şükela:  tümü | bugün
  • değerlendirmekten ziyade herkesin takıldığı noktalara biraz olsun ışık tutmak istediğim film

    --- ağır spoiler ---

    1-kadının neden travması var ve bundan kocasına travmadan bahsediyor?
    1-bu durumun birden fazla nedeni var. öncelikle her nasıl aşağıdaki orjinal kadın giderek hayvanileştiyse yukarıdaki kadın da insanileşti. zaman içinde yaptığı şeyin büyüklüğünü ve ne kadar yanlış olduğunu anladı. kadının korkusu orjinal kadının onu bulup intikam alması ve çıkış yolununda o plaj olduğunu biliyor o yüzden oraya gittikçe korkusu daha da artıyor. plajda oğlu kaybolunca o nedenle o kadar panik yaptı orjinal kadının onu kaçırdığını düşündü intikam amaçlı * yine plajda dikkatinin dağınık olmasının nedeni de bu çünkü aşağıdakilerin yukarıya çıkarsa oradan çıkacaklarını bildiği için.

    kocasına bahsetmenin sebebi sanırım daha farklı şöyle ki kadın vicdan azabı yaşıyor ve olayları direkt olarak anlatamıyor dolayısıyla kocasına yaşadığı olayı gerçeğe en uygun halde anlatıyor ve ondan teselli bekliyor. böylece kendini rahatlıyor zaten kızın hayatı boyunca gelmesini beklediğini kocasına söylüyor ayrıca bunu anlatarak plajdan daha çabuk gitmeyi de hedefliyor. zaten kocası neden daha önce anlatmadın diyor bunu duyunca çünkü kadın plaja yaklaştıkça korkusu daha da arttı neden bu.

    2-orjinal kadın neden tuhaf konuşuyor?
    çünkü aşağıda tek konuşan o. bunu hem diğerlerinin hiç konuşmamasından hemde klon kadının çocukken hiç konuşmadığı için psikiyatriste götürülmesinden anlıyoruz. nasıl ki hiç konuşmadığımız bir günün sonunda sesimiz boğuk çıkarsa 15-20 yıl konuşmayan birinin de bu yeteneği köreliyor.

    şu videoda ise kadının sesinin nedeninin ikizi tarafından boğazı sıkılması gösterilmiş ama bence benim ilk söylediğim daha akla yatkın. video

    3-aşağıdakiler tam olarak ne?
    3-benim anladığım kadarıyla ters giden bir deney. bilimadamları boş buldukları yeraltı koridor ve metrolarında insan klonlamışlar, tavşanlar ilk denekler. onlar üzerinde başarılı olunca insanlara geçmişler. deneyin başarısız olmasıyla (ruh koyamadılar bize demesi orjinal kadının) bilimadamları deneyi yarıda bırakmışlar bu sayede klon kız yukarı çıkabildi kimse onu durdurmadan. yine orjinal kadının ben çocuklarımı doğurdum demesi (klon değil normal yolla doğmuşlar, doktor bile yokmuş) buna işaret. bilimadamlarının mekanı terk etmesiyle muhtemelen tavşanları yemişler (kafeste değil yerde takılıyordu tavşanlar)

    aşağıdaki insanların nasıl yaşadığı biraz açıkta bırakılmış bilerek. linkini verdiğim videoda yönetmende bunu söylüyor zaten insanlara düşünebilecekleri bir açıklık oluşturmak istedim diyor. yoksa o kıyafetleri makasları nasıl bulmuşlar orasını bende anlamadım. bu arada silah olarak makasın seçilmesi tesadüf değil iki ucu aynı olduğu için bu silah özellikle seçilmiş.

    4-aşağıdakiler klon ama paralel evrende yaşıyor gibiler nasıl yukarıdakilerin yaptığını yapabiliyorlar?
    4-bu kısım için biraz zorlama bir açıklama yapacağım. orjinal kadının ruhu kopyalayamadılar demesi aslında aynı ruhu taşıdıklarına işaret en azından arada bir bağ var bu nedenle onların yaptıklarını yapıyorlar ancak kendi imkanları dahilinde bu aşağıdakileri psikopatlaştırıyor. normal bir insanın öldüğünü ancak ruhunun öteki dünyaya gitmeyip burada kalıp zamanla intikam araması gibi bir nevi.

