarına ise 5 dinar, yerel tanıdıklarınız varsa onlarla kaynayıp girebilirsiniz, bunun dışında içeriye biletsiz girmek çok zor. aslında bir yolu var sanırım ama emin olmadığım için buraya yazmayacağım, özellikle deneyecek olan varsa özelden yazarım. içeride yeme içme çok pahalı, çantanıza kişi başı iki şişe su ve bisküvi falan koymanızı öneririm. yaz ayında gittiyseniz iki şişe su da yeterli olmayacaktır. panorama anlamında fotoğraf çekmek için dünyanın en iyi erlerinden birisi olduğunu iddia edebilirim. gezi de oldukça uzun sürdüğünden fotoğraf makinesi veya telefonlarınızın şarj durumundan emin olun, yanınıza harici şarj cihazı almanızı öneririm.
    giriş bölümünden yaklaşık 500-600 metre sonra girişi hazine binasına bağlayan çok dar bir vadiden geçen the siq isimli yol başlıyor, yolun yaklaşık uzunluğu 1500-2000 metre civarında, bu yolu yürüyerek geçebileceğiniz gibi at arabası, at veya eşek kiralayarak da geçebilirsiniz. şahsi önerim yürüyerek geçmeniz, zira bu güne kadar yürümekten bu kadar zevk aldığım çok az yer gördüm diyebilirim. hatta petra gezisi bittikten sonra o yorgunluğun üzerine bir kez daha baştan sona yürüyüp döndüm. zaten at arabaları inanılmaz konforsuz, binenlerin içi dışına çıkmıştı. yürüyemeyecek bir sağlık probleminiz yoksa kesinlikle hayvan kiralamayın. zaten burada hayvanlara yapılan zulüm de ayrı bir konu, bizim büyükada gibi düşünebilirsiniz, her yerde at pisliği kokusu hakim, tek görevi at pisliği temizlemek olan 3-4 görevli gördüm, kesinlikle yasaklanmalı ama ülkenin eğitim seviyesine göre zor görünüyor.
    the siq yolunu yürüdükten sonra petra’nın en büyük yapısı olan, hazine binası olarak bilinen ama aslında öyle olmayan the treasury’e ulaşacaksınız. muazzam bir yapı, kayalar oyularak yapılmış, o zaman ki teknolojiyle nasıl yapıldığı açıklanamayan bir yapı. oradan rotaya devam ederseniz solda antik tiyatro, sağdaki tepede ise esas yerleşim merkezini göreceksiniz.
    bir sonraki aşamada rota ikiye ayrılıyor, sağdaki rotayı takip ederseniz bizans kilisesine, soldaki rotada ise manastıra ulaşmış olacaksınız. şahsi önerim soldaki rotayı takip edip manastıra ulaştıktan sonra dönüşte zamanınız ve enerjiniz kalmışsa bizans kilisesine gitmeniz, zaten gördüğüm kadarıyla tüm tur grupları bizans kilisesini pas geçiyordu.
    manastır yolu oldukça zorlu 800 basamaktan oluştuğu söyleniyor ama gerçekte bu kadar kolay değil, her bir basamağın arasında bazen 3-4 adım, bazen 30-40 metre yürümeniz, kayalar arasında geçiş yapmanız gerekiyor. ben antremanlı biri olarak 1-2 dakikalık tek molayla 40 dakikada çıkabildim. yanınızda çocuk veya yaşlı varsa çıkma şansınız yok. orta seviye bir insanın 1,5 saatten daha önce çıkabileceğini sanmıyorum. burayı da at veya eşek kiralayarak çıkabiliyorsunuz. hayvanlar yolu biliyor zaten. manastırda en az hazine binası kadar görkemli bir yapı, bu arada hem hazine binasına, hem de manastırın içine giriş yasak. manastırın karşısında dinlenmek için bir kafe var, fiyatlar çok pahalı genellikle 3 dinar istiyorlar, pazarlık ederseniz 1 dolara istediğinizi içebilirsiniz.
    manastırdan sonra wiev point tabelaları göreceksiniz, bu noktaya ulaşmak için de 5-10 dakika yürümeniz gerekiyor. manzara olarak büyük bir uçurum var, insan gözünün zor ayırt edebileceği kadar uzak bir noktada da hz. harun’un türbesi görünüyor.
    manastır’dan iniş yorucu değil ama bilekleri ve dizleri zorluyor. outdoor ayakkabınız varsa inmek daha kolay, çünkü diğer ayakkabılarda kayıp düşme riski çok fazla ve burası kayıp düşmeye müsait bir yer. onun için mutlaka hem tabanı kaymayan hem de bilek burkulmalarını önleyici özelliğe sahip bir outdoor ayakkabı ile buraya gitmenizi tavsiye ederim.

