şükela:  tümü | bugün
  • istanbul devlet tiyatrosu'nun 2004-2005 sezonundaki yeni oyunlarından biri.

    http://www.istdt.gov.tr/…lar/oyun.asp?lngplayid=228
  • 2005-2006 sezonunda istanbul devlet tiyatrosunca güçlü bir kadroyla yeniden sahnelenecek, ocak 2006 programında yer alan oyun.

    http://www.istdt.gov.tr/…sp?lngtype=0&lngplayid=242

    izlenip, edinilen gözlemlerle gelen edit:

    --- spoiler ---

    tiyatro, dünyanın anlaşılmazlığını deşen ve insan varlığındaki sırların kavranmasına yardımcı olan bir sanat dalı ise uyarca metin olarak bu özelliği fazlasıyla barındırıyor. her ülkede yaşanan tartışılan konuları ele alması bir yana, zaman açısından "bir ekonomik kriz dönemi sonrası"nı seçmesi türk izleyicisine oyunu iyiden iyi yaklaştırıyor.
    devlet - mafya, devletin rüşvet ve yolsuzlukla yuvarlandığı uçurumlar, olmayan adalet ve bu kirli toplumsal yaşama bilimin de alet edilmesiyle çöküşün mutlak görüntüsü var uyarcada.
    adaletin uygulanmadığı bir ülkede, adalet için mücadele eden, tek kollu tek bacaklı, tek insan, bir polis, cop, tarık ünlüoğlu. onu muhakkak bir yerlerden çıkaracaksınız, ama nereden?
    insan doğasını anlamak üzere yola çıkmış, ekonomik krizde sahip olduklarını, "tümüyle" yitirmiş ve yerin beş kat altında bilimi kötülüğe alet etmekten çekinmemiş bir biyolog, atsız karaduman. ona karşı hissedecekleriniz, kim olduğunuzla doğrudan ilintili.
    sakınmayan, acımasız, yıllarca hiçbir engele takılmadan atını dilediği yöne sürebilmiş büyük şef, attila olgaç. bir insan bu kadar mı güzel kara mizah yapar? neden böyle güler ve sadece kendisi güler? bir yemeği rezil etmekten bu kadar mı lezzet duyabilir?
    üç ustanın peşine kaya akarsu, orhan ertürk, deniz çakır peşpeşe çıkıyor, geçmişleri, gelecekleri, göründükleri, oldukları ve gizli niyetleriyle..

    iğrenç, pislik, öğürtücü, mide bulandırıcı bir oyun uyarca; çünkü hayatın kendisi öyle. büyük şef'in dediği gibi belki de gerçekten "temiz iş" yok çünkü iş yaşamı acımasız. ve entellektüeller, eskiyen hayata bakış açılarıyla hiçbir zaman hayatı doğru değerlendiremeyecekler. evet belki de…

    aziz nesin sahnesi'nin depoyu andıran düzeni, dekora uygun düşüyor. ancak dekor izleyenin dikkatini dağıtacak derecede detaylı. seri diyalogları kaçırabiliyorsunuz, ki iki buçuk saatin sonuna doğru, çoğu öğe gerçek anlamını, varacağı durağı bulduğu için, dikkatli izlemek kaçırmamak gerekiyor. o yüzden gelin siz dekora çok takılmadan dikkatinizi oyuna verin. zira sonlara doğru dekor sizi nasıl olsa içine alacak. sahnelenişteki bu eksikler yüzünden, daha ilk oyundan acımasızlık etmemek gerek. zamanla diyaloglar yerine oturacak, eksikler azalacaktır.

    uyarca, türkçe sözlükte aktif kullanılan bir sözcük değil, oyunda da özel bir anlamı var. mesela bunun üzerinde durulması gerekirken, çabuk geçiliyor ve anlam derinliği verilemiyor. buna rağmen anlıyoruz, bir defa daha, hayat kalana zor. giden, yükünü bırakıp gidiyor ve kalan bırakılan yükleri sırtına alıp doğrulmaya, devam etmeye mecbur, bir defa daha sahip olduklarını "tümüyle" yitirmiş olsa da. evet, uyarca.

