şükela:  tümü | bugün
  • hırsız, kimseyi uyandırmadan sessizce giriyor evin içine. evsahibinin değerli evraklarını ve parasını koyduğu ufak bir dolabı keşfediyor. onu açmaya çalışırken bir resim ilişiyor gözüne, komidinin üzerinde duran. dedesinin de böyle bir resmi vardı siyah beyaz. küçüklüğünde nasıl da sevildiğini, şımartıldığını hatırlıyor.. içi cız ediyor, yaptığı işten utanırken. bir küfür savuruyor, sessizce. dolabı açınca adamın borç senetlerini görüyor. para ise yok denecek kadar az. vazgeçiyor o an, hırs'sız vicdanı nihayet uyanıyor.

    alt kattaki komşunun bebeği sıcak havada üzerine örtülen battaniyeden rahatsız. bir çığlık bırakıyor odaya aniden. altına işemiş zaten, onun sıcaklığı ile yaz gecesinin sıcaklığı ve şu ıslaklık hali onu uykudan çekip alıyor. gözleri açılıyor beşiğin üstünde asılı duran oyuncağa. halbuki o uyandığını bile bilmiyor.

    üst kattaki ev sahibini yattığı yatakta soldan sağa döndürecek kadar etkiliyor bebeğin çığlığı. hırsız ise "adam uyandı mı?" sorusuyla başbaşa. tam da vazgeçmişken, bu kez korkuya uyanıyor, ruhu. hiç yakalanmamıştı, ya yakalanırsa ? ev sahibi, uykusunda oğlunun bebekliğini görüyor. bebeğin ağlaması kulaklarında, yeni bir rüyaya uyanıyor, uykusuna ara vermeden.

    kilometrelerce uzakta, başka bir şehirde, bir çocuk annesine soruyor, ölünce insanların nereye gittiğini. annesi cennet'e diyor. orada ölmek yok diye de ekliyor. çocuğun aklı sonsuz hayata uyanıyor.

    yakınlardaki karayolundan geçen bir yolcu otobüsü, yağmurun ıslattığı kaygan zeminde, eğimli virajı dönerken savruluyor. yolcular arasında uyumayan bir genç kız, kulaklığında müzik dinleyip yolu izlerken, otobüsün savrulmasının verdiği panikle, ölüm fikrine uyanıyor.

    gecelerin gündüz sayıldığı bir kumar şehrinde, ilk kez bir kumarhaneye giren, bir yeni yetme zengin, oynadığı ilk oyunun heyecanı ve akabinde kazanmış olduğu bir meblağ ile zahirde kazanca batında ise zarara uyanıyor. ruhuna verdiği hırs ile tamahkarlığa uyanıyor.

    bir çiçek gündoğumundan önce üzerine düşen çiğ tanesinin usul usul erimesiyle güneşe uyanıyor, bir okulun çok da bakımlı olmayan bahçesinde.

    yol kenarından yürüyen genç çocuk, okuduğu yatılı okula o gün kayıt yaptıran ve kendisiyle aynı sınıfta okuyacak bir kızın hayalini aklından çıkaramıyor. niye heyecanlandığını bile anlamıyor. tek istediği şey onu tekrar görebilmek. ruhu aşka uyanıyor, okulun bahçesindeki çiçeği kopardığının farkında bile değilken.

    barmene sesleniyor, bir adam, bir bira daha istemek için. barın müdavimleri ve yeni müşterileri gerçeğe gözlerini yumup, zihinlerini uyuşturabilen bir keyfe uyanıyor. biraz daha keyiflenenler, bir müddet sonra kusmakla uyanıyor gerçeklere. keyfin geçici olduğuna uyanıyorlar ertesi gün, hepsi.

    tarladaki mahsulü kaldıran ırgatlardan birisi, bir ağacın altına geçip yakıyor sigarasını. başı dumanlı, bedeni hayli yorgun, dudakları kuru. hayat çalışmaktan ibaret diyor, yeter ki sağlığımız yerinde olsun. biraz karamsar biraz mütevekkil. içinde yeni bir şeyler yapma isteği var. şehre göç etmeyi düşünüyor. belirsizliğe ve umuda uyanıyor.

    uzaklarda bir yerde, bir adam gecenin ortasında, düş'ünüyor. düş'lere uyanıyor zihni, düş'e dalmadan.