    ölü deniz: ölü deniz’e akabe’den ulaşmaya çalışıyorsanız israil sınırına çok ama çok yaklaşıyorsunuz, ben biraz daha kuzeydeki yoldan ulaştığım için israil sınırını 500 metre kadar uzaktan gördüm. ölü deniz’in en popüler noktasında yanyana lüks oteller sıralanmış durumda, konaklama ücretleri genellikle bütçeyi zorlayacak şekilde yüksek, mart ayında suya girmek için hava ve su sıcaklığı pek ideal görünmediğinden ben suya girmedim, ama girenler de vardı. burada esas amaç suyun kaldırma kuvvetini denemek. sudaki insanların da pek yüzdüğünü görmedim, herkes mecburen sırt üstü duruyordu. zaten sudaki tuz oranı gözünüze zarar verebilecek seviyede olduğundan normal bir yüzme etkinliği yapılması gözlüksüz olarak imkansız. ölü deniz amman’a 60 km uzaklıkta, amman’dan günü birlik olarak da gidilip dönülebilir.

    alışveriş: açıkçası ben ürdün’de alınmaya değer pek fazla şey göremedim. birkaç yerde cam şişelerin içine kum doldurup istediğinizi yazıyor veya deve resmi falan çizebiliyorlar. ölü deniz’in oteller bölgesinde ve oradan amman’a dönüşte sağda bir mağazada ölü deniz’den çıkarılan çamurla yapılan kozmetik ürünleri satılıyor, işe yarayıp yaramadığını bilmiyorum. turistik noktalarda alışveriş yaparken mutlaka pazarlık yapın, hatta pazarlık da dozu artırın. örneğin bir ürün 5 dinarsa 1 dolar teklif edin, en fazla 2 dolara ürünü alırsınız, 10 dinarsa 2 dolar teklif edin, 3 dolara alırsınız. amman hava limanındaki free shop hem çeşitlilik olarak, hem de fiyat olarak çok iyi. fiyata örnek vermek gerekirse esenboğa havalimanında 20 euro olan ürün, amman’da 16 dolar, yani hem fiyat düşüyor, hem de dolar euro ya göre daha ucuz. amman’da alkol satışı yapan tek bir mağaza gördüm, o da durabileceğim bir yerde olmadığı için fiyatlara bakamadım. ama akabe’ye gidecekseniz orada hem satış noktasının fazla olduğunu, hem de fiyatların daha uygun olduğunu duydum. sigara fiyatları da bize göre ucuz değildi.

    ürdün’e tek başınıza gitmemenizi öneririm, tek başına bir insanın sosyalleşebilmesi için uygun şartları pek sağladığını söyleyemem, yine aileler için önerim çocukla buraya gitmemeleri, hem petra’da hem de çöl ortamında çocukla çok zorlanırlar. zaten ben de ortada pek çocuklu aile görmedim. turistik yerlerde, otellerde, hava alanında çok akıcı ingilizce konuşuyorlar, iletişim problemi yok. ama mesela amman’da bir taksiye binmek zorunda kaldım, şoför hiç ingilizce bilmiyordu, yine bir yerde yol sormak için 4 kişilik polis grubuyla konuştum, hatta derdimin yarısını arapça anlattım, yine de anlaşamadık. hem amman şehir merkezinde, hem de diğer turistik yerlerde çok sayıda bayan turist vardı. ortadoğu olunca bayanlar bakımından tedirginlik oluşabiliyor, hiç öyle bir ortam yok, herkes çok rahat gezip eğleniyor. güvenlik bakımından da en az türkiye kadar güvenli bir ülke olduğunu söyleyebilirim, zaten 2-3 saat içinde ortalama bir anadolu şehrinde geziyormuş gibi hissetmeye başlayabilirsiniz, polis denetimleri çok sıkı, şehirlerarası yollardan bahsetmiştim, şehir içinde de tüm ana caddelerde küçük polis karakolları var, açıkçası ben güvenlik bakımından kendimi hiç rahatsız hissetmedim.
    mart ayı iklim koşulları bakımından ideal, hava sıcaklığı 15 – 20 derece dolaylarında seyrediyordu, turistik yerler genellikle güneş altında olduğundan özellikle mayıs ayından sonra sıcaklık çok zorlayabilir.
    şimdilik aklıma gelenler bunlar, farklı birşey aklıma gelirse editlerim.
  • ilk kurulduğunda çevresi saldırgan bedevilerle çevrili olduğundan saray etrafına çerkez göçmenleri yerleştiren ve o günden beri çerkeslere inanılmaz azınlık hakları tanıyan ülke. ürdün çerkesleri kendi dillerinde eğitim öğretim hakkından her kabinede üç çerkes bakan kontenjanına kadar çeşitli demokratik haklara sahiptir.