    5-çocuk nasıl anlıyor klon kadının orjinal kadın olmadığını?
    5-anlıyor mu yoksa yalnızca şüpheleniyor mu burası net değil. şüpheleniyor olabilir öncelikle annesi ikiz klonlardan birini öldürmüştü çocuğun önünde çocuk zaten oradan bir huylanıyor. ek olarak orjinal annesi onu kaçırdığında gerçeği söylemiş olabilir veya çocuk onun kendisini öldürmemesinden de şüphelenmiş olabilir.

    6-çocuklar klon değillerse neden psikopatlar?
    6-yaşadıkları çevreden dolayı, orada kim yetişse manyak olur. orjinal kadının kocası klon ama çocukların psikopat olmasının nedeni bu değil öyle olsa klon kadın ve orjinal adamın çocukları da manyak olurdu.

    7-güneş almayan yerde nasıl gelişmişler ve normal insanlardan daha güçlüler?
    7-bilimadamları muhtemelen normal insanlardan daha üstün bir şey yaratmaya çalışıyorlardı bu nedenle kasları daha gelişmiş. sahte güneş ışığı diye bir ışık türü var bildiğim kadarıyla ondan yararlanmış olabilirler.

    8-orjinal kadın neden klon kadına aşağıyı anlatıyor?
    8-burası zurnanın zırt dediği yer işte. bunu bende açıklayamıyorum çocuk o odada olsa o da duysun diye diyeceğim ama o da değil. bu sahne sırf seyircilere açıklama olsun diye konulmuş ama kesilse devamlılık açısından daha iyi olurmuş.

    filmi izleyeli yalnızca 1 saat oldu ve buradaki yorumlar ile linkini verdiğim video dışında bir şeye bakmadım o nedenle bende bir çok şeyi kaçırmış olabilirim yalnızca yorumları okurken birçok insanın benzer yerlere takıldığını gördüm ve açıklama yapmak istedim.

    edit: klon çocuğun yüzünün yanmasının nedeni *
    hızlı resim

    --- ağır spoiler ---
  • (bkz: get out /@hanging rock) filmini beğendiğim yönetmenin bu filmini de sevdim. doppelganger temalı filmlere ve tekinsiz mizansene özel bir ilgi gösterdiğim için 50'li yıllarda yoğunlaşan anti-komünist bilim kurgu filmlerine sarkastik yaklaşan, uzaylıların beyaz yakalı amerikalıların bedenlerini ele geçirdiği b-movie'lerle dalgasını geçen, bir gün bir dış kuvvet tarafından beyni ele geçirilerek istila edilen amerikan topraklarının paranoyasına ışık tutan fantezi filmlerine bıyık altından gülen bu filmi de sevdim kısaca.

    bir sahnede yönetmen:

    --- spoiler ---

    sehpanın üstünde biri oyuncak diğeri gerçek iki örümceği gösterir. başka bir sahnede ikiz genç kızlar cümleleri birlikte telaffuz ederler. bir başka çekimde saatin 11:11 olduğu görürüz. ve nihayet amerikalı bir siyahi aile ikizleriyle karşılaşırlar. filmi hazırlayan bu foreshadowing'lere bayıldım.

    50'lerde çekilmiş bir distopya ya da katastrofik yapıdaki bir bilim kurgu filmi olsaydı, terk edilmiş metro istasyonları veya başka amaçla kullanılan metruk tüneller amerikalıların bilinç dışı korkularını metaforize ediyor, diyebilirdik; ama yönetmen bu klişe algıyı yapısökümüne uğratarak kötü ikiziyle karşılaşan genç kızla kötü ikizinin yer değiştirdiği ironik bir mizansen yaratıyor. iyi ve kötünün ötesindeki bir kör-noktadır bu.

    sinema tarihinde amerikalılar ekseninde dünyanın ele geçirilişi geyiği paranoya, anksiyete, korku düzleminde ele alınmış, soğuk savaş yıllarında bu algı nirvanaya ulaşmış, sovyet bloku çöküp berlin duvarı yıkıldıktan sonra yeni düşmanlar artık komünistler değil, müslümanlar olmuştu, ki filmde 11 eylül terör saldırılarına daha filmin başında gönderme yaparak bu algıyı da yıkan yönetmen gerçek düşmanların insanın yine kendisi olduğunu ifade ediyor. yani amerikalıların düşmanı komünistler, araplar, öteki müslümanlar, uzaylılar değil, amerikalıların bizatihi kendisi olduğunu mimliyor.