    ---

    uyanabilmek, görebilmek gibi. bir halden diğer bir hale seyir, bir rüyadan diğerine farketmeksizin geçmek.

    ve bir hissi "kimse öğretmeden" tatmak gibi, en çok.

    uyanışların en güzeli ise, hakikat'e uyanmak.
  • uyanmak

    düşsem
    kan ter içinde
    düşsem uçurumlara
    hemen unutulsam
    uyandıklarında.

    kalkıp size gelsem
    içeri alsanız
    bakmadan yüzünüze
    gene aynı ocakta
    ısınsam.

    sonra gene dışarıda
    o tepeye çıksam
    uyurgezer
    fırtına kar
    düşsem.

    behçet necatigil

    şiirle ilgili kapsamlı bir makale şurada:
    http://209.85.129.132/…ar"&cd=2&hl=tr&ct=clnk&gl=tr
  • (uyandığın günkü yaşınla) doğmak.
    bu defa, doğmuş olmanın sakıncası üzerine doğmak.
  • bi nevi geri dönüş
  • zamansız uyuyunca zamansız olandır.
    bu sefer kızım demedi gel yanıma yat diye. ben istedim "kaysana azcık ben de yatayım". küçücük yatağına yattım. yüzyüze sarıldık. huzur orada şu sıra. kaygılarım o yatağa giremiyor. saçlarımı okşadı. sana masal anlatmamı ister misin dedi. çok isterim..

    bana kendi uydurduğu masalı anlattı.. kızı anlattı, anne uyudu.

    sonra 6 saate ayarlanmış uyku bitti. uykunun bitmesidir uyanmak. her uyanış bu kadar huzurlu olsa.. ve bazen kimse uyandırmasa..
  • uzun süredir kendi cümlelerimle konuşmadım, düşünürken bile başkalarının tamlamaları vardı zihnimde. sanki konuşsam, düşünsem, hele yazsam, kartopunun çığa dönüşmesi gibi beni yıkıp geçecekti kelimeler; korktum. şimdi yavaş yavaş, kat kat giydiğim zırhlardan, maskelerden yeniden soyunurken, öyle acemiyim ki, sanki çırılçıplak kalırsam, belki de öz zannettiğim, esin perisi zannettiğim, varoluşa dair o vazgeçilmez aşkımın yerinde olmadığını görmekten korkuyorum. belki tutunmaya dair, ait olmaya dair, yeniyi deneyimlemeye dair arzumu yitirmişimdir bilmiyorum. yine de uzun süredir üstünü örttüğüm kişiyi artık aynada görmek istiyorum. hayal etmek kadar hatırlamak da istiyorum, zamanı durdurmak istediğim yerlere ve zamanlara dair, bir zamanlar olduğumu sandığım kadın/çocuk/insan/hayvana dair..
  • geceler oluyor peşi sıra. ben her gece uyurken, söz veriyorum kendime. yarın yepyeni uyanacağım. elimdekilerin kıymetini anlayacağım. saat 9'da.

    her sabah öğlen 2'de kalkıp, yine düşüyorum aynı döngüye. bir sebep arıyorum şu sıra, bir neşe, bir kaçış. bulamıyorum. dönüp gerisin geri uyuyorum. siz beni tembel sanıyorsunuz, uykucu sanıyorsunuz. uyanmak için neden bulamayan insan, sayılır mı ki tembelden?

    yarın size söz, yepyeni uyanacağım. saat 9'da.
  • uyanmak, varım ve şu anda demekle başlar. uyanan şey, bir süre gözlerini dikip tavana bakar, sonra bakışlarını kaydırır, ta ki ben'i tanıyıncaya, buradan da ben benim ve şu anda varım'ı çıkarsayıncaya kadar. ardından buradayım gelir ve en azından, olumsuz da olsa, bir güvence verir; çünkü uyananın, bu sabah kendisini bulmak istediği yerdir burada; evimdeyim denen yer.

    a single man
    christopher isherwood
  • sevgilinin kokusu ve öpücüğüyle olandan daha tatlısı bulunmaz bu dünyada.
  • martrix'teyseniz, hele bir de yanınızda sevdanız trinity varsa çok güzel olan, ancak gerçek hayatta hiç de güzel olmayan hadise. ne zaman uyansam etrafıma bakar, matrix'te veya orta dünya'da uyanmamış olduğumu, takvime baktığımda ise aynı güne tekrar uyanmadığımı veya bir önceki günü yaşamadığımı farkederim. zaten uyanırken zorlanırım; bu ve benzeri sebepler uyanmamı daha zorlaştırır. evde walking dead gibi turlarım. hele bu sene erken yatıp sahura erken kalkmam nedeniyle iyice cozuttum. uyanıyorum, 5 saniye sonra yataklı yastıklı halüsinasyonlar görmeye başlıyorum. yorgan, "gollarımı açaydım da gitme diyeydim" diye bağırarak ardımdan ağlamaya başlıyor. millet istanbul'u gözleri kapalı dinlerken, ben sofraya oturmamın ilk birkaç dakikasında gözlerim kapalı, yediklerimi mideme indirmeye ve sindirmeye çalışıyorum. beni yatağa çağıran uykuyu dinliyorum. ramazan bitince önce kendimi pit stop'a almayı sonra da kış uykusuna yatmayı düşünüyorum. bünyede özenti ayılık yok değil. haluk levent bir şarkısında "ölmek her gün uykudan uyanmak sanki" derken haklıydı.