şükela:  tümü | bugün
  • - eee peki sonra ne olmuş
    - işte onlar da şatoya gitmişler hep beraber
    - hangi şatoya
    - olm masalın başında dedim ya, büyük şato hani
    - kim gitmiş
    - hepsi
    - kim yani
    - yavrum gözünü kapat dinle sen böyle soru sorunca uyuyamazsın ki…

    - sonra kötü kraliçe çıkmış dışarı
    - en kötü olan mı?
    - soru yok!!!

    yemek yemeyi bilmese, yedirirsin; okuyamasa, okursun; kalem tutamasa, öğretirsin; oyun oynayamazsa, oynarsın da uykuya dalmayı bilmeyen çocuğa ne yapılır bilmiyorum. kaç masal okuduğumu kaç ninni söylediğimi unutuyorum bazen. yeri geliyor çocuk gelişimi kitaplarının çalışma kampını andıran, odasına kilitleyin bırakın ağlasın nasıl olsa uykuya dalacaktır türünden insanlık dışı önerilerini uyguluyorum ama bana mısın demiyor çocuk. uykuya dalmak nedir bilmiyor, öğretemiyorum.

    uykuya gidip de yarım saatte dışarı çıktım mı evde zafer turu atıyorum. uykudan ölen çocuğun nasıl olup da 1 saat yatakta beni soru yağmuruna tuttuğunu anlayamıyorum. gözünü kapatır uyursun, bunu çocuğa öğretemiyorum. sanırsız yarın iki vizesi var, sanırsın senedinin günü geldi, sanırsın çeki karşılıksız çıktı da sıkıntıdan uyuyamıyor. lan çocuksun, kafa pırıl pırıl devrilip uyutsana?!

    bir saat sonra, 10 dakikalık sessizliğin ardından…
    - kraliçe hani o siyah giysili olan mıydı?
    - ………
    - ………
    - o prenses değil miydi ki?
    - la uyusan ya!!
  • bir insan için en büyük sabır sınavlarından birisi. bende bu modelden iki tane var.

    sadece büyüğünü(4.5) anlatayım:

    *kitap okuma
    *bir kitap daha
    *bir de masal
    *neden bir masal daha olmuyormuş tartışması
    *sırt kaşıma
    *öpme
    *saç okşama
    *'su getir anne'
    *bir daha sarılma
    *biraz daha saç okşama
    *odadan çıkar çıkmaz 'aaannee' diyerek geri çağırma
    *evrenin gizemleri, allah nedir, denizaltı ne kadar derine iner ya da çocuk nasıl oluyor gibi cevabı zor ya da cevabını bilmediğim sorular sorma
    *odadan çıkmanın üzerinden 5 dakika geçince tekrar su isteme

    odasına su sebili almayı düşünüyorum ciddi ciddi.
  • şimdilerde 19 yaşında olan kızıma ne masallar, ne ninniler, türküler anlattım, ayaklarımda salladım, babasıyla beraber çarşafı salıncak yaptık salladık ve bilumum türk uyutma adetlerinden ne varsa uyguladım/k.

    hep o minik yavru kazandı; ya ben uyudum kaldım da, o beni dürterek uyandırıp masalın sonunu sordu ya da uyumadı ve bizi de uyutmadı.

    hiç unutmam bir keresinde, artık nasıl karıştırdıysam, pamuk prenses ile başladığım masal turuna, arada uyuyup sonra minik hanım tarafından uyandırılıp külkedisi ile; arada bir yerlerde tekrar uyuyup kalan bendeniz yine bir sıçratılma ile uyanıp, gülen ayva ağlayan nar ile devam etmiş ve kim bilir araya başka kaç masal sığdırmıştım? taa ertesi sabah olayı bana bıcır bıcır sinirlenerek anlatan küçük hanımı dinlerken, düşündüğümde fark ettim. öyle bir kendimden geçmiştim işte.

    ta ki...
    bu zillinin bir zaafını bulana kadar.

    saçımla çok oynardı benim kuzu, ne kadar vazgeçirmeye çalıştıysam da, başaramadığım bir şeydi. ve özellikle uykusu geldiğinde ulaşabilirse benim saçımla, ulaşamazsa kendi saçıyla çok oynardı. ama ben, zalım anne ben ne yapardım peki? eli kolu oynadıkça uykusuz kalıyor diye, elini kolunu ellerimle hareketsiz hale getirerek uyumasını beklerdim. birgün, bunu yapmadım. çok yorgundum. masal anlatacak değil, tek kelime söyleyecek mecalim yoktu. yatağa yattık küçük hanımla beraber ve bıraktım ne istiyorsa yapsın dedim. sonrası derin bir boşluk, babası geldi beni uyandırdı da kendi yatağıma dönebildim. onun söylediğine göre yarım saat bile sürmemiş uyuması. baktım benim meleğe, saçları ellerinde neredeyse usul usul horlayacak.