    aynalarla çevrili korku tüneline bir eğlence panayırından ulaşılması show'un, eğlencenin, hazzın gerisinde yatan acının tehdit edici sonuçlarıyla ilgilidir. her haz acıyla sonuçlanır çünkü hazza ulaşmak değil, hazzı aramak önemlidir. hazza ulaşan kişi boşluğa düşecektir. elma şekerini sahildeki kumların üstüne atan genç kız kandırılmamış, gönüllü olmuştur. bir başkası onu elma şekeriyle kandırıp tuzağa düşürmemiş, bunu arzulamıştır. bu, esasen kişisel olduğu kadar korku filmlerinin daimi klişelerinden birine açık bir saldırıdır: tehlikeli metruk bir yapıya adım atarak tuzağa düşürülen, evlerin karanlık depolarına merdivenlerden inerek iblis tarafından ele geçirilen beyaz amerikalıların sentetik dünyasına bir saldırı. bunlar korku filmleri için basit ve alışılageldik trüklerdir. get out filminde beyazların ırkçı önyargılarına satır darbeleri vuran yönetmen bu filmde totalde korku sinemasının araçlarıyla oynayarak paranoya duygusuyla alay ediyor.

    filmin ulaştığı nokta açısından yüzde yüz tatmin yaşatmadığını düşünenler olacaktır. bu, başta da belirttiğim gibi filmin sarkastik yapısıyla ilgili. film ciddiyetle amerikan paranoyalarına eğilmiyor, bilakis bu korku ve paranoya ile oynuyor, onunla dalgasını geçiyor. sonunda felaketvari bir filme evrilmesinin nedeni de budur aslında. bir aileyi tehdit eden dış kuvvetlerin psikolojisini araştıran filmlerin korku-gerilim modelinden bilim kurgu eksenine, oradan da felaketvari distopik bir düzleme (buna zombi filmleri de dahildir) kayması bundan. dolayısıyla filmin öykü yapısının mükemmel ironisi unutulmamalı.
    --- spoiler ---
  • öncelikle (bkz: #84772231)

    ilk olarak söylemek gerekirse bu film bir get out değil. siyahilere uygulanan ayrımcılığın zekice işlenişi olsun, oscar almış keskin senaryosu olsun, kimsenin beklemediği kadar başarılı olup herkesi bir nevi şoke etmiş olması olsun, get out bir daha gelmeyecek ''özel'' bir filmdi.

    senaryoda bazı aksamalar var ama yönetmenlik anlamında get out'un üzerinde, karakterler akıllılar ve kötülerden kaçarken 2 adımda bir düşme tarzında aptal hatalar yapmıyorlar. oyuncular çok iyi bir iş çıkarmışlar, yardımcı oyuncular dahil olarak. müzik seçimi özenli, sinematografi şahane.

    --- spoiler ---

    filmde ''en büyük düşmanımız kendimizdir'' teması var ve social commentary olarak da bu sefer olaya ırksal değil sınıfsal açıdan yaklaşımda bulunmuş yönetmen. gerçek dünyada yaşayanları zengin ve imkan sahibi zümre, yeraltında yaşayanları ise fakir ve imkansızlıklar içinde yaşayan zümre olarak görmek mümkün.

    twist'i önceden yakalayabildim. red'in (adelaide'in kötü ikizi) konuşabilen tek kopya olması, diğerlerinin robot gibi veya daha doğru tabirle vahşi hayvanlar gibi davrandıkları yerlerde dikkatli ve zekice davranabilmesi ve adelaide'nin küçük bir kızken kopyasıyla karşılaştığı sahnenin tam anlamıyla gösterilmemiş olması (fragmanında boğazını sıktığı sahne var ama bu filmde en sonlara kadar gösterilmiyor) kuşkulandırdı.

    ve sonunda anladık ki asıl kopya adelaide imiş. ilk karşılaştıklarında red onu diğerlerinin yanında bırakmış ve onun yerini almış. aşağıda geçirdiği zamansa onu intikamla kafayı bozmuş bir canavar haline getirmiş.

