şükela:  tümü | bugün
  • türkçesi: alman tragedyasının doğuşu. (*)

    walter benjamin'in doçentlik tezi. vestaflya anlaşması (bkz: westphalia barışı) sonrası almanya'da trajedi ve trauerspiel'in (ahmet cemal çevirisiyle acıklı oyun) ortaya konuluş biçimleri ele alınmaktadır. bağımsız devletlerin, özel olarak da almanya'nın oluşum sürecinde sanata ve insana dair gelişmeler benjamin'in kaleminden ortaya konulur. tarih felsefesini kavrayış biçiminin anlaşılması açısından benjamin'in bu barok döneme yaklaşımının irdelenmesi önemli.

    pasajlar'ın son kısmında ahmet cemal'in eklediği kısa bir dipnot dışında sanırım kitaba ilişkin türkçe bir kaynak yok. ahmet cemal çevirdiği kitabın son kısmındaki dipnotta benjamin'den aktarıyor: " 'tragedya' ve 'trauerspiel' arasındaki ilkesel ayrımı ortaya koyuyorum. barok döneminin dramları, çaresizliği, dünyaya yönelik bir nefreti dile getirir-bunlar, gerçekten umarsızlığın oyunlarıdır. oysa yunan tragedya yazarlarıyla, onların dışında kalan , gerçek anlamdaki tragedya yazarlarının dünya ve yazgı karşısındaki tutumları, boyun eğme tanımayan bir tutumdur*. tutumdan ve dünyayı duyumsama biçiminden yansıyan bu ayrım, önemlidir. gözden kaçırılmaması gereken bu ayrım, sonunda iki türün, yani 'tragedya' ile 'trauerspiel' türlerinin birbirinden ayrılmasını sağlar".

    (*)başlığı almanca arattığımda hiç bkz. falan vermeden doğrudan ingilizce versiyonuna yönlendirdi. ancak o başlık da boştu. bu nedenle türkçe başlık açmak ya da ingilizcesinin altına yazmak yerine kitabın asıl adını eklemeyi ve onun altına yazmayı uygun gördüm.

    *bu boyun eğmeyen tutum 19. yüzyılın başında napoleon'un (hegel'in de tarih felsefesinde dikkat çektiği) söyleminde de görülebilir: napoleon trajedinin doğası üzerine goethe ile konuşurken 'yeni tragedya'nın eskisinden özsel olarak ayrı olduğunu çünkü bundan böyle önünde insanların boyun eğecekleri bir yazgı olmadığını, eski yazgının yerini politikanın aldığını' söyleyiverir. hegel de öyleyse der :(trajedi) "modern yazgı olarak koşulların bireyselliği kendine boyun eğdiren direnilmez gücü olarak kullanılmalıydı".