    ayrıca ürdün tarımdı sanayiydi uğraşmayıp, yeraltı kaynakları da bulunmadığından tüm geçimini dış politikaya (amerikaya) dayamış bir memlekettir.
  • küçücük bir ülke olduğu halde amman, petra, nebo, lut gölü, jerash, akabe gibi görülmeye değer yerleri olan; genellikle neşeli, kibar, iyi niyetli, eğitimli insanların yaşadığı, gidilesi ülke. nüfusunun 3.5 milyonu filistinli, 1.5 milyonu ürdünlüdür ama beraber güle oynaya geçinir giderler.. oynama kısmında ciddiyim, çoğu ürdünlü kapı gıcırtısına oynar* dediğimiz cinsten kişiler.

    kral hüseyin zamanında yapılan anlaşmalar sayesinde ırak petrolleriyle sebze meyve değiş tokuşu yaparak petrol açığını kapatan bir ülkedir. ürdünlüler hüseyini çok tutar, bütün ülkede hüseyinin ve abdullahın bazıları aileleriyle beraber olan modern-geleneksel sentezi fotoğraflarına rastlanır.

    yalnız damak zevkleri bizden çok farklı, en sevdikleri yiyecekler felafel, tavuk dürüme benzeyen shawarma, ve ikram ede ede bitiremedikleri humus. bizim meze diye yediklerimizi onlar yemek niyetine yiyip kalkıyor, türk mutfağı gibisi yok ne de olsa.
  • topraklarında petrol çıkmayan, işlenmeyen tek arap ülkesi
  • her ülkenin devlet armasında çift başlı kartal bulunurken, kendi devlet armasında tek başlı kartal bulunan ülke. bu durum, devlet ileri gelenlerinin "ulan bu arap hâlimizle roma imparatorluğu'nun mirasçılığına soyunmayalım, zaten kimse de yemez." diye düşünmüş olmalarından kaynaklanıyor olabilir.
  • milleti olmayan devlettir birçok arap ülkesi gibi. "ürdünlü kimdir?" diye sorsak kuzeylileri suriyeliden, güneylileri suudi arabistan'da yaşayan insandan farkı olmayan insanlarla karşılaşacağız. buna rağmen 1948'de bağımsız olan bu ülke kendi ortak kültürü olduğunu kabul ettirmek üzere çalışmalar yapıyor.
    şimdiye kadar 4 kral görmüştür. bunların ilki meşhur şerif hüseyin'in oğlu abdullah'tır. hatıraları biz osmanlı'ya neden isyan ettik ismiyle türkçeye çevrilmiştir. kudüs'te suikaste uğradıktan sonra yerine oğlu talal geçmiştir. fakat kendisi amerika ve batı karşıtı bir tutum içerisinde olduğu için (en azından böyle söylenir) (sol düşünceli olduğu da iddia edilmiştir) tahta çıkar çıkmaz akli problemleri olduğu gerekçesiyle istanbul'a tedavi için gönderilmiş, yerine henüz 18 yaşında olmasına rağmen oğlu hüseyin geçmiştir. işte bu adam ürdün ve ortadoğu tarihine damgasını vurmuştur. acayip kişiliği ve karizmasıyla halkı tarafından sevildiği izlenimi vardır. ilk karısı elia bir uçak kazasında ölünce yerine onun tıpatıp aynısı bir ingilizle evlenmiş, bu ingiliz daha sonra nur adını almış ve bugünkü kral abdullah ondan doğmuştur. kral hüseyin kanser tedavisi gördüğü sırada öleceğini anlamış ve amerika'daki tedavisini yarıda keserek ürdün'e gelip, kendinden sonra kardeşi hasan'ı tahta çıkaracak kanunu değiştirerek oğlunun buraya oturmasını sağlamıştır. bu sıralarda prens hasan'ın tahta çıkarsa nüfusun yaklaşık yarısını oluşturan filistinlileri öldüreceği(!) söylentisi yayılır.
    ikinci abdullah ise bugünkü kral. ürdün'de her yerde fotoğrafını görebilirsiniz. babasından çok daha etkisiz ve zayıf olduğu kabul edilir. arapçası çok kötüdür. fasih arapçayı iyi bilmediği gibi sokak diline de vakıf olması beklenemez. zira amerika'da okumuş ve büyümüştür. prenses ranya ile evlidir. ranya filistin asıllıdır. o da ingilizceyi arapçadan iyi bilir. gazze'ye gitse bile konuşmalarını ingilizce yapar. hatta ulusa sesleniş konuşmalarını ingilizceden arapçaya çeviren tercümanlardan bizzat bunun gerçekliğini teyit ettirdim.
    ülkede islam tarihine dair pek bir eser yoktur. 20. yüzyılın ilk çeyreğine kadar bugün başkent olan amman birkaç roma kalıntısı eserden ibaret küçücük bir yerdir. amman dışında en büyük şehir akabe'dir. liman kentidir. ürdün'ün denize kıyısı olan tek yeridir.
    ammiye tabir edilen sokak dili fasih arapça'ya en yakın olan ülkedir. bunun en önemli sebebi suriye ve filistin arasında bulunmasıdır. çünkü bu bölge genel olarak bu sıfatı haizdir.
    arap baharından henüz etkilenmemiş olmasının birkaç sebebi vardır. bunlardan belki de en mühimi nüfusun çoğunluğunun savaşlardan kaçıp buraya sığınmış olmasıdır. yaklaşık yarısı filistinli kabul edilir (bazı araştırmalarda yarıdan fazla olduğu söylenir). 2003'te ırak'tan, son aylarda da suriye'den kaçıp gelmiş insanların tutup devrime ya da isyana zaten mecalleri yok.

