şükela:  tümü | bugün
  • sizinde başınızda vardır muhtemelen benim de tam başımda efendim üst kat komşularım. akla mantığa gelmeyecek şeyler yapıyorlar efendim. mesela geçen gün sobalarının külünü benim kapıma dökmüşler, hadi ona bir şey demedim atladım üstünden geçtim temizlerler bi ara dedim. sonra bu kül dökme törenleri akla mantığa sığmayacak boyutlara ulaştı. tertemiz bir terasımız vardı bizim, bir gece elimde telefon sobayı yakmak için kömür almak amacıyla üst kata* çokıyorum, birden ayağım bir şeye takıldı düştüm, düştüm ama keşke taşa düşşeydim iki kova külün üstüne tam ağzım denk gelecek şekilde düştüm. ama kalktım ve devam ettim; sesimi çıkarmadım, düzelir durumlar dedim sineye çektim, inanırmısınız komşularıma küfür bile etmedim, direk empati kurdum, içimdeki polyanayı çıkardım ortaya. bir başka gün de sabaha karşı 3 gibi ders çalışmaktayım üst katta bir gürültü oldu sonra gürültü giderek arttı, seslerden anladığım kadarıyla üst komşularım evlerindeki duzarları beğenmemiş olacaklar ki birden ulan bunları yıkalım artık dediler ve balyozla duvarları yıkmaya başladılar, takriben saat 5 gibi işleri bitti evdeki harfiyatı dışarıya çıkarmak için dışarıdan ustalar geldi, tabi ben de taktım kulaklığımı çalışmama devam ettim sesimi çıkarmadım, içimdeki polyanayı çıkarttım tekrar.

    ancak ne olduysa o gece oldu. efendim uyuyorum mışıl mışıl. yatağa gireli baya olmuş neredeyse uyanacam saat 6 gibi tam hatırlamıyorum acayip uykuluydum birden kapı çaldı. ama ne çalmak hem zil çalıyo hem kapı yumruklanıyo. eyvah dedim polis geldi ellerinde arama emriyle. şimdi benim bilgisayara falan girecekler ne varsa bakacaklar, ergenokan ayağına bizim filmler ifşa olacak dedim kendi kendime. bir telaş aldı beni. delikten baktım üstteki kız. hayırdır dedim ama yinede elime bir sopa aldım ne olur ne olmaz. açtım kapıyı gayet güley yüzlü bir halde. diyalog şöyle:
    ben: iyi geceler, hayırdır?
    o.ç.ü.k.(orospu çocuğu üst komşu): ya günaydın, bizim tuvalet tıkandıda?
    - günaydın derken?
    o.ç.ü.k: ya sizin tuvalet de tıkalı mı?
    - bunu size neden söyleyim
    o.ç.ü.k: ya tıkalı değilse kullanabilir miyim?
    - hayır
    o.ç.ü.k: ne demek hayır
    - ablacım gece gece ne içtin sen ya?
    o.ç.ü.k: benle doğru konuş
    - konuşuyorum zaten
    o.ç.ü.k: kimsin lan sen, kimsin sen, hişşş terbiyesiz, pezevengin evladı...%+$$*^+
    - siktir lan, manyakmısın kızım sen, yürü git evine ne halin varsa gör
    o.ç.ü.k: lan bak hala konuşuyo, erkeksen çıksana dışarı
    - ablacım elimse sopa var git başımdan, işim gücüm var benim senle uğraşamam
    o.ç.ü.k: uğraşamazsın zaten pezevenk
    - seni a.k. gel lan buraya.......%%&/$$£
  • orospu cocugu oda arkadasina sahip olmaktan hallicedir.
  • gayet normaldir. ama alt kattakine de bi sormak lazım o ne düşünüyor konuyla ilgili.
  • var böyle bişey. bizim sokakta yakışıklı bir abi vardı. üst komşu anne ve oğuldu. anne tam kaşar bir profile sahipmiş o zamanlar anlamazdık. üst katta çok eylemlerini duyduk bu abinin. sosyal çevrede oğlu ile beraber takılırlardı. işte bu o! orospu çocuğu!
  • üst katımdakini bilmem de, benim alt kattaki komşu sözlüğü bilse (sözlüğü, bilgisayarı bilmesini geçtim, cep telefonunun icadından bile bihaberdir dürzü), sırf şu başlığa yazmak için yazar olmaya kalkardı. şimdi durduk yere adamın ağzından kendimize orospu çocuğu diyecek halimiz yok! ki özümde de orospu çocuğu değilimdir (ulan bu da müteahhit fikri muhabbetine döndü ya, du bakalım nasıl bağlayacağız).

