şükela:  tümü | bugün
  • uykunun ilk 90 dakikası içerisinde ağlama, çığlık atma ve yoğun korku ile ortaya çıkar. davranış değişiklikleri ve kaos yaratır. olaydan sonra kişi hiçbir şey hatırlamaz. bazen uyurgezerlik eşlik edebilir. hastada terleme, nabzının hızlı artması, panik korku oluşmuştur ve hasta kaçmaya başlayabilir. kendinde olmadığı için yaralanabilir .
  • uykudaki en önemli aşamalardan birisi rem aşamasıdır. rem aşaması ilk olarak uykunun 80-100 dakikaları arasında ortaya çıkar (sabaha doğru çıkanı da var). işte uyku terörü, rem döneminin olmaması ile karakterizedir. uykunun ilk 3 saati içindeki herhangi bir dönemde görülebilir. kişinin rem döneminin eksik olması sonucunda uyku terörü vuku bulur. hakikaten amnezi ile birliktedir, istese bile hatırlayamaz, isteseniz bile hatırlatamazsınız o dönemi kişiye.

    uyku terörü, uyku bozukluklarının parasomniler klasmanındadır. bir de dissomniler var ama konumuz değil.
  • parasomnia'nın en dramatik ce$idi.sinir sistemini harap eden hastaliklarin ilk belirtisidir genelde.
    gorulen ruyalarin gercek gibi ya$anmasina, panik ve istemsiz hareketlere sebep oluyor.sinir sisteminin agir ilerleyen, parkinson gibi kronik hastaliklari da bu tür uyku bozukluklarina yol acabiliyor.
  • uykunuzun terorist ruyaciklar tarafindan basilmasi...
  • depresyon, aşırı yorgunluk ya da anksiyeteye bağlanabilen bir bozukluktur. psikoterapi veya psikolojik danışmanlık ile çözülebileceği düşünülür. genelde (bozukluğun boyutuna bağlı olarak) medikasyon önerilmez.
  • uyku paralizi (karabasan) degil, kabuslu uyur gezerlik degil.

    20'li yaslarin basina kadar muzdaribi oldugum problemdi. hala zaman zaman uzanirken tetiklendigini hissediyorum, neyse ki bir an yoklayip geciyor. ergenlik donemi ve kucuk yaslarda mevzunun akabinde deneyimlediklerime dair hemen hemen hicbir sey hatirlamiyordum. evin alakasiz yerlerinde kendime geldigimde yogun bir telas, korku, birazdan gerceklesecek felaket hissi, ne oldugunu bilmedigin birseyden cildirasiya korkmak gibi bir ruh haliyle birakiyordu sadece. artik nasil bir seyse, cok daha ufakken kafami duvarlara vuruyormusum bu durumdayken. hatirlamiyorum tabi. o siralar kendime geldigim zaman, noluyor yav edasiyla aglamakla mesguldum.

    ilerleyen yaslarda, uykuya dalmadan once yavasca geldigini sezinlemeye basladim. etrafi algilamada derinlik kavramini yitirme gibi bir baslangici var bende. yani baktigin nesne, senden cok uzaklasiyor veya sen kuculup, yok olup merkezini yitiriyorsun, gibi. bir de sessizlik rahatsiz, huzursuz bir gurultuye donusuyor. soz ettigim felaket korkusu veya telasi da, ince bir iplige bagli duran aklin kopup kaybolmasi gibi.

    simdi dusunuyorum da, uyanikken uyuya kalmak ama bilinci ruya islerine bakan bolumun devralmamasindan dolayi ruyasal algiyi bu dunyada yasamak gibi bir sey. tek fark bunun hicbir duyusalligi, somutlugu olmayan sebepsiz bir korku olusu.

    az once "olmeden onceki o son birkac saniye" basligini gorunce aklima geldi. nedense o bilinmeyen felaketten onceki "son an" hissi kesinlikle var bunda cunku.

