şükela:  tümü | bugün
  • usûl incelemesinden sonra mahkemelerin esasa ilişkin inceleme yapabileceklerini ifade eden ilke.
  • hukukta usulun, esastan önce geldiğini belirten ilke. haklı olduğunuz bir durumda, sırf yönteminiz yüzünden yaptığınız itiraz, bildirim kabul edilmeyebilir.

    örneğin; (bkz: kanunu bilmemek mazeret sayilmaz) veya (bkz: zaman asimi)

    hukukun aksine; insanlar arası ilişkilerde çoğu zaman tersi geçerlidir. çünkü hukuk objektifken, insan ilişkileri tamamen subjektiftir. çoğu zaman neyi nasıl söylediğiniz, en az o sizin kim olduğunuz kadar önemlidir.

    (bkz: kelimelerin tuzagina dusmek)
    (bkz: kelimelerden soyunmak)
  • dün akşam hukuk dersinde öğrendiğim süslü cümle. artık bol bol kullanırım.
  • hukukta olduğu gibi bilimde, bilim felsefesinde de geçerli olan ilke; çünkü doğru bilgi ancak doğru metotla elde edilebilir.
  • usul esasa mukaddemdir, asıl/kaynak/kök temelden/bazdan önce gelir ma’nâsına müncerdir.
  • bence hukukun en önemli prensipleri arasında zirvelerde dolaşan kural budur. özellikle ceza hukukunda. çünkü usul, somut olayda belki esastan ayrı gibi durabilir ancak genel olarak hukukun insana tanıdığı temel hak ve özgürlüklerin çoğu yerde en etkin koruyucusu olması sebebiyle esasın bir parçasıdır. temel haklar, çıplak vucut ise, usul onu koruyan elbisenin de üstünde bir zırhtır.
    örneğin ceza hukukunda, zehirli ağacın meyvesi de zehirlidir özdeyişiyle ifade de edilen hukuka aykırı elde edilen delillerin kullanılmaması yasağı, tamamiyle temel hak ve hürriyetleri korumaya yöneliktir. bu nedenle ceza muhakemesi hukukunda kanunlar, temel hak ve özgürlükleri mümkün mertebe koruyacak şekilde formüle edilir ve delil elde etmeyi sıkı şekil kurallarına baglarlar. bu kurallara uymadığınızda çoğunlukla, hukukun tanıdığı bir hakkı ve özgürlüğü zedelersiniz. söz konusu kurallar "şekli" olarak görülüp amiyane tabirle " amaaan canım önemli olan suçluyu yakalamak degil mi ne var buna da uyulmamış olsun" diye atlanırsa işte o zaman işin aslında esası etkilediği görülür. örneğin ifadeye normal şartlarda çağrı kagıdı ile çağırılması gereken bir şüpheliyi ele alalım ve şekli kuralların ne denli önemli olduğunu görelim.
    birisi sizi hiç işlemediginiz bir suç ile suçlayarak şikayet etti diyelim. adresiniz belli. kanun diyor ki, kural olarak sen bu kişiye önce çağrı kağıdı gönder, gelsin ifadesini al.
    1. durum: cağrı kağıdı gönderilmeden yakalama çıkarılarak kural atlandı. hop bir gbt kontrolünde karakola götürülürsünüz. rencide olduğunuz yetmezmiş gibi hele akşam saatlerinde denk geldiyseniz bir gün de gözaltı ve ertesi gün adliye. belki de eşinizle 4 günlük bir otel tatilindeydiniz ve orada denk geldiniz bu hadiseye. netice: unutamayacağıniz bir tatil, kişi hürriyeti ihlali.
