şükela:  tümü | bugün
  • burhan feleğin yanında bulunan askerlik şubesi.*
    mümkünse eylül ekim aylarında gidilmesi tavsiye olunmayan, yabancılar şubesinde gerçekten yardımsever bir memurenin bulunduğu şube.
  • önünden her geçildiğinde akademik kariyer yapma gazı veren bina.
  • nuh kuyusu caddesi üzerindedir
  • tanıdığınız varsa, işinizin yaklaşık 5 dakikada hallolduğu askerlik şubesi imiş.***

    ancak mevzu bahis tanıdığın, tecil niyetiyle giden kişiyi* o 5 dakika içinde askere gitmeye ikna etmesi,* devamında kardeşinizin* eve 3 numara saç* ve "askere gidiyorum ehoyyy!" diyerek gelmesi,* sonucunda da annenizin fenalık geçirmesi söz konusu olabiliyormuş.*
  • kütüğü, ikametgahı ya da başka bir şeyi üsküdar'da olan ve 20 yaşını geçmiş/geçecek olan her üsküdarlı erkeğin uğraması gereken çile şubesi. yazılan birkaç entryyi okuyunca insanların pek sorun yaşamadığı anlaşılmasın. cidden garip bir yer burası. 3 kere gitmek zorunda kaldım ve son bir kez daha gidip tezkeremi almam gerekiyor. gidiş hikayelerime dönecek olursak (sevgili günlük):

    ilk gidişim salak okulumun salak öğrenci işleri sayesinde olmuştu. ulan daha 20 yaşında değiliz, benden askerlikle ilgili kağıt istiyor. "top musun lan" diye sormazlar mı adama? bir de gittiğim zaman askere alışlar başlamış, en az 400 kişi sırada dikiliyor. bir de o zamanlar qmatik denilen teknoloji harikası buraya ulaşmadığından insanlar birbirini çiğnemekteydi. al sana halkı askerden soğutmak için bir sebep. uzaklara bakmaya ne gerek var? üç saat sonucunda içeri adım atmıştım. unutmadan ekleyeyim; ben yaş olarak herkesten ufak olduğumdan birkaç yamyamın da gazabına uğramadım değil hani. nerede kalmıştık, içeri adım attım o da ne? "elazığlısın gardaş sen fakıs çekecen" sözü. tamam, hocu çekelim de kaç asırda gelir bu. sonuçta daha kapıda "qmatik"in olmadığı yıllar. sen faks çekersin; ama karşı taraf ipler mi? illa elazığ'ı arayıp "abi bokunu yiyim ya faks yolladım cevap verin. bak sıra olmuş 6000 kişi. öğrenciyim ben" yalvarmaları sonucunda oradaki er "tamam, gardaş ama burada elektrik yok. kusura bakma. çat" mına goyim zaten bendeki şansa deyip evin yolunu tutup, aslında boşuna sıra beklediğimi öğrenmiştim. lan dallama yaşın kaç senin, bırak okuldan istemişler belgeyi.

    ilk seferi böyle atlattıktan sonra, ikinci seferim benimle alakalı değildi. birader yurtdışına gidecekti. yani kurban oydu bu sefer. ben ise biletini almış ve komedi filmini izlemek için koltuğa oturmaya hazırlanan bir seyirci. yine kalabalık yine faks olayı var ve qmatik bu köye daha uğramamıştı. hani küreselleşme her yere uğruyordu ya işte istanbul'un bu bölgesine uğramamış daha. tipik bürokrasi burada da işledi. git geller ve top olma şekli. her şey bitti derken askerlik şubesinin o bilindik rezilliği başladı. "cıbıl cıbıl insanlar" evet, herkes donuyla dışarıda bekliyor. lan yan tarafta hatunlar spor salonuna gidiyor sen donla dikil orada. bir de "mal müdürü" diye birisi bu insanları inceleyecek. artık mal müdürü hangi malı izleyecekse çıplak insanlarda. bu arada ben de geçmişim yan tarafta alay ediyorum. ne de olsa beni ilgilendiren bir durum yoktu. işte al sana halkı askerden soğutmak için en büyük sebep. sıradan çekip gidenler oldu. "mına goyim ben amerikaya hoca olmak için gidiyorum, adamların yaptıklarına bak. giderim lan" evet, çıkanlar oldu. bu en büyük rezillik bence.

    üçüncü gidişim askere gitme zamanımdı. görevli kadına "gitmem mümkün mü?" diye sorup 1 hafta içinde sınava girmemle son buldu. soymadılar da beni. direkt yollamışlardı. iç çamaşırı da giymemiştim, oysa sırf o gün için. şans işte.

    işkence yeridir burası. qmatik olsa işkence olmasa da işkence. ne de olsa bitli piyadelerin baktığı yer. şayet jandarma baksaydı insan daha rahat ederdi bence. arada sırada kadıköy'e giderken önünden geçiyorum ve bir sürü insan görüyorum. çıplaklar bir de. lan yüzmeye mi gideceksiniz yan tarafa sanki. ha, tezkereye almam mı ne gerekiyormuş. ne işim olur, yine soyarlar adamı. askeriye ne de olsa. esas duruş!
  • q matic bulundurması ve halden anlayan bir memure hanımın görev yapması sayesinde, cehennem azabından kurtularak 1 günde tüm işlemlerinizi gerçekleştirebileceğiniz askerlik şubesidir.
    yoklama dönemleri dışında gidilmesi ve mümkünse yedek subay adayı konumunda olunulması şiddetle tavsiye edilir. ellerinde numaraları ile uzunca bir süredir beklemekte olduğu yüzlerinden belli olan genç insanlar tuhaf tuhaf suratınıza bakarken; yedek subay adayı tuşunu kullanarak numaranızı alırsınız ve "şu an kaç numara yanıyor acaba?" diye başınızı kaldırdığınızda, önünüzde sadece 1 kişinin olduğunu görüp bir çırpıda görevli memurun karşısında bulursunuz kendinizi. evraklarınız da noksan değilse; faks gönderimi, faksınıza yanıt gelmesi, işlemleri yapılmış evrakların imzalanıp mühürlenmesi akabinde gata'ya gitmek üzere elinizde kapalı bir zarfla mutlu mesut terkedersiniz bu kimilerine göre askerlikten soğutma merkezi olan kurumu.
  • önünde bekleyen sırayı uzaktan görünce "heh heh, lan var daha tecile muafiyete" veya" heh he geçti bizden artık" şeklinde gülünmemesi gereken mekan. bir gün okulun salaklığı ve yoklama belgesinin size ulamamamsı nedeni ile buraya düşersiniz ve o dalga geçmeleriniz resmen götünüze girer.
    istanbul trafiğinden daha yavaş ilerleyen bir sıra ile başlayan maceranız, askeri bürokrasinin çarkları arasında devam edip gataya ulaşır.
  • askerlik şubesi başkanı'nın kapısında "kapıyı çalarak gir! söylenmeden otur!" yazar.
  • askerlik subesi baskani'nin kapisinda "kapiyi calmadan gir, soylenmeden otur." yazar.