şükela:  tümü | bugün
  • otizmli bireylerde sık karşılaşılan algı karmaşasıdır. siz kediye baktığınızda doğal olarak sadece kedi görürken, algı farklılığı yaşayanlar kediye baktığında bilmem kaç milyon tüyünün rengini tek tek görebilirler.
  • tam olarak bir paradox olduğu söylenemez. sebebini bilmemekle beraber gerçeklik algısının değişimiyle ilgili bi şey olduğunu düşünüyorum.
    bilimsel açıdan tam olarak kanıtlanamamış olsa da 5 duyumuzun ötesinde de bazı duyularımız var algılarımızı etkileyen. örneğin bedenimizi algılayışımız aslında şu bilinmeyen duyularla da şekilleniyor. (meraklısı için öneri: oliver sacks'ın karısını şapka sanan adam kitabını okunabilir. bi çok vakada bilinmeyen duyularımıza göndermeler var)

    işte buradan yola çıkarak diyorum ki (özellikle kendi yaşadığım durumla ilgili olarak, ben bedenimin boyutuyla ilgili algı bozukluğu yaşıyorum. üstelik sık sık. örneğin kolumun bütün bedenime oranla hatta tavana değecek kadar büyük olduğu gibi bir algı. gözlerim kapalı olduğu için sadece duyumsuyorum varlığımı.), şu henüz tam olarak belirlenememiş duyularımız uyku boyutuna geçmek üzereyken bir tür çarpıklık yaşıyor olabilir. sonuçta gördüğümüz rüyalarda da buna benzer algı çarpıklıkları gerçekleşiyor.

    ya da neyse böyle şeyler geçirdim aklımdan gece gece:)
  • benim zihnimde de hacmi neredeyse bir avuçiçi kadar olan, fakat ağırlığını kestiremediğim (belki de binlerce ton) bir asansör beliriyor bu gibi durumlarda. bu kadar dar hacimli ve bu kadar ağır bir nesne düşününce de işin içinden çıkamıyorum, darlanıyorum mütemadiyen.
  • hala yaşamamış olanlar, xanax+imovane alarak deneyebilirler.
  • inception hastalığıdır. toteme sarılıp uyumakta yarar vardır.
  • 3-4 yıl önce yoğun olarak ama birkaç yıldır çok seyrek bir durum bu benim için.insan bazen adını tam olarak veremediği , yaşadığı şeyi tam olarak tarif edemediği zaman bir başkası ile konuşmaya bile gerek duymuyor.zaten yaşadığı kelimenin tam anlamı ile "tarifi mümkün değil" ne anlatacaksın ki.yada tarif etmeye kalksan ;

    -aslında uyumuyorum ama gördüğüm gerçek değil onu biliyorum.böyle daralıyor etrafın adeta enerji sıkışması gibi.ama bak uyanıksın.algın hala açık diğer sesleri duyabiliyorsun.bazen organlarının elinin ne bileyim ağzında dilinin falan boyut değiştirdiğini sanıyorsun ama değişmediğini biliyorsun .hatta bir keresinde abartıp bedenini görüyorsun karşında.halüsilasyon değil .ama dediğim gibi kesinlikle uyanıkken ...

    mi diyeceksin.demiyorsun tabii.bazen yorgunluğa , uykusuzluğa , depresif ruh haline verip geçiyorsun.sonra ekşide okuyorsun tarif edemediğin adlandıramadığın durumunu. bir şey değişmiyor yine bir ad bir sıfat veremiyorsun ama içten içe gülüyorsun " çok şükür yalnız değilmişim."
  • lucid dreaming fenomenine alışkın kişilerde yaşanma sıklığı daha fazladır. tabi ki hiçbir mistik veya ruhani yanı yoktur. tamamen doğal, tam anlamıyla bilimsel açıklaması olan bir durumdur. daha önce de söylendiği gibi uykuyla uyanıklık arası evrenin varlığı gereği beynin bir an içinde değil, kademe kademe uyanmasından, farklı görevlerle özelleşmiş çeşitli merkezlerin zaman aralıklarıyla aktivite haline geçmesinden kaynaklanır.

    asıl ilginç olan, sadece bilinen uzay ve cisimlerin boyutlarıyla ilgili belirsizlik ve çarpıklık değil, bu bulanık evrede tanımlanamayan boyutlar ve objelerin zihinde canlanmasıdır. muhtemelen algı çarpıklığından insanın kendini kandırması durumudur bu ama bazen o kadar berrak biçimde ortaya çıkıyor ki, uyanıkken ne kadar zorlasanız da benzer egzotik cisimleri ve boyutları hayalinizde canlandıramıyorsunuz. buradaki algı çarpıklığı bilinse de sanki bu uyanıklık ve uyku arası evrede insanın geometrik algıları açık bilinç halindekinden kat kat fazla genişliyor ve bildiğimiz üç boyuttan daha fazla boyutun algılanmasına imkan kılıyor gibi düşündürebiliyor.

