şükela:  tümü | bugün
  • şu an ekonomi başlıklarında moda olmuş tabir. kısmen katılmakla beraber başka bir bakış açısı da getirmek istiyorum. üretim her şeyden önce bir kültürdür. bakınız japonya ve almanya'nın yarım asırda yaşadığı kalkınma. bizde ucuz para döneminde inşaata ve altyapıya çok fazla yatırım yapıldı. mantar gibi müteahhit türedi. peki bu evleri kim aldı? sizler aldınız. halk aldı oğlum bu evleri. talep arttıkça para kokusu alan inşaat sektörüne yatırım yaptı. sermaye sınıfında inşaat işine girmeyeni yatırıp sikecekler korkusu vardı adeta. ucuz krediyi bulan sermaye sınıfı niye çok fazla katma değerli ürünlere yatırım yapmadı da inşaata girdi sanıyorsunuz. bizim millet garanticidir. sermayesi olan gayrimenkule yatırır parayı. evladının memur olmasını ister ki garanti işi olsun. yani üretimsel bir kültür yeterince yok bizde. burada siyasetçiler kadar halk da sorumlu bence. siyasetçi her yıl işgücüne katılan 1 milyon kişiyi en kolay istihdam etmenin hesabını güdüyor. halksa parayı betona bağlama peşinde. kusura bakmayın yerli elon musk'lar her ekonomi başlığına üretim yazmakla üretim olmuyor. dağdaki çoban edebiyatı yapmakla da ülke kurtulmuyor. önemli olan dağdaki çoban kadar üretimsel katkıyı sizin de yapabilmeniz.
  • oturduğu yerden tespit kasmayı sevenlerin cümlesi. bu adamları anlamıyorum arkadaş. inşaat sektörünü binaların ardı ardına dikildiği, sadece müteahhitlerin cebini doldurduğu ayrı bir distopik gezegen falan zannediyorlar herhalde. memleketin gerçeği bu. bugün inşaat sektörü dediğin sektöre girdi sağlayan yan sektörlerin cirolarını yan yana koysan, bunların gsyh'ye etkisini hesap etsen zaten bu işin öyle "hadi baba biz çıkıyoruz bu işten" boyutunda olmadığını da kolaylıkla anlayabilirsin. dahi olmaya gerek yok. bunun betonu var, çimentosu var, diğer girdileri var. bu işi yapan şirketlerin karlılığındaki %0,1'lik hareket bile senin milli hasılanı etkiliyor. istihdam noktasına hiç girmiyorum bile. bu sektörlerde çalışan on binlerce yüz binlerce vasıflı vasıfsız insan var. bu işi yapanlar muhtemelen robot değildir ya, evlerine ekmek götürüyorlar. en basitinden o inşaatta amele olarak çalışan, ilkokul mezunu bile olmayan elemana kim ekmek verecek bunu soran sorgulayan yok.

    piyasa gerçeklerinde uygulanabilirliği yüksek bir yol haritan olmadığı sürece bunun sürdürülebilirliğini sağlamak zorunda kalacaksın her zaman. döner mi dönmez mi bilinmez ama var olan bu. şu yukarıdaki cümleye geldiğindeyse konu; söyleyenlerin alternatif anlamında tek çözüm önerisi olmadığını görebiliyorsun. en çok da siyasetçilerin diline pelesenk olmuş. hadi ya. çözümü olan varsa çıksın açıklasın ben oyumu veririm. o küçümsediği müteahhit bile, şu tekleyen çarkın içinde bulunarak reelde bir şekilde o söyleyenden daha fazla katkı sağlıyor insanlığa aslında.
  • 3.dünya ülkelerinin kendilerini 1.dünya ülkeleri kategorisinde görmesine sebebiyet verebilir

    tanım : kendini kandırmaktır.
  • diplomanın kanıtlanmasına ihtiyaç yoktur. diploma olsa bile zihniyet bellidir. ilkokul mezunu adamın teknolojik ve endüstriyel bilgi birikimi ileri seviyede olmayacaktır.

    apartman dikip bunları satmak veya bakkal açmak ilk bir kaç iş fırsatıdır önüne gelen. bunun geniş ölçeklisini hayal ettiğinizde karşımıza çıkan "yeni türkiye" olacaktır.

    bir ülke zenginleşmek ve ileri gitmek istiyorsa bilgi birikimi yüksek, çağıyla paralel hatta çağının ötesinde düşünebilen, açık görüşlü, ilerici bir lidere ihtiyacı vardır. bir müteahhite değil.