    http://youtu.be/esdkiw6oebg

    (bkz: pavor nocturnus)
  • yıllardır şikayetçi olduğum durumun yeni öğrendiğim isim halidir.

    korku kitaplarına ve filmlerine konu olabilecek kadar sağlam altyapıya sahip kabuslar, gece çığlık atarak ve bağırarak uyanmalar, kendimi bilmez şekilde oradan oraya savrulmalar. sonu nereye gider bilmiyorum sözlük. panik ve stres içindeyim.
  • uyku teröründen muzdarip kişilere uyku teröristi den(ebil)ir.
  • çocukluğumun nöbetleri. genelde hatırlanmadığı söylenir ama ben sıklıkla yaşadığımdan belki, hiç değilse başlangıcını ve bitişini çok net hatırlayabiliyordum. insanın algı bozukluğu en çok da seslerde kendini belli ediyor bu hastalıkta. baş dönmesi gibi tıpkı, sesler baş döndürücü bir şekilde geliyor. annemle babam beni sakinleştirmeye çalıştırırdı, yok bir şey geçti geçti derlerdi çok sakin ve sıcak ses tonlarıyla. bu bana inanılmaz bağırıyorlar ve benim kötülüğüme konuşuyorlar şeklinde ulaşırdı ve korkardım. bu nöbetlere epey alıştıktan sonra aslında o anda olayların o türlü gelişmeyip bana öyle geldiğinin ayırdına varmıştım lakin korkumda zerre azalma da sağlayamamıştım maalesef. işte bu çelişki, seslerin baş döndürücü gelmesi gibi bir his yaratıyor. onun haricinde her şeyden korkuyorsun. aslında dümdüz bir korku nöbeti bu. kabus görürken olduğu gibi, ottan boktan korkuyor, ağlıyor, bağırıyor ve bir türlü kendine gelemiyorsun. ben ağlamaktan yorularak sakinleşebiliyordum mesela ancak. mekan algısı da çok saçma sapan bir hal alıyor ve tüm derim karıncalanıyordu. hatta bu hissi hep şöyle tarif etmişimdir; toplu iğne ucu boyutunda demir bir boncuğu işaret parmağınla baş parmağının ucu arasında yuvarladığını düşün. fakat aynı zamanda bu ufacık boncuğun bir portakal büyüklüğünde gibi geldiğini. böyle saçma sapan bir algı bozukluğu, delicesine bir korku ve baş dönmesi, seslerin birbirine karışması, öyle ki sessizliğin bile dayanılmaz bir gürültü gibi gelmesi. benim bu entry'yi yazma sebebim ise, 26 yaşında koca bir herif olmama karşın, az evvel tarif ettiğim algı bozukluklarına dair nöbet başlangıcı semptomları bir bir göstermiş olmam, ancak heralde savunma mekanizmamın gelişimini tamamlamış olmasından mütevellit hemen kontrol altına alıp bertaraf edebilmiş olmam..
  • insanın bir tarafı doğranıyormuş gibi ciyak ciyak yataktan fırlayıp bütün apartmanı birbirine katmasına sebep uyku bozukluğu. bundan mütevellit terör deniyor herhalde. yaşayan şahıs herhangi bir rüya kabus hiçbir şey hatırlamaz, sadece sebebi bilinmeyen bir korku yaşar. ayrıca bu korku esnasında yastığı yorganı kapıp bilinmeyen istikametlere kaçabilir. bu esnada uyanık ve yaptıklarının farkında da olsa sadece bir izleyici olmaktan öteye gidemez, mantık mekanizması kapalıdır çünkü. akabinde uyanınca olan biten her şey çok manasız görünür. uyku terörünün psikolojik sebeplere dayandığı düşünülmektedir ki şahsi kanaatim de stresle ilintili olduğu yönünde. belli bir süre kullanılan psikiyatri ilaçları ile geçebilmektedir.