    şimdi benim bu alt katımdaki ''malik'' tipik bir polis emeklisi olarak giriş katta ikamet etmekte ve emeklilik ikramiyesi olarak apartman yöneticiliğini kendisine layık görmektedir. sırf bu yüzden apartmanın asayişini sağlamak amacı ile türk aile standartları ortalaması üzerinde coşkulu bir aileyi zapt-ı rapt altına almasını da kendisine görev bilmiştir. şimdi aramızdaki sürtüşmelerin örneklerini sergileyelim de adamın gözünde nasıl iflah olmaz bir komşu olduğumu anlayınız.

    1. mayıs/2008 bir pazar akşamı galatasaray-sivasspor müsabakası esnasında, saat 20 suları: bütün yeğenler, sevgilileri, enişte, anne, ablalar eve toplanmış, cimbom forması giyilmiş. sivas atıyor fenerliler coşuyor, cimbom atıyor ben coşuyorum ve en nihayetinde arda'nın golünde ben ömer üründül gibi ugh ugh sesler çıkarıyorum... bu esnada kapı çalar ve kapıyı annemin açması ile bu amcam kadıncağıza;
    -siz utanmıyor musunuz!.. böyle de bağırılır mı?.. gibisinden höykürmeye başlar.
    bu esnada ben devreye girerim;
    +saat daha akşam 9, iki dakika bağırdık diye kapıya mı dayanılır... siz moron gibi bir hayat yaşıyorsanız banane... diye (tabi arkamdaki en kısası 1,85 olan 4 tane azmana güvenerek yapmıyorum bunu) püskürttüm
    -bağırmayacaksın lan!
    +ulan cimbom şampiyon olmuş kralını tanımam bağırırım. bi bok da yapamazsın. yürrrüüüü....

    2. 1,5 ay sonra çek cumhuriyeti-türkiye maçı: maç esnasında ne bok yediğimi anlatmama gerek yok! zira bütün türkiye aynı şeyleri yaşadı. fakat yaşamayan bir aile varsa da; benim bu alt kattaki moron işte. nihat 87. dakikada golü atınca biz 3 kardeş sevgi çemberi oluşturup annemizi temsili fatih terim olarak omuzlara aldık. tam golün hazeyanı bitti. biz yerimize oturduk ve 3. golün gelmesi ile kapı çalmış ve yine kapıyı çilekeş annem açmış.
    -çocuklar bağırınca size bir şey oldu zannettik, o nasıl bir çığlıktır öyle? (bu arada karşı, yan, arka binalardan tank, top, tüfek atışı yapılıyor ama bunlar bizi duymuş sadece)
    +eheh yok gol atınca sevindik işte. (bu esnada kapının çalındığından habersiz ben ve her zaman ciddiyeti ile nam salmış sıkı bir 657 olan ablam ile koridorda timsah yürüyüşü yaparken amcam ile göz göze geldik)
    -böyle sevinç mi olur kardeşim(bak anneme hem de) insan yaşıyor bu binada... (e haliyle kapıya doğru uçarım ben de)
    +sen insan mısın laaayynnn... türkiye, avrupa yıkılıyor maç diye. hangi alemde yaşıyorsun pezevenkkk...

    3. bir bahar akşamı balkonda bira içerken(tabi ayı gibi sallaya sallaya içmiyoruz çoluk var, çocuk var): bu amcam oğluna bir araba aldı ve günün 8 saatini tam da benim balkonumun altında araba ile sevişerek geçirmekte. evet bildiğin yalıyor herif arabayı. kardeşim, hergün ama hergün bir arabanın 4 lastiği çıkar da diskleri, kampanaları her ne boksa silinir mi? bir arabanın bagajının ve iç döşemesinin tozu hergün ama hergün 2 saat boyunca elektrikli süpürge çekilir mi?
    monolog: olm her seferinde herifle kavga ettin, tamam herif moron gibi ama serde de komşuluk var adama bi espri falan yap da ortam yumuşasın.
    +kolay gelsin abi. valla araba alacağım zaman ilk buna talip olacağım. ne güzel bakıyorsun arabaya yaw eheh.
    -(kafasını kaldırdı, şöyle bir süzdü beni ama acıma ile nefret arası bir duygu ile elektrik kontağı elektrik kontağı bakmakta) hıh sen bu arabayı benden alabileceğini mi zannediyorsun? o kadar paran var mı?
    +ulan seni adam yerine koyduk selam verdik, bir de moron olduğunu hesaba katmadan espri yaptık. lan lavuk senin elin değdi diye ben apartmanın kapısına ellemiyorum ''uyuzluk bulaşır neme lazım'' diye. senin arabana biner miyim huleyyynnn...
    -efendi ol! gelmeyim bak oraya.
    +ulan ben geliyorum zaten. yeter lann bir daha balkonumun altında 8 saat boyunca görmeyeceğim seni. bu evde 3 tane kadın yaşıyor lan. gündüz vakti balkona çıkamıyor hiçbiri, sürekli senin çatalını görmemek için. siktir git nerede yalıyorsan yala arabanı görgüsüz, gün görmemiş ayı...