    siyasi tarihi özet olarak bu şekilde geçilebilse de sosyolojik olarak çok daha kapsamlı araştırmalara münasip bir yerdir. kendine münhasır toplumsal yapısını, burada bulunduğum süre içerisinde tahlil etmeye fırsat bulsam da burada yazmak niyetinde değilim. tüm bunların dışında, gerçekten sevdiğim bir yer haline geldi. devletten mücerred olarak tabi ki. belki de filistine yakın olmak beni bu kadar etkiledi ve burayı sevdirdi. lut gölünün kenarında bir akşam vakti peynir ekmek yerken karşıda filistin'in eriha şehrinin ışıklarını seyretmek, hemen o tepelerin ardında kudüs'ün olduğunu bilmek insanı düşündürüyor. genç bir filistinli şairin şu beyti çınlıyor kulağımda:

    we ma kullu nefsin 7ena telqa 7abibeha tuserru we la kullu-l ghıyabi yudhiruha

    herkes sevdiğini gördüğü zaman sevinemeyebilir. görürsün ama kavuşamazsın. ama her ayrılık da zarar vermez ona.
  • bazı insanlar tarafından şehir mi ülke mi ayrımına varılamayan ülke. *

    +nerelisin
    -ürdün
    +ha biliyorum suriyenin başkenti di mi
    -hayır ya
    +ay tamam tamam ırak mıydı
    -saçmalama ya olu..
    +iran mıydı yahu
    -eyhh ürdün ülke bea
    +ürdünce mi konuşuyorsunuz orada

