şükela:  tümü | bugün
  • 2014 yapımı bir bulgar filmi urok. yani türkçe meali ile "ders". belki yeni bir şey anlatmıyor, ama meselesini iyi oyunculuklarla iyi bir şekilde anlatıyor;

    "öğretmen nadezhda, öğrencilerini sınıfta yaşanan bir hırsızlık olayı nedeniyle uyarır; fakat bu şekilde başlayan günü gitgide daha da kötüye gider, aksilikler yakasını bırakmaz... en nihayetinde bir tefeciye borçlanan kadın, çocuğunun hayatı tehlikeye girdiğinde daha önce aklına bile gelmeyen şeylere kalkışır... ders, ekonomik sorunların tehdide dönüştüğü noktada neler yapabileceğimizi sorgulayan, ahlak üzerine, toplumsal gerçekçi ve sert bir film. başkarakterinin giderek aşağıya çekilişini başarıyla seyirciye geçirirken, başrol oyuncusu margita gosheva’nın performansıyla daha da etkileyici bir hal alıyor."

    burada da fragmanı ve aldığı ödüller var;

    2015 göteborg ıngmar bergman ödülü
    2015 sofya büyük ödül, izleyici ödülü, fıprescı ödülü, en iyi bulgar filmi

    https://www.youtube.com/watch?v=sciqvmtmqr0
  • acayip bir şey.

    holivud olmayan sinema, yandan yamaçtan gerçekçilik arayışlarını sürdürmeye devam ediyor. yeni dalga romanya sineması son yıllarda epey övülen bir çıkış yaptı. türk sinemasından zerre bu kafayı yakalayan izlenesi ve çarpıcı bir film olmayı başardı. sovyet geleneğinin devamına yaslanarak, rus sinema algısı içinden ödüller falan da aldı. neyse, sanırım yerkürenin bu taraflarında ilginç bir gerçekçilik denemeleri var. muhtemelen daha fazla örneğini de göreceğiz.

    urok'u izlerken aklıma ilk başta zerre geldi. kadın karakterin bir şeyleri "yolunda" tutma çabası içindeki yolculuğunu benzetmiş olabilirim. hikaye tercihini önemli buldum. bankaların kredi vermesi, kredi çekmek, sonra da kredi konusunda sıçmak, orta sınıf yetişkin insanların ya kendilerinin ya da çevrelerinin yaşadığı güncel bir deneyim. yani, sinemanın gerçeklikle şekillenmesi için doğru tercihlerden biri gibiydi. olup bitenin hikayeleştirilmesi sırasındaki gündelik detaylar (sinema vaktinden çalıyormuş gibi görünen gündelik his veren aksamalar) ile ilginç bir gerilim yaratılmış. hatta, tüm talihsizliklerin birbirine eklenmesiyle banal minör trajedi kurgulanmış denilebilir. bir noktaya dek banal, sonra uçuklaşan falan...

    fakat, filmin adıyla örtüşen mesajı bana komik geldi. didaktik mesaj olarak tercih ettiği "işte ders öyle verilmez böyle verilir" kafası... ne gerek vardı, bilemedim. mesajı bence epeyce düz ve zonk çıktı.

    gerçekçilik etkisi epey güçlü. şok etkileriyle de dikkat çekmiyor. akıştaki "tüh"lerle falan geriliyorsunuz. ki bu bana enteresan geldi. kısacası, zaman kaybı demem.
  • hikaye yazımı ve yönetmenliklerini kristina grozeva ve petar valchanov'un paylaştığı 2014 yapımı ödüllü 111 dakikalık bulgar draması.

    "kişinin kendi prensiplerinden taviz verme eşiği nerede başlar?" gibi temel bir soru soruyor film izleyicisine.

    dramatizasyon için fon müziklerinin arkasına saklanmak yerine çevre seslerinin ön planda tutulması hikayenin atmoserini güçlendirirken, aynı zamanda baş karakterdeki margita gosheva'nın anlık ruh hallerini direkt seyirciye geçirmiş. ilaveten yakın planlarda aktüel kamera kullanımı anlatımı daha doğal kılmış film boyunca. dolayısıyla bu açıdan başarılı bir tercih olmuş hikaye için.

    ayrıca karakterler, kendi içlerindeki açmazları ve günlük diyaloglar bulgarsitan'ın tomlumsal dokusundan gayet objektif bir kesit sunuyor.
  • bulgar sinemasının yeni dönemdeki harikalar yaratan yunan sinemasına evrilmesi zor gibi gözükse de bu yolda verilmiş kayda değer filmlerden bence urok. mesaj verme kaygısı ve filmin sonu biraz hayal kırıklığı yaratsa da özellikle margita gosheva'nın devasa performansı için izlemeye değer.