    4. bir ay sonra bakkal ile vatanı kurtarırken:
    +...yaa öyle işte mustafa abi şimdi de sivil anayasa diye tutturdular... (bu esnada bizimki gelir)
    -(yine elektrik kontağı elektrik kontağı bana bakmakta) mustafa 2 tane ekmek versene.
    +aaa siz ekmek mi yiyorsunuz?
    -ne zannettin lan züppe.
    +ne bileyim şu ana kadar insana dair bir davranışını göremedim. küçük tabletlerle besleniyorsunuz falan zannetmiştim ehehe hadi hayırlı işler mustafa abi ehehe.

    5. bu geçen süre zarfında bizim komser kolombo yöneticilik yolundaki çetin müsabakasını kazanır ve tabiattaki yöneticilik kanunun birinci maddesini uygulayarak bir toplantı düzenler ve bunu duyuru panosuna asar: (abartıyorsam ne olayım)

    ''değerli kat malikleri: apartmanımızın geleceğini temin altına alma yolunda, huzurlu ve mutlu bir yaşam sürme umudu ile yönetimi devralmış durumdayım. mutlu beraberliğimiz için önerilerinizi sunmanız üzere hepinizi 10 mayıs saat 12.00 de daireme bekliyorum''

    bunu okuyan ben ise altına şu notu iliştiririm:

    ''komşusunun selamını almayan adam önce iç huzurunu bi sağlasın''

    evet, yaptıklarım hoş ve tasvip edilecek şeyler değildi. fakat ben apartman koridorunda büyümüş, acıktığında herhangi bir kapıyı çalıp ekmek istemiş, 6 numara ayşe teyzenin vitrininden istediği bardakla su içmiş, 11 numaradaki mukaddes teyzesinin peşine takılıp çarşıdan kendisine pantolon aldırmış, hafta sonu 14 daire birden mühendisi, iş adamı, subayı... babamın inşaattan getirdiği kamyonun kasasına doluşup pikniğe gitmiş, 12 numara muzaffer amca ölünce, 1 numara neriman abla evlenince memleketlerinden gelen ziyaretçilerine yatağını vermiş, bizden geriye kalan 13 dairenin sünnetimde kirvem olmak için birbiri ile yarıştığı bir komşuluk ortamında yetiştim. ama sen bu binaya taşındığımda öğlen saati kapına temas ettik diye ortalığı birbirine kattın ve bunun üzerine değişik zamanlarda sana kaç kere selam verdiysem, almadın!

    sence kim orospu çocuğu?
  • binanın altında dürümcü olması gibi bişeydir.orospu çocuğunu geçip orospudan yararlanmak gerekir.

    zamanın ötesinden geldim:güzel olurdu ya
  • üniversitede okurken karşılaştığım psikolojik gelişimimi etkileyen durumdur. benim karşılaştığım yaşam formunun, annesine birşey diyemem, iyi kadındı ama eminim babası bir gay barda striptiz yapıyordur. çok ilginç bir gelişime sahip olan, özellikle zeka gelişimi fiziksel gelişiminin çok gerisinde olan bir arkadaştı. öyleki öğrenci evini gürütülden dolayı rahatsız edebilecek yeteneğe sahipti. ama hakkını yemeyeyim komik çocuktu. gerek liseden arkadaşlarını toplamakla beni tehdit etmesiyle, gerek rüzgarlı havaları kollayıp üst kattan benim odaya girsin diye kağıt kırpıştırmasıyla bünyedeki lego ihtiyacını ortaya koymakla birlikte baya eğlendirmiştir bizi. benim en çok üzerinde durduğum yeteneği ise sehpaya ritm atma konusunda ustalığı ile 1 dakika arayla ismail yk, ferdi tayfur, orhan gencebay, ankaralı namık, papi chulo, ve bilimum disko parçasını arka arkaya dinleyebilmesiydi. o kadar etkisinde kalmışım ki çok sonraları canın çıksın insafsız diyerek uyandığım olmuştur.
  • (bkz: #9229942)
  • üst komşunun (ya da komşuların) sabah 7:30' tan geceyarısına kadar, aralıksız şekilde, odalar arası bilumum mobilya kaydırma, duvara yere sandalye fırlatma, topukluyla koşturup durma, güreşme, hoplama, zıplama vb. eylemleri gerçekleştirip, aldığı uyarı üzerine de "burası apartman, alt kata ses gitmesi normal, apartmanda böyle yaşanır, bilmiyorsanız buradan gidin" diye çemkirmesiyle vücut bulan durumdur.

    hepsi için adana dolaylarından geliyor: "böylesi tek göbekten olmaz, bu yedi göbekten orospu çocuğu, hatta anası orospu, babası dümbük" (kopirayt mopirayt babam).
  • keranede oturduğunuza işarettir