    (bkz: bir arkadaşım ekolü)
  • ayni anda iki kita** dort ulkeyi**** gorebileceginiz, kizil denize kiyisi olan, orta halli, amerikanci arap ulkesinde ilk dikkati cekenler: devlet binalarinin cephelerinde, otel lobilerinde, ozel sirketlerin her odasinda asili duran kral* ve babasinin*, bazi dukkanlarda ise kadinlari** kulliyen guzel olan kraliyet ailesinin fotograflari; mukemmel bir ingilizce ile hazirlanmis yol tabelalari ve gezi kilavuzlari; corakken turistik bir deger haline getirdikleri çöl (ram vadisi*); 1812'de isvicreli bir kasif tarafindan farkedilen, gul kizilligindaki gizli ve eski sehir* (amerikanca adiyla) petra; sualti arastirmacilari/dalgiclar icin ilginc olan akvaryum tadinda koylariyla "guzel" denebilecek tek sehir olan akabe; asfalt yolda develer; kebap ve deniz urunleri.
  • işim gereği uzun bir süredir bulunduğum ürdün’e dair içeriden bir bakışla bazı önemli noktaları anlatacağım.
    öncelikle ürdün, mekke şerifi hüseyin’e 1. dünya savaşı sırasında osmanlı'ya isyan karşılığında (bkz: şerif hüseyin ayaklanması) vadedilen büyük arap devleti yerine teselli ikramiyesi olarak verilen devletlerden biridir. şu andaki kral 2. abdullah da şerif hüseyin’in torununun torunudur.
    ürdün, bir çok kişi tarafından israil’i korumak için dizayn edilmiş bir tampon devlet olarak kabul edilir. nüfusunun çoğunu buraya birilerinden kaçıp göç eden halklar oluşturur. ruslardan kaçan çeçenler, balkanlardan kaçan çerkezler, osmanlı’dan kaçan ermeniler, israil’den kaçan filistinliler, işid’ten kaçan suriyeli ve ıraklılar geniş kapalı komünler halinde yaşarlar. krallık tüm bu gruplara belli miktarda güç dağıttığından (parlamentoda ve bürokraside) ve krallık oldukça güçlü bir mutlak iktidara sahip olduğundan grupların kendi aralarındaki tansiyon hiç bir zaman büyümez ve çatışmaya dönmez. bir anlamda mülteciler ülkesidir ve yüzyıllardır ürdünlü olanlar azınlıktadır.
    ürdün’ün özellikle batı ile çok güçlü ilişkileri vardır ve ekonomisi de abd ve ingiltere’den alınan doğrudan desteklerle ayaktadır. ciddi bir sanayi üretimi neredeyse yoktur ama servis sektörü oldukça gelişmiştir. bankacılık, eğitim, otelcilik, sağlık gibi alanlarda bir çok çevre ülkeden hizmet alımı için gelenler vardır. ürdün dinarı amerikan dolarına sabitlenmiştir ve çok uzun yıllardır herhangi bir devalüasyona gitmeden paranın değeri korunabilmiştir. fiyatlar oldukça yüksektir; bazı endekslere göre türkiye’den %30 civarında pahalı olduğu belirtilse de, lüks tüketimde türkiye fiyatlarının ikiye üçe katlandığı pek ala söylenebilir.
    ürdün, monarşi ile yönetilmesine ragmen arap ülkeleri arasında hukuk devleti nosyonu en yüksek ülkedir. eğitim seviyesi oldukça yüksek, hem okuma yazma oranında hem üniversite mezunu oranında türkiye’den ileride. kadın trafik polislerin görev yapabildiği tek arap ülkesi. ama hala bir ortadoğu ülkesi: “vasıta” dedikleri torpil ve tanıdıkla iş halletme genel bir kültür ve tabii ki kadına bakış açısı, kadın toplumdaki yeri gibi konular diğer arap ülkeleri veya türkiye’nin bugünkü durumundan çok farklı değil.
    ürdün’deki sokaklar oldukça düzenli ve temiz. evler geleneksel tarzda modern mimariyle tasarlanarak yapılıyor. sadece belirli birkaç alanda yüksek binalara izin veriliyor, onun dışında tüm ürdün beyaz tonlarında villa veya iki üç katlı yapılardan oluşuyor.
    diğer bölge ülkeleri gibi halkın çoğunda büyük bir türk hayranlığı var. bunun sebepleri karışık; kimisi yüzyıllarca burada hüküm süren osmanlı hanedanlığını seviyor, kimisi türkiye’nin bir zamanlar bölgedeki tek seküler ülke olmasını seviyor, kimisi de akp’nin din merkezli siyaseti dolayısıyla seviyor. tüm bu grupları toplayınca nüfusun tamamına ulaşabilirsiniz.
    ürdün’de iş yapacaklara/yaşayacaklara önemli bir uyarı: merkezi haber alma teşkilatında çalışanların sayısının yüz binlerle ifade edildiği söyleniyor. bir yabancı olarak olabildiğince siyasi içerikli konuşmalardan kaçınmaya çalışın.
  • orta doğu'nun almanya'sı. iş güç anlamında inanılmaz çalışkan, özellikle king hussein business center'daki microsoft, samsung, lg vs. merkezleriyle çevre ülkelerin iş hayatına yön veriyorlar. etrafındaki herkes ile iyi geçindiği için de (bir nevi), misal olarak israil ile iş yapmak isteyen diğer ülkedekiler ürdün'e geliyorlar, türkleri çok seviyorlar, türk dizilerini herkes takip ediyor. türk olarak ülkeye girerken, vize de gerekmediğinden ürdün vatandaşı kuyruğundan giriyorsunuz. hemen hemen hepsi de mutlaka tatile bir ara türkiye'ye gelmiş, en çok da türkiye'ye gitmek istiyorlar.