    özellikle benim gibi sicim teorisi ve gerçekliğin temel doğası temalarına ilgili ve bu konularda araştırma yapan biri için bu durum çok daha ilgi çekici bir hal alıyor. sicim teorisi henüz somut deneysel verilerden yoksun olduğu için evrende daha fazla boyut olması olgusu şu anda bilimsel olarak muamma duruyor. ama çok fazla boyutlu cisimler ve uzayları matematiksel olarak formülize edebilip ispatlayabiliyoruz ve bu cisimleri şekilleri ve hareketlerini eksiksiz biçimde modelleyip, simüle edebiliyoruz. mesela bir hiperküpün dört boyutlu uzayda kendi etrafındaki dönüş hareketi üç boyutlu algılanan bir dünyanın iki boyutlu ekranında şu şekilde simüle ediliyor; http://en.wikipedia.org/wiki/file:8-cell.gif

    hiperküpün bu hareketinin çıplak gözle tam manasıyla algılanması çok zor. belki de mümkün değil. ancak bu cismin varlığından daha önce haberdarsanız, bu uyku ve gerçeklik arası evredeki egzantrik algı durumu sayesinde bu hareketi ve cismin boyutunu algılayabilmek mümkün olabiliyor teorik olarak. kendimden biliyorum. tabi ki beynin mantık yürütme yetenekleri bu evrede sınırlı olduğu için tecrübe edilen şeyin aslında tamamen saçmasapan olup, sonradan uyanınca zaten detaylı hatırlanmayan bu durumun sanki kusursuz bir tecrübeymiş gibi algılanması da güçlü bir ihtimal. yine de teorilerden konuşacak olursak bu durumun nedeni tamamiyle bir algı yanılması olmayıp, insanların uyku evresinde ve uyanık evredeki ölçülebilen beyin dalgalarının farkları veya beyin kimyasıyla ilgili değişimlerden kaynaklanan bir algısal yükseltgenme yaşabilmeleri ve bunun etkisiyle çoklu boyutlara karşı duyarlı hale gelebilmeleri olabilir.
  • bende küçüklüğümden beri uyku değil de beynimin yavaşladığı(?) ya da dalıp gittiğim anlarda yaşadığım hede. uzun zamandır olmadı.

    gri boyutsuz bir ortamda her seferinde geometrisi farklı olan ve sürekli hacmi değişen bir cisim. ama nasıl oluyorsa bunu sadece görüntü olarak değil his olarak da yaşıyorsunuz ve her istediğiniz zaman olmuyor.

    kelimelere nasıl dökülür bilmediğimden kimseye de anlatamamıştım. sadece bir arkadaşıma "ya şöyle şöyle bir his oluyor bende arasıra, sende de oluyor mu?" diye dert yanmıştım bir kez. cevap olarak da "ne anlatmak istediğini anladım ama hayır hiç olmadı. yaşasam da anlatabileceğim birşey değil bu." demişti arkadaşım. ben de bu konunun peşini bırakmıştım sonra. ilginç oldu şimdi rastlamak.
  • uykudan uyandığımda duvarda birsürü örümcek gördüm. gidip dokunduğumda gerçek olmadığını anladım. ama hayatımda en çok korktuğum andı.

    daha sonra uyandigimda gardroba birsürü yazı yazıldığını gördüm. aa bu neymiş diye düşünduğümde tüm yazılar tek tek silindi ve kayboldu.

    3. kez de uyandigımda yatak odasının gardrobundan bir pencere açıldığını gördüm. bunu gördüğümde uykudan uyanmistim.

    artık bugün iyice korktuğum birsey yaşadım. uykudan uyanmistim. ınstagramdan birseyler izledim eşimle mesajlaştım. uyanali 5 dakika rahat oldu ve kendimdeydim. tuvalete gittim ve 7- 8 tane sinek vardı. allah allah bu sinekler nerden geldi acaba diyip elimle kovalarken bir anda gerçek olmadıklarını anladım. yok oldular .

    yazarların yorumlarını korkuyla bekliyorum.

    edit: yaşadığım şey strese bağlı gelişen uyku bozukluguymus. rüyalarım uyku kalitemin düşmesiyle tamamlanmıyor uyandigim ilk dakikalara yayılıyormuş. psikiyatr da psikolog da çok önemli bir problem olarak görmediler bence çok enteresan .* stresin ve kaygının hayatımdan çıkmasıyla geçip giden bir durum oldu.
  • çok sık yaşadığım durumdur. mesela çok yorgun olduğum zamanlar otobüse bindiğimde, durağı kaçırma korkusuyla, uyuklasam da derin uykuya dalmamaya çalışıyorum. durum böyle olunca, uykuyla uyanıklık arasında kalıyorum. o durumda hissettiğim ve düşündüğüm şeyleri açıklamak çok zor, ama kısaca;

    hiç yaşanmamış ve yaşanmadığını bildiğim birçok durum var, beynim o durumların üzerine akla hayale gelmeyecek metaforlar üretiyor, başka bir olayı, olayla çok alakasız ve anlamadığım bir yönden ele alıyor vesaire vesaire.

    çoğu zaman acaba şizofren miyim diye google amcaya danıştığım olmuştur ama bu durumun anormal olmadığını anladığımdan beri şikayetçi değilim.