    2. durum. şeklin daha derinlemesine gidelim. çağrı kağıdı ile çağırılmanız için size tebligat çıktı. tebligat hukuku mu? o da ne canım haha demeyin, bir çok temel hak ve ögürlükle inanılmaz derecede ilgilidir bu tebligat kanunu. neyse dağıtmayalım. tebligat size dosyadan çıktı. şuan sizin kaderiniz posta memurunun sizi bulmasıyla çok alakalı. posta memuru da eve geldi gündüz. e kardesim siz de evde bir eşya degilsiniz işiniz gücünüz var. memur da dedi ki "ya arkadaş kim ugraşacak tebligat kanunun 21. maddesine göre şeyedeyim ben bunu" yani adres sizin mernis adresiniz ise hemen o şekilde halledeyim ben bunu dedi. esasında ilk tebligatta bunu yapamaz. zarfın renginden tutun da üzerindeki ihtarlara kadar bir sürü detayi var. ama diyelim ki memur dedi ki yemişim bunları. yaz 21 e göre. ınsaflıysa kapıya falan bir sey yapıştırıp konu komşuya haber verir sonra da muhtara. bakın hep amaaaaaan ne gereksiz detaylar.
    işte öyle değil. tebligat usulüne uygun yapılmadığı için sizin haberiniz yok ifadeye çağırıldığınızdan. kanundaki usullere riayet edilse idi çok çok büyük ihtimalle haberiniz, olacaktı. ama bu "gereksiz detaylar" es geçilerek size bir şekilde tebligat yapıldı. sonra bu tebligatı gören makam "e tamam ya yapılmış işte tebligat gelmedi bu adam ifadeye" diyerek yakalama çıkardı.
    kim bilir ne zaman hangi işiniz için koştururken veya tatilde kafa dinlerken veya başka bir durumda yapılacak kimlik kontrolünde yine karakoldasınız. sizi yakalayan polisin de hiç bir kabahati yok. gbtde cıktınız, polis bilmez bile dosyanin içini hatta belki yakalama oldugu için hastaneye getir götür adliyeye getir götür diye adama iş çiktı
    neyse bu kadar detaylı olarak bahsettiğim şey sadece cağrı kağıdı ve tebligat gibi bir prosedürden doğan şeyler.
    şeklin önemini saymakla bitiremezsiniz. yani mesela konut dokunulmazlığına ilişkin hakkınıza ancak usulüne uygun olarak verilmiş bir arama kararıyla dokunulması lazım. bu kuralları o kadar katı uygulayacaksın ki bu arama kararı usulüne uygun degilse o evde istersen atom bombası bul bunu delil olarak saymam diyen bir hukuk düzeni ancak bu hakkın ihlal edilmesinin önune geçer. çünkü bu durum, usule uymayı zorlar. mecbur kılar.
    aslında hukukun bu kuralı insan yaşamının da bir parcasıdır.
    bilgisi cok muazzam olan biri bunu ifade edecek usul ve erkana sahip değilse cahil sanılır.
    bazen bir konuda oldukça haklı olan biri o kadar yanlış usullere haklılığını ortaya koymaya calışır ki ona "haklıyken haksız duruma düştün" deriz.
    bütün bu anlatılanlar esas önemsiz, usul daha önemli anlamında değil, esas çok çok çok önemli, bu yüzden bunu koruyan bunun varlığını sağlayan her şekli unsur önemini esastan alıyor anlamina gelmektedir.

    edit: imla
  • insan ilişkilerinde de geçerli olan durum. ne söylediğinizden daha çok ne şekilde söylediğiniz, yolu yordamıdır önemli olan.
  • hukuk alanında da ikili ilişkilerde de geçerli önemli bir prensip.

    ilk medeni kanunumuz olarak kabul edilen mecelle'nin yazarı ahmet cevdet paşa tarafından söylenmiştir.

    'usul, esasa mukaddemdir' yani söyleyeceğin şeyi, söyleme şeklin, söylediğin şeyden önce gelir.

    eğer söyleme şeklin hatalıysa, davanda yerden göğe kadar haklı da olsan bir anlam ifade etmez.
  • basitçe ornekleyecek olursak, iskenceyle aldigin ifade hukme esas olmaz.
  • haklıyken haksız duruma düşülmemesi için hayatın tüm alanlarında dikkat edilmesi gereken kural. haklı olduğunuz bir konuda üslubunuz, yaklaşımınız yanlışsa lehinize olan durum aleyhinize dönebilir.