    hangi taksiye binersek (bu arada nereye giderseniz gidin ya 1 dinar ya 2 dinar tutuyor şehir içinde) direk polat alemdar, memati, hürrem, süleyman, tuba büyüküstün vs. dalıyorlar muhabbete.

    küçük bir ülke, amman'dan tecrübe edindiğim kadarıyla (onu da amman başlığında anlatırım) alış veriş merkezlerinden pek çıkılmıyor, ve inanılmaz bir dondurma kültürleri var (sıcaklıktan herhalde).

    yemekleri müthiş, humusları, baba ganujları, pilavları, kebapları; biraz da bizim damak tadımız olduğu için hiç yabancılık çekmedik.

    özgürlük ve anlayış anlamında türkiye'den daha ileriler gibime geldi nedense. ülkede çok fazla hristiyan olduğundan başka kültürlere karşı anlayışlılar. cuma günü en azından suudi arabistan'da olduğu gibi niye namaza gitmiyorsunuz diye sizi kovalayan polisler yok. bir çok mekan cuma namazına kadar kapalı cuma günü, ama alışveriş merkezlerinde çoğu yer açık.

    hiç bir internet sitesi yasak değil. porno sitelerinden tutun, envai türüne; herşey var. internet hızı yerine göre hızlı. king hussein business park'ta zain'de 600mb gördüm, hem de mekan bayağı doluyken. cuma - cumartesi tatil, pazar günü iş başı yapıyorlar; ama cuma günü de pazar günü de yoğunluk görmedim. daha çok pazartesi-perşembe arası iş hayatı yoğun gidiyor.

    içki içilen yerler de var, marketten de alabiliyorsunuz (hem de geceyarısından sonra! :)), halkta ciddi seviyede filistin kökenliler var (oradan kaçıp buraya gelmek zorunda kalanlar). lut gölü çok ilginç, suyun üzerinde kalıyorsunuz bildiğin. petra inanılmaz tarih dolu.

    bunların da aslında ana sebebi kralları, kralın merhum babasının başlattığı "reformist" düşünce yapısı. adam iyi bir adam özetle. eşi de öyle. herkese karşı iyi davranıyorlar, etraftaki sapık diktatörler gibi değiller; medeni, halkının iyiliğini düşünen, idamı ne olursa olsun çok uzun süredir kullanmayan, halkta ciddi bir kısımın amerika'da eğitim alıp geldiği, üniversiteleri ve okulları bol olan, güzel bir yer.

    ortadoğu ile iş yapacaksanız, merkeziniz dubai'de değil burada olmalı diye düşünüyorum. dubai hem çok pahalı, hem de insanlar inanılmaz tembeller. dubai'deki yabancı çalışanların da burnundan kıl aldıramıyorsunuz. nedense herkes kendini maktum zannediyor orada parası olsa da olmasa da. burası öncesinde dediğim gibi almanya gibi, düzgün ve teknik çalışan insanların memleketi.

    bu da garip gelecek, microsoft amman'daki çalışanlar türkiye microsoft'taki çalışanları bilgi konusunda cebinden çıkartırlar. niye böylesiniz diye çekinmedim sordum da, çünkü orada iş yaptığımız insanlar hem linux & php, hem .net, hem objective c, hem uygulama, hem serverside'da inanılmaz bilgili canavar gibi adamlardı. onlar da burada türkiye'ye nazaran daha az insan çalışıyor, o yüzden bir çok şeyi aynı anda yapan adamları işe alıyorlar demişti. ardından türkiye microsoft'ta kendi yapabildiği şeyleri yapan kişileri teker teker sayıp bunlara danışabilirsin diye de yönlendirmişti.

    pahalı gelebilir, bir ürdün dinarı bir pound'a yakın değer olarak. 5 gün bulunduğumda 200 dinar falan harcadım yemekler vs. dahil.

    bir de hatunlar! amanın denecek seviyede güzellerdi. makyajları yapmayı çok iyi bildiklerinden mi, kendilerine iyi baktıklarından mı, garip güzel bir ırk yetişmiş. evli olmasam başıma bela alıp dönerdim herhalde oralardan.

    son olarak mümkünse türk hava yollarıyla geceyarısı bile olsa gidin. royal jordanian ile uçak kalkarken ve inerken dua okuyorlar, uçak korkusu falan varsa altınıza sıçıverirsiniz öbür tarafa gider modunda.