şükela:  tümü | bugün
  • öte aleme en yakın olduğumuz anlarımızı yaşadığımız için* öte alemlerden gelirken* girdiğimizin benzeri pozisyon. (bkz: cenin pozisyonu)
  • uyumam için şart olan pozisyondur. yani öyle oyalanırken yatakta sağa sola dönerim ama uyuyacaksam sağa dönüp bacaklarımı hafif karnıma çekip kollarımla kendime sarılırım( öyle sıkı sıkıya değil ama bildiğin sarılıyorum) yoksa uyuyamam ben.
  • küçükken secdedeymiş gibi uyurdum ben, öyle yüzüm yastıkta, kıçım havaya dikilmiş vaziyette, bir tür cenin pozisyonu ama götü havada olanı diyelim. çok da rahat ederdim. geçen merak edip denedim yine, nefes alamadım lan resmen. demek küçükken yıllarca beynime oksijen gitmeden uyumuşum ben.
  • askerde olduğum (ki hala askerim, askerliğimin son 2 günü, pazar sabahı uçar bu çocuk inşallah.. şu an göre yaptığı karakoldaki yavru güvercinlerle birlikte kanat çırpar sonsuzluğa) her gün ve her gece uykuya hasret olduğumdan bu pozisyon pek de önemli değildi..

    her ne kadar karakolu denetlemek için gelen alay komutanının önünde nizami olarak 12 barfiks 50 şınav çeken bir asker adayı olarak vücudumun sert olduğunu kabul etmeye çalışsam da meğerse sıvıymışım ben..

    bu sıvılığımın nedeni ise uyumak için girdiğim kabın şeklini alabiliyor olmamdan kaynaklı.. kış aylarında çamaşırhanedeki çamaşırlıkta kestirirdim.. havalar ısındıktan sonra ise her yerde.. karakolu çevreleyen beton zeminlerde, karakolun ön tarafındaki taburede, karakolun içindeki demir iskemlede, askeri gazinodaki üç sandalyede, mutfaktaki geniş metal kabın içinde... her yerde.. gözlerimi kapamamla birlikte bayılıp gitmem aynı saniyeye sığıyordu.. ve hala da sığıyor..

    askerden maksimum fayda sağlamanın yolu olarak asla ve asla askeri boş bırakmamak olarak zihinlerine kazıyıp eyleme geçiren rütbelilerin bilmediği şey ise insan zihninin sınırsızlığıydı.. ben, yaptığım her işte beynimi çok uzaklara göndermeyi öğreneli epey olmuştu..

    belki çok oldu kaybolalı zaman kavramının içinde.. ki 2 gün sonrasına dair çok az bir ümit olsa da içimde yine de uyuyabiliyorum avını yakalayan vahşi hayvanların yemek sonrası hantallığıyla.. ki yine de içimi acıtabiliyorum istediğim an.. uyumak için içine girdiğim her kabın şeklini alabiliyorum.. eğer ki doyamazsam uykuya zihnim paramparça olmasın diye.. elimin altından geçen g-3'lerden birisini alıp da muhteşem bir gösteri sunmamak için..

    pozisyonunu kaçırdım uykunun.. artık farketmiyor.. yeter ki nöbet değişimleri olmasın hayatımda.. yeter ki yatağımın ötesinden inlemeler, uğultular gelmesin artık.. yeter ki delik deşik edilmesin rüyalarım.. yeter ki bölünmesin bedenim ortadan ikiye.. ağrıyan başım ve ağrıyan kalbimle bir uykuya yatayım.. ipek yataklarda değil.. toprak zeminlerde.. karıncalar dolsun göz çukurlarıma. kertenkeleler kemirsin ayak parmaklarımı.. sinekler yesin etlerimi.. yeter ki bölünmesin uykum.. kessin gürültüyü evren.. bir kereliğine sussun herkes.. ve her şey..

    yeter ki!!

    ve yetsin!
  • yatakla kavga edip, içinde sekizler çizip, bazen yorgana bacaklarla sarılmak suretiyle, bazen de yataktan yere düşmek, sabah dizler kollar mor uyanmak şeklinde alınan pozisyondur.
  • kişiye göre değişiyor bu. yanımda birisi varken ayağımı onun iki ayağına atar öyle uyurum misal. tek başımayken de sağ kolumla gözlerimi kapar sol kolumla da o kolumu örter uyurum. sabah spastik gibi uyanırım ama. küçükken mesela yüz üstü uyurdum. sabahta başka odada sırt üstü uyanırdım..
  • benim için yan yatış ve bacak arası yastığı demektir.