şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: vitamin)in fazlaca alimi da urik asit olu$umuna neden olur.. (bkz: primitif) bir toplumda c vitamini, e vitamini, b vitaminini bolca almak sevap zannedilir. kutu kutu haplar yutulur, oysa (bkz: bobrek)leri yordugu gibi ayrica vitaminin direkt emilimine alistirir bunyeyi, sonra yediiniz meyveler sebzeler geldii gibi gider. doktor oetker.
  • (bkz: urisemi)
  • insanlarda bunu parçalayacak enzim bulunmadığından üreye çevrilemeden atılması gereken bir asit. aslında antioksidan özellikli güzel bişey olmasına rağmen atılamamasının nedeni suda çözünürlüğünün çok düşük olması. -bu nedenle bol su içmek gerekiyor- vücutta fazla bulunduğunda, suda çözünemediğinden kristaller halinde eklem boşluklarında falan birikme yapabiliyor. (bkz: gut hastalığı) ya da böbrek taşlarına yol açabiliyor. ha bi de aspirin* gibi kanın asiditesini yükselten şeyler, ürik asidin kandaki çözünürlüğünü daha da düşürerek, bunun böbreklerden atılamamasına neden olabiliyor. (kan testi yaptırmadan önceki birkaç gün aspirin almasanız iyi olur) kandaki normal değeri 3.5-7.2 arası. 6'nın üzerindeki değerler gut için riskli kabul ediliyor. vejeteryanlarda 3.5'e yakın değerler görülüyor. vücutta ürik aside parçalanan tipte protein içeren yiyeceklerin listesi nette rahat bulunabiliyor. özetlemek gerekirse: genelde sakatatlarda ve bazı balık türlerinde yüksek miktarda var. sakatat dışında kırmızı ette, beyaz ette ve fasülyede orta düzeyde bulunuyor.
  • (bkz: preeklampsi)
  • azotlu bileşiklerin, kuş gibi az su tüketimi olan hayvanlarda atılım formu.
  • alkol, protein ve çerez ürik asit'in artmasında önemli rol oynar.
    edit:imla.
  • evrim sürecinde bazı primat türlerinde ortaya çıkan defektin sonucunda başa bela olan maddedir. normalde hayvanların % 90'ından fazlası ürik asidi hepatik ürikaz enzimi ile allantoin adında zararsız bir maddeye dönüştürüp idrarla atmaktadır. ancak insan gibi büyük primatlarda bir mutasyon sonucu bu enzimi kodlayan gen devredışı kalmıştır. bu durum da insanlarda insülin etkinliğinde bozulmaya ve bazı metabolik hastalıklara eğilimi artırmıştır. aynı zamanda askorbik asidin sentez kaybından kaynaklanan endojen antioksidan eksikliği ise bazı doku ve organlarda ürik asit prokdüksiyonu sayesinde kompanse edilmiştir.

    ürik asit normal ve düşük seviyelerde faydalı olabilirken yükseldiği zaman sadece gut hastalığına değil başta diyabet ve kanser olmak üzere çok sayıda hastalığa sebep olan bir metabolizma atığına dönüşmektedir.

    son yapılan araştırmalarda sadece gut hastalığı değil aynı zamanda diyabet, kardiyovasküler hastalıklar ve bazı kanser türleri ile de ürik asidin yakın ilişkisi olduğunu göstermektedir.

    kırmızı et, sakatat, alkol, bazı deniz mahsülleri, aşırı fruktoz tüketimi, diyabet ve metabolik sendrom, bazı kanser türleri ve kemoterapi gibi bazı tedavi yöntemleri ürik asit sentezini artırmaktadır.

    not : her koşulda 5.5 mg/dl seviyesinin altında olması gereken ve bu seviyeleri geçtiği zaman genel sağlığın canına okuyabilen sorunlu bir maddedir.
  • bende çok yüksek olan ve hakkında 2 yeni şey öğrendiğim değer.
    şöyle ki, yüksek ürik asit ayak tabanı ağrıtırmış. hep yapımdan dolayı veya ortalama hareket halinde olduğum için ayak tabanım ağrıyor zannediyordum ama hayır bu durum ciddi bir ayak tabanı ağrısı yaparmış. o yüzden çok rahat ayakkabılar tercih edebilirsiniz.
    bir de kilo verme hızını ortalama bir insanın 3'te 1'ine kadar düşürebilirmiş.
  • ciddiye alınmalı, hem kalp-damar hem böbrek hastalıkları için "bağımsız" bir risk faktörüdür.
  • ara sıra* ayağımı yere bastırtmayan bir ağrıyla uyanıyordum. bu rahatsızlık bir iki hafta da beni süründürüyordu. zamanında yaptığım sert zemin koşularımın ve sık sık yaptığım uzun süreli yürüyüşlerimin bu kronik ağrılara neden olduğunu düşünmüştüm.

    soğuk su, sıcak su, bir sürü kreme rağmen ağrı bana mısın demiyordu. sonunda bir tanıdık "sen gut olmuşsun" deyince ihtimal vermesem de "bir araştırayım bakayım" dedim. meğer ürik asit yüksekliğinden akut atak oluyormuş. purin zengini gıdalar (et ürünleri, bezelye, karnabahar, nohut, deniz ürünleri, alkollü içecekler gibi) tükettikçe bu ataklar sıklaşıyormuş.

    "peki yok mu bu lanet olası ağrıyı azaltmanın bir yolu" diye soracak olursanız tamamen tesadüf eseri tanıştığım ve acıyı dayanılacak seviyelere indirip beni oldukça rahatlatan ilacın adını yazarak cevaplayabilirim: dex-forte. tabii siz yine de benim gibi yapmayıp mutlaka bir doktara gidin. muhtemelen kolşisin verecek ama ben bunun pek bir faydasını göremedim doğrusu.

    en önemli noktayı sona sakladım: bol bol su için.