şükela:  tümü | bugün
  • yeni uyanmış ve uykunun etkisinden sıyrılıp hayatı algılamaya çalışmakta olan insan.
  • yataktan ayrildiktan sonra afyon patlatilana kadar geçen süre. saatler sürdügü olur..
  • zamaninda erturk yondem'e cikmis, uyku hastaligindan muzdarip bir mehmet bey vardi, adam iki kelimede bir uyurdu da spiker mikrofonla durterdi "mehmet bey mehmet bey" diye.
    biz bu lafi neyin ustune getirecektik, hah iste bu uyku sersemi nam yeni yazarin ustune getircektik. bunu da ayiltmak gerekir arada, durtmek gerekir, ama bir ayildi mi da dadindan yenmez.
  • bir zamanlar mesut ceylan'ın leman dergisi'ndeki köşesinin adı..
  • uzun bir sure offline kalacak dorduncu nesil sozluk yazari.(bkz: sozlugu birakip askere gitmesi gerekenler)
  • beden harakete geçmişken, kişinin şuurunun hala uyuklaması* durumu. sonra ne olur kişi yapmadığı şeyleri yaptım sanar, kapıyı açtım sanar mesela. oysa sadece aralamıştır. çotaaaa diye diklemesine kapıya girer.* kafa, göz, burun* yamulur. birkaç küfürle birlikte şuur bulanıklığı sona erer. insanın yataktan çıkma zorunluluğu bir başka deyişle kendine zarar verme olasılığı olmadığında uyku sersemi yatakta huzur içinde döne döne uyumaya devam edebildiğinde hoş bir haldir aslında...
  • sabah 08:40'taki tarih derslerinde bolca görülebilen yaratıklar
  • (bkz: uyku semesi)
  • o benim ev sahibem ya, çok tatlı biri, canım.

    yalnız kendisi uyku-spesifik sersem değil, genelde de sersem biri zaten. ben nasıl hayatta kalabildiğine şaşırıyorum mesela. bu zamana kadar çoktan kendi ayakkabısının bağcığına basarak kafa üstü çakılmak suretiyle ya da sakız çiğnerken tükürüğünün genzine kaçması sonucu veya mithatpaşa caddesi'nde karşıdan karşıya geçmek isterken bir arabanın altında kalarak filan ölmüş olması gerekirdi. öldürmeyen allah öldürmese de süründürüyor bence bu garibi, başka dert vermesin.

    her neyse, ben onun uyku sersemi halini anlatıyım, aramızdaki heyecan verici ilişkiyi.

    geçen sabaha karşı 3 gibi uyandı bu, sıkışmış, sintineyi boşaltması lazım, kalktı. karanlıkta banyonun kapısına kadar yürüdü. ben de paspasın koyu yeşil deseni üzerinde öööyle hareketsiz duruyorum, karanlıkta beni fark etmeyeceğini umarak.
    fakat öyle olmadı, beni fark etti. ışığı yaktı ve üzerime doğru eğildi. muhtemelen tam o sırada altına kaçırmak üzereydi, bacaklarından birini diğerinin üstüne atmasından anladım. o haldeyken bile aklından geçen şey muhtemelen beni ezerse paspası yıkamak zorunda kalacak olması olmalıydı ki beni terliğiyle kıçımdan dürttü. kıçıma dokunulmasından hiç hoşlanmam! hızla paspastan uzaklaşıp kovanın arkasına saklandım. kovanın arkasına kaçmam bana vakit kazandırdı. hatta hayatımı kurtardı bile diyebilirim. çünkü o kadar çok sıkışmıştı ki, kıçını klozete zor koydu. zaten tövbestafurullah nasıl koyuyorsunuz götünüzü o soğuk taşa, hiç anlayamıyorum.
    neys'işte, içimden sonsuza kadar işesin nolur allam diye dualar etmeme rağmen duam kabul olmadı benim :/ kalktı, gözleri kapalı vaziyette ellerini yıkadı ve gidip yattı. resmen beni unuttu lan! beni beni bihterini :(
    sabah tatlı bir sürprizle kendimi hatırlatmak için terliğinin içine girip onu beklemeyi düşündüm ama azcık kalmış aklını da ben almayayım diye vazgeçtim. sabah uyandığında yine çişi gelmişti. bu sefer banyodan çıkarken yerlere deodorant sıktı ay çılgın kız ya :)
    sonra hazırlandı, çantasını alıp çıktı, dört gün eve gelmedi.
    döndüğünde beni banyo kapısının önünde ölü olarak ele geçirdi. oysa benden gitmemi isteseydi, giderdim. medeniyet bunu gerektirir.
    olmadı, yakışmadı.
  • mutfak yerine odama "su" diyerek dalan kardeşcağızım. su mu dedim, susadım dedi, burda su yok, sen çok yanlış gelmişsin kardeş dedim. sırıtarak gözleri yarı kapalı halde yol aldı mutfağa doğru.
    uyku sersemiyken bile sırıtıyor olması da dikkatimi çekmedi değil, allah tebessümü eksik etmesin yüzünden.