    --- spoiler ---

    23 ocak 2006 istanbul da kar yağışına aldırmadan gittik. oyundan önce mümtaz sevinç'in anısına saygı duruşunda bulunduk. ve içlerinde tanınmış sanatçıların da bulunduğu geniş bir kitleyle izleme ve iki perde arası sohbet etme şansına kavuştuk.
  • aynı zamanda bu senenin koutikoyunudur.
  • aziz nesin sahnesine en çok yakışan oyunlardan biri olacak ileride.mafya-devlet-bilim üçgeni arasında geçen oyun, bilimin nelere alet olabileceğini, en güvendiklerimiizn nelere yapabileceğini bütün çıplaklığıyla sergiliyor. belki de oyunu en önden seyretmenin getirdiği etki ile oyunu toplumsal sağduyusu olan herkese öneriyorum.lütfen gidin ve biraz düşünün.
  • orjinal ismi der mitmacher olan oyun.
  • hacettepe üniversitesi drama topluluğu, odtü ve ankara üniversitesi ziraat fakültesi eski oyuncalarının ortak girişimi olan tiyatro ayakbağı'nın çok başarılı şekilde icra ettiği eğlenceli oyun. istanbul teknik üniversitesi maslak yerleşkesinde (7-8 nisan) oynayacaklarmış. gidilesi, görülesi...
  • gerek rejisiyle gerekse oyunculuklarıyla adından söz ettiren ve söz ettirecek oyun..rahatsız edici, kokuşmuş gerçekliğin tokat olarak tezahürü var uzun tiratlarda yahut diyaloglarda. oyun inişli çıkışlı temposuyla seyirciyi de -oyunun temasıyla eşgüdüm içerisinde- dinginlikten uzak tutmayı başarıyor. hasıli kelam; gidilesi görülesi tavsiye edilesi bir oyun olduğu sarih olan piyes olarak hafızalarımızda yer edecektir devlet tiyatrosunun sahnelediği bu naçizane eser..

    edit: afife jale ödülünü de almıştır.. uzun yıllar kapalı gişe oynayan devlet tiyatrosu oyunu olacağa benzer..
  • --- spoiler ---
    muhteşem bir dekora sahiptir. dekor, ışık, ses gerçekten muhteşemdir. dekoru bir nebze saw anımsatır. sizi ilk başta araba sahnesi ile karşıladıktan sonra korkunç bir süpriz yaparak oyunun geçeceği sahneye karşınıza koyar, kalırsınız.

    sistem eleştirisi, toplumdaki değer yozlaşması, bilim aşkından bir başka şeyi gözü görmeyen bir bilimadamının düştüğü durum gibi hepimizin çok yakinen yaşadığı şeyleri gözünüze farklı bir şekilde kolay sistem eleştirisi oyun. ancak ara ara tough olmak adına herşeyin havalarda uçuşması; tiyatrocuların bir türlü alışamadığım -hala evet hala- teatral konuşma tarzı ve oyunun bir türlü temposunu alamamış olması oyundaki eksikliklerdi. hani bu tür oyunlara, günümüze fazlasıyla dair olan oyunlara teatral konuşma gerçekten olmuyor. tabi oyunun sonunda verilen ders de cabası .....

    zira kişisel olarak ben; gerçeğin gözümün içine sokulmasından öte ucu açık bırakılmasını daha bir seviyorum.

    ama ışık, ses dekor muhteşem. ama gerçekten de bi yerden sonra, biraz da meraklı biri iseniz dekora takılıp duruyorsunuz.
    --- spoiler ---
  • 1 mayıs 2006 pazartesi günü saat 20:00'de sabancı kültür merkezinde (izmit) koutik tarafından sahnelenecek muhteşem oyun.
  • friedrich dürrenmatt 'a ait olan bu eser yaklaşık 3 sezondur istanbul devlet tiyatrolarında oynanmaktadır. bir bilim adamını konu alan bu oyun, sadece onun çevresinde gelişen olayları anlatmaz aynı zamanda da mafya ile devlet ilişkilerini apaçık ortaya sererek 20. yüzyılın devlet ve toplum arasında ki bağlantı için en iyisi eleştirisini yapmıştır. oyuna da nasıl izin verildiği ilginç bir durumdur.