    filmin sonunda bu bilgiye sahip olan (ama bu konuda hiçbir şey yapamayacak olan) tek kişi, bir süre asıl adelaide ile zaman geçirmiş olan oğlu jason. bu açıdan düşünüldüğünde tertemiz bir ''iyi son'' vermiyor film. ama sonun net olarak kötü olduğu da söylenemez. az önce dedim zümreler olayı açısından bakarsak da alt zümreden birine fırsat/imkan verildiğinde üst zümredekilerle aynı medeniyet/zeka vs. seviyesine ulaşabileceğine de bir örnek aslında film.

    ek: filmle ve sonuyla alakalı detaylı bir inceleme hazırlamış rottentomatoes

    --- spoiler ---

    korku/gerilim türü tutkunları kaçırmasınlar.

    8/10
  • eşimin çok iyi bi sinema izleyicisi olduğunu ortaya çıkan film. ben gereksiz zorlama bi twist sikerler diye sinemadan çıkmışken her şeyi tek tek anlattı. açıklama bekleyen konulardan birkaçı da ondan gelsin,

    *orjinal kadın neden klon kadına aşağıyı anlatıyor?

    çünkü orjinal kadın dünya nimetlerini tattığı ve sonradan oraya hapsedildiği için nefretini kusuyor. siz güzel güzel beslenirken ben tavşan yedim, siz güzel güzel giyinirken ben fake lacoste giydim diye sızlanması, doğma büyüme aşağıdaki dünyada olan birinin anlayıp farkedip kinlenebileceği bir olay değil.

    *kocası başta sürekli bizden ne istiyorsunuz diye sorarken kadının bi sus amk - gabe sus - demesi, kadının yediği boku bildiğinden oların (yeraltındakilerin) ne istediğini en başından beri bilmesine dalalet.

    tam yazıyı bitiriyorum eşim tekrar tekrar gelip inanılmaz noktalara parmak basıyor.

    *içlerinde en aciz babaydı, çocuklar çatır çutur öldürürken baba filmin başından sonuna kadar topal gezdi, sebebi ise çocukların yeraltından büyüme annelerinin tavşan kanı genlerinde gizli.

    *felsefik bir de açıklama, siz "beyazlar" dünyanın nimetlerinden en iyi şekilde yararlanırken biz "siyahlar" sizin gölgeniz gibi sürünüyoruz alt metni vardı.

    gelgelelim sinemadan çıktığımda olmamış derken şimdi filme saygı duyuyorum. adeta bi mal gibi izlemişim. karıcıma sevgiler...
  • alt metinleri göndermeleri ve gerilimi sağlam bir film. muhtemelen kafanız karışacak ama anlamaya çalışırsanız müthiş bir film olmuş

    --- spoiler ---

    adelaide filmin başında bir çadırda kopyası ile istemeden yer değiştirir. yerin altında tünellerde yaşayan bu gölgeler bilimsel bir çalışmanın ürünü olup bir süre sonra atıl vaziyette bırakılmıştır.her türlü imkan ve olanaktan yoksun az gelişmiş adeta ilkel bir kabile gibi yaşayan bu canlıların kaderi bir gün yukarıdan gelen gerçek bir insanın varlığıyla tamamen değişir. adelaide buradaki canlıların kaderini değiştirmek için uzunca bir süre plan yapıp 'el ele amerika' projesini örnek alıp yukarıya çıkartır.filmin en başında tvde elinde oyuncak tavşanıyla el ele amerika projesini izleyen adelaide'in bu planı hayat geçirmesi de manidardır. adelaide'nin ''bizi bilim adamları yarattı ama içimize ruh koymadılar'' ve ''çektiğim bütün acıların tanrı'nın beni sınaması olarak kabul ettim '' gibi birbiriyle çelişkili iki farklı cümleyle aslında iki hatta daha fazla senaryonun var olabileceğinin çıkarımını yapabiliriz.

    adelaide kocasına lunaparkta yaşadığı olayı anlatırken pencere camından silüetini görüyoruz ve hikayesi bitene kadar adelaide'nin yüzü görünmez.

