şükela:  tümü | bugün
  • edip cansever'in 1957'de yayımlanmış olan yerçekimli karanfil adlı kitabından, aşağıdaki şiirdir.

    uyanınca çocuk olmak

    siz ne iyisiniz. ben sizi bir şeylere benzetiyorum
    bilmem bir testi, bir bakır sahan kolay mı sizinle
    çok rahat bir gökyüzü mü var sizinle
    güneş bir pazartesi olarak mı duruyor burnunuzda
    yoksa bükülmüş bir nehir gibi mi küpelerinizde
    siz küçük adıyla mı çağırırsınız sessizliği
    öyle mi, ya kim uyandırır sizde
    bu sevişme dalgalarını, aşk seslerini
    bak'ları, duyurulmuştur'ları, okşa'ları, evet'leri
    hele bu elleri, ayakları bu
    gözleri gözleri.

    gidip bir bardak su içiyorum. ağzım benim!
    su böyle neye benziyor, çok çocuklu bir bahçeye değil mi
    bakmayla içersek gözlerimiz de bir şeye benziyor
    senin gözlerin, benim gözlere, onun gözleri
    her zaman söylüyorum kuyumcular için imzalı yazı gerekmez
    ama hiç gerekmez, öyle mi değil mi.

    armut ağacı! iyi sabahlar! sana bakınca yüzüm değişti
    bütün gün çalışıyorum en kötü iş yerlerinde
    yorulup bunalınca hep o sana bakmayı deniyorum
    birden çarşıyı gösteriyor dallarının inceliği
    hem niye saklamalı, çarşıyı gösteriyor işte
    bak! şakır şukur şapka satın alan birisi
    yusyuvarlak bir kişilik ediniyor
    pis adam- ne kötü dünya- öyle mi değil mi.

    siz yok mu, sizin her yeriniz şaşırıp kalmaya istekli
    bir bakın, uyanıp kalkınca çocuk olmalarım var benim
    şu da var: bir sokak en açılmış pencerelere dalıyor
    dalıyor da söz mü, yatağa uzatıyor otomobillerini
    aşk duyan bir kadın
    onun kişiliği olan memelerini
    gözlerim! hey sokak geri getiriyor gözlerimi
    kimi zaman da bir cam kırılıyor şangır şungur
    diyorum böylesi gürültüler şiir için gerekli
    öyle mi değil mi.

    bizim o duvarlık tabaklar durmadan uzağa götürüyor evimizi
    daha aldığım gün bildim maydonoz olacak üstündekiler
    maydanoz olacak, maydanoz olacak, maydanoz olacak
    iyi ama, niye sevmeli her önüne geleni
    herkesin, herkese, herkesi
    daha dün yepyeni bir son koydumdu şiire
    aldı, yepyeni bir kalabalığı getirdi
    ama iyi yaptım, öyle mi değil mi.
  • big filminde işlenmiş tema.
  • uyandirildiginda ayilana kadar cocuk gibi davranma hali.
  • her yeni sabahın sonunda çocuk olmaktan bir adım daha uzaklaşılmasının verdiği kaygının kurdurduğu imkansız hayal
  • uykunun verdigi mahmurlukla her türlü düsünceden uzak,pamuk gibi olmak..
  • "mutlu bir çocukluga sahip olmak için asla geç değildir" diye yazan tom robbins' i haklı çıkarmak istercesine, uyumayı beklemek bile gerekmeden belki ve etraftaki herşeyin kocaman kalacağı o küçücük hale dönüşmeden, hayata daha saf bakmaya ve oyun oynar gibi yaşamaya çalışmakla kısmen de olsa yerine getirilebilecek durum.. belki.. demesi kolay..
  • mavi perinin pinokyoya vadettiği.
  • edip cansever'in büyülü şiirselliğini gösteren muhteşem bir metafor. lakin kimi okur-yazarların anlama kıtlığını da gösteriyor. insanın of of diyesi geliyor, hem de ne of...
  • çocuklar hiçbir şeyi garipsemediğinden çocuk olan kişinin pek takmayacağı durum.
  • saçma sapan amerikan filmlerinde sürekli işlenmekte olan tema. hayattan sıkılmış, işlerinin içinde boğulmuş, hiçbir zevki kalmamış jim, gill, tom ya da ed gibi benzerleri gece yatmadan önce keşke eskisi gibi çocuk olabilsem diye dilekte bulunurlar ve sabah kalktıklarında dileklerinin gerçekleştiğini görürler. sonra da çocukluklarını doya doya yaşayıp kendi yaşlarına geri dönerler. tabi bir de bunların uyanınca otuz yaşında olan versiyonları da vardır. (bkz: keşke otuz olsam.)