    --- spoiler ---

    jordan pelee usta bir yönetmen gibi her bi kareyi inci gibi işlemiş. ben filmi büyük keyif alarak izledim ve beğenmeyenlerin filme bir şans daha vermesini tavsiye ederim.

    edit : puan 8
  • regina spektor'in soviet kitsch albümüden çok tatlı parçası. klibi de sitesinde gorulebilir: (bkz: www.reginaspektor.com)

    ve işte sözleri:

    us

    they made a statue of us
    and it put it on a mountain top
    now tourists come and stare at us
    blow bubbles with their gum
    take photographs for fun, for fun

    they'll name a city after us
    and later say it's all our fault
    then they'll give us a talking to
    then they'll give us a talking to
    because they've got years of experience
    we're living in a den of thieves
    rummaging for answers in the pages
    we're living in a den of thieves
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious

    we wear our scarves just like a noose
    but not 'cause we want eternal sleep
    and though our parts are slightly used
    new ones are slave labor you can keep

    we're living in a den of thieves
    rummaging for answers in the pages
    we're living in a den of thieves
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious
    and it's contagious

    they made a statue of us
    they made a statue of us
    the tourists come and stare at us
    the sculptor's marble sends regards
    they made a statue of us
    they made a statue of us
    our noses have begun to rust
    we're living in a den of thieves
    rummaging for answers in the pages
    were living in a den of thieves

    and it's contagious
  • fena film değil ama çok fazla şey anlatmak istemiş, gerilim filmlerindeki bütün alt türlere uğramış, özellikle son bölümünde açıklaması güç bir hal alıyor. çorba oluyor film.

    ------- spoiler. --------

    filmi bende id - süper ego çatışması olarak gördüm uzunca bir süre. insanın tıpkısıyla mücadelesi, modern insanın - ilkel haliyle mücadelesi gibi. we are americans repliği de aslında modern amerikan toplumunun altında yatan gerçek amerika'nın ilkel ve şiddet tarihine dairdi.

    film uzunca bir süre; bu hapsedilmiş, ilkel amerikalı benliklerin yüzeye çıkıp, toplumu ele geçirdiği üzerine bir sembolik gerilim öyküsüydü. gelgelelim son bölümündeki klon vari meseleyi bende anlamadım. benim filmlerden bildiğim klon böyle bir şey değil. zaten yukarda insanlar ne yapıyorsa aynı şeyi aşağıda yapıyorlar. demek ki bunlar aynı kişiler ve aynı hayatları birebir şekilde yaşıyorlar. yani aynı kişinin farklı öz benlikleri veya izdüşümü gibi bir şey olmalı.

    alttakiler ilkel id'ler. bunları uyandıran, fark yaratan da aslında bu id olmayan, zamanında aşağıya çekilmiş kız. aşağıda mal gibi süper ego bunları baskılıyor ve id'ler ne denirse onu yapıyordu. bu kız bunları harekete geçirmiş ve iş öyle başlıyor. hatta filmin başında gördüğümüz normal hayat süren kadının, kocasına göre daha aksiyon kabiliyetinin olması ve şiddeti etkin kullanması yine aslında baskın id oluşundan kaynaklı diye düşünüyordum ama deney meney tavşanlar klon vari bir şey çıkınca koptum.

    film çünkü uzunca bir süre farklı öz benlikler meselesi üstüne oynadı. ailenin gölgelerini geniş açıdan görmemiz kendi benliğimiz dışında karanlık iz düşümlerimiz, suretlerimiz var demeyi sembolize ediyor olmalıydı. çocuğun küfür edince, uyuşturucu dediğinde hemen uyarılması bildiğiniz süper ego baskılanmasıydı mesela.

    tabi iş dönüp dolaşıyor kadının finalde kendisiyle konuştuğu bölüm ve zamanında yer değiştirmiş olmaları sebebiyle tıkanıyor. bir tarafıyla kişisel bir intikam hikayesi, bir tarafıyla hakikaten replika türü bir gerilim, bir tarafıyla psikolojik gerilim türünde insanın id'si ile çarpışması, bir tarafıyla geniş toplumsal ve politik sözleri olan bir film. dümdüz bilimsel bir klon gerilimi yaratmak isteseler böyle bir film yapmazlardı. ama bir taraftan orayı da kullanıyor, esas derdi düz korku gerilim yapmak da değilmiş bence. yani farklı farklı konuları açıyor, türler arasında geziyor ama tam net bir nokta koymadan, hepsini nihayete erdiremeden, eksikler bırakarak sonuçlanıyor gibi. ya da ben anlamadım.

    son olarak aşağıda deney yapıldı meselesi tek başına aşırı saçma bir şey. nasıl deney abi bu? kız, adam, çoluk çocuk kopyalanmış da falan ne ara nasıl bir kopyalama veya deney bu? bir de hepsi yukardakilerle aynı şeyi yapıyor? deney falan değil bu. ya dediğim gibi bir id - süper ego tipinde bir benlik çatışması ya da insanların gölgelerinin sembolize ettiği bir nevi karanlık - aydınlık tipi bir paralel gerçekliğin yaşandığı insanların bunlar tarafından, yani karanlık suretleriyle yok edildiği bir kıyamet hikayesi olabilir. bizi öldüren ve yok edecek öteki benliğimiz, gölgelerimiz falan filan işte. böyle de eksik ve oturmayan kısımları kalıyor çünkü fazla şeye değineyim derkene fazla karıştırmışlar filmi.
  • "acaba götümle mi izledim?" diye kendimi sorgulamama sebep olan film. sebebi spoiler kısmında.
    ---------
    ---------
    ---------
    --- baba spoiler ---

    filmin sonundaki twistten bahsediyorum. abi ne alakaydı o son? kadın, esas kızın klonuysa eğer, bunca yıl sonra 35 yaşında iken nasıl o filmin başında gösterilen, travmaya sebep olan olay aklına geliyor? yani zaten klon? zaten küçükken yer değiştirmişti kızla. daha neyin travması? o kabus günü yaşayan esas kız zaten yerin altına hapsolmuştu. ulan diyorum mutlaka, bende bir mallık var, ben kavrayamadım. yoksa böyle saçma twist olamaz herhalde. bilen beri gelsin
    --- baba spoiler ---
  • isimsiz bir yönetmenin elinden çıkmış olsa vasatın üzerinde bir film olarak değerlendirir geçerdim ama referansı get out'tan alınca epey düşük bir film olarak kalıyor.

    en büyük hayal kırıklığı filmin abartısız 2/3'lük bölümünün hiçbir orijinalliği olmayan sıkıcı kaçma-kovalamaca sahneleriyle doldurulmuş olması. film 35. dakikada başlıyor ve son on dakikalık reveal kısmına kadar tek izlediğimiz şey birilerinin birilerini teen slashervari bir aksiyonun içerisinde anlamsızca kovalayıp durması. abi sen jordan peele'sın, sırtını bu denli fiziksel gerilime dayamana ne gerek vardı? senin şu yaptığını dandik james wan bile yapmadı. zaten süreyi 2 saate tamamlamak için eklenen unsurların yarattığı o filler havası filmin bütününde hissediliyor. örneğin beyaz aileyi filmden çıkardığımızda hikayeden hiçbir şey eksilmediğini göreceğimizden eminim. resmen 15-20 dakikayı o ailenin sahneleriyle yemiş. bir bütünün parçaları arasında çıkarıldığında bütünü eksiltmeyecek bir parça varsa o parça gereksizdir. zaten sanat dediğimiz olgu da gereksiz kısımların tıraşlanması ve elde değer yaratan bir giriftin kalması değil midir? hele kadının araba anahtarını unutup eve dönmesi falan filler'ın da filler'ı olmuş. kim kimi öldürecekse öldürsün bitsin bu çile dedim.

    finalde hiçbir mantığa uymayan ve 35 soru işaretini beraberinde getiren o twistimsi şeye diyecek laf bile bulamıyorum. holywood ve ispanyol korkusunda artık twist yasaklansın. her yönetmen istihkakı kadar twist yapabilsin, karneyle dağıtılsın. gerçekten bezdirdiniz. ki bu nötr bir twist bile olmamış, hikayenin zaten pamuk ipliğine bağlı olan tüm mantıksallığını yerle bir etmiş. akla gelen soruları buraya yazmaya dahi üşendim. elbet birileri yukarıda yazmıştır zaten.

    sonuç olarak, evet sınıf mücadelesi, evet ötekileştirilenlerin devrimi, evet hand across amerika. ama ee, gerisi nerede bunun? alt metni olan derin bir konuyu 13. cuma gibi işleyerek fena ıskalamış jordan peele filmi. zaten twilight zone denen bir bölümüne bile zor katlandığım vasat ötesi işte karşıma çıktığında bir garipsemiştim. adam meğerse gözümüzde büyüttüğümüz kadar yokmuş, bu filmle onu anladım.

    6,5/10.

    ps: katil doppelganger'lar türünü sevdiyseniz bunun gibi güdük kalmış bir diğer film: https://www.imdb.com/title/tt0906734/
  • benim filmle ilgili 2 farklı görüşüm var.
    filmin başında adelaide şaman çadırına girer ve hemen ardından beyaz bir tavşan gözümüzün içine sokulurcasına uzunca bir müddet ekranda gösterilir.yönetmen bizi başka bir boyuta çektiginin kopyasını burdan veriyor.beyaz tavşan sinema dilinde zaman ve boyut geçişini simgeler (matrix,alice harika diyarında en basit örnekleri) adelaide başka bir boyuta geçmiştir.
    şaman çadırına girmeside ilginçtir ki filmin sonunda çadırın ismi değişmiştir.şamanlar ruhlarla iletişime geçtiklerine inanırlardı.buda farklı bir alemin kapısından girdigimize dair ufak bir ipucudur.gölge olarak gördüümüz adelaide oyuncak tavşanın kafasını keser bi sahnede,yine adelaide olayın geçtigi sahile inerken kızının üstünde beyaz tavşan temalı bir tshirt vardır.
    11:11..filmin hemen başında adelaide' 11 haberlerini izlerken görürüz ardından tvde 11 11 numaraları alt alta gözükür.adelaide babasının lunaparkta kazandığı oyuncağı beğenmez ve 11 numaralı hediyeyi ister,ev istilasın başlangıcında saat 11.11 dir.babası maç özeti izlerken skor 11:11 ve evsiz bir adam elinde tuttuu kağıttı 11:11 jeremiah yazılı bir karton tutar.peki nedir 11:11 jeremiah.
    ''bu yüzden rab, ‘kaçıp kurtulamayacakları bir yıkım getireceğim başlarına’ diyor, ‘bana yakarsalar da onları dinlemeyeceğim.'' incil de kıyamet alameti diyebileceğimiz bir ayeti yönetmen sık sık gözümüze sokar.filmin sonlarına doğru elinde 11.11 yazılı kartonu tutan adamın öldüğünü ve ambulansa koyulduğunu görüyorur.film bittiğinde aynı adam gölge diye tabir edilen insan zincirinin içindedir.üstelik tulumunu giymemiş sanki ruhu bedenin terk eder etmez gölgelerin arasına karışmıştır.jordan pelee bir kıyamet filmi çekmiştir.

    2.

    adelaide filmin başında bir çadırda kopyası ile istemeden yer degiştirir.yerin altında tünellerde yaşayan bu gölgeler bilimsel bir çalışmanın ürünü olup bir süre sonra atıl vaziyette bırakılmıştır.her türlü imkan ve olanaktan yoksun az gelişmiş adeta ilkel bir kabile gibi yaşayan bu canlıların kaderi birgün yukarıdan gelen gerçek bir insanın varlığıyla tamamen değişir.adelaide burdaki canlıların kaderini değiştirmek için uzunca bir süre plan yapıp ''el ele amerika''' projesini örnek alıp yukarıya çıkartır.filmin en başında tvde elinde oyuncak tavşanıyla el ele amerika projesini izleyen adelaide'in bu planı hayat geçirmeside manidardır.adelaide'nin ''bizi bilim adamları yarattı ama içimize ruh koymadılar'' ve ''çektiğim bütün acıların tanrı'nın beni sınaması olarak kabul ettim '' gibi birbiriyle çelişkili iki farklı cümleyle aslında iki hatta daha fazla senaryonun var olabileceiginin çıkarımını yapabiliriz.

    adelaide kocasına lunaparkta yaşadığı olayı anlatırken pencere camından silüetini görüyoruz ve hikayesi bitene kadar adelaide'nin yüzü görünmez.jordan pelee usta bir yönetmen gibi her bi kareyi inci gibi işlemiş.ben filmi büyük keyif alarak 2 defa izledim ve beğenmeyenlerin filme bir şans daha vermesini tavsiye ederim.