    lem dedim, yoksa?

    ertesi gece uyku vakti gelince verdim eline saçlarımı, ve beklemeye başladım. 10 dakika bile sürmedi uykuya dalması.

    aman allah'ım, bu bir mucize idi.

    sonrasında, tek başına uyumayı öğrenene kadar, isterse gürültü olsun, ışıklar yanıyor olsun, elleri kolları hareketli olsun, inadından uyumamakta direniyor olsun, yattık yatağa ve verdim saçlarımı eline. direnemedi hiç, her seferinde uyudu kaldı.

    koca kız oldu. boyumu çoktan geçti. fırsatını bulsa yine saçlarımla oynar.
    bazen geceleri bakıyorum üstü açılmış mı, nefes alıyor mu, rahat mı vs diye, hep elleri kendi saçlarında oluyor.

    sıpa ne olacak, hâlâ bebek de o yüzden...
  • arabayla iki tur attığında çiçek gibi uyuyan çocuktur bu, her şeyi zarar, benzin kaç para haberi var mı?
  • her gün 30-60 dakikamı uyku vaatleriyle hiç eden çocuktur. kızımdır o kızım.
    kitap, masal, ninni, sarılma.. üzerine yatayım anne.. ondan sonrasını hatırlamıyorum, muhtemelen ben ondan önce uyuyakalıyorum.

    annesinin uyku düzenini bozan çocuk oluyor aynı zamanda. gecenin bir yarısı uyanıyorum. bu sefer benim uykuya dalmam zor oluyor.

    bu konuyla ilgili izlenimlerim:
    fiziksel olarak aktif olduğu oyun oynayınca rahat uyuyor.
    baba özlemi arttıysa yavru koala gibi oluyor. üzerimden inmiyor, zor uyuyor.

    ne kadar sürerse sürsün, her gün aynı saatte "haydi yatağaaa"..
  • elimde sahibinden devren kiralık bir adet mevcut olan çocuk.*her gece bu çileyi çekiyorum. yaş yaklaşık altı, cinsiyet erkek.
    tüm gün yaptıklarını hiç nefes almadan yatakta anlatma ile başlayan, ahiret sualleriyle devam eden, kitap okuma, su içme, terleme, tuvalete gitme, kendi kendine konuşma ve gülme, yatakta devamlı hareket etme ile günlük rutin haline gelmiş bir süreç bahsettiğim. yaklaşık iki saat süren bu mevzu benim sinirlenmeye meyillenmem üzerine korkudan sona eriyor.
    hemen uyuyan çocuk nerde? olmalı.
  • enerjileri sonsuz gibi görünse de değil. birkaç kural yardımıyla inanıyorum ki siz de başarabilirsiniz.

    yürüyüş: bol bol taban teptireceksiniz. her gün tutun elinden bi kaç kilometre yürüyüşe çıkın. ağaçlara ota böceğe bakın. sohbet edin. şehir içi sitesiz yerlerde oturanlar için zor evet. umarım bir park filan bulursunuz. hava soğuk olsa bile giydirin çıkarın. açık hava evdekiyle bir olmuyor. çocuğunuzun gelişimi için de çok iyi. siz de azcık yürüyüş yapmış olursunuz. bağışıklığı için iyi, sizle kaliteli zaman geçirmesi açısından iyi. iyi de iyi. yanınıza su alın, susuz kalmasın.

    akşam banyosu: su kan dolaşımını rahatlatır, vücut tamirat moduna girer. "çocuk suyla büyür" derdi bizim bir doktor. hormonları dengeler, toksinlerin atılmasına yardımcı olur. banyosunun soğuk olmamasına dikkat edin. üstüne de çocuğu azcık yağlayın losyonlayın. zeytinyağı da olur. dikkat edilmesi gereken: sık yıkayın, ama mesela her gün şampuan kullanmayın, haftada 1-2 kez şampuan yeterli. amaç suya sokmak, çocuğu deterjanlamak değil.

    masal: evet bunu herkes yapıyor, tek başına yeterli de değil, ama faydası var. dikkat etmeniz gereken öyle canavarlı ürkütücü hikayeler anlatmamak. uyku öncesi masallar tarzı kitaplar var, basit, hatta kimi zaman sıkıcı.

    ışık: bu kısım çok önemli. çocuğun odası aydınlık olmasın. abartı gece lambalarından kaçın. kitabı da loş bir ışıkta okuyabilirseniz iyi olur

    beyaz ışık: bunu ayrı kategorilendiriyorum, bunun zararları daha fazla. tv, tablet, telefon gibi cihazlardan yayılan ışık araştırmalara göre uykuya zarar veriyor. hem uykuyu geciktiriyor, hem de uyku kalitesini düşürüyor. uyku problemi çeken yetişkinlere bile yatmadan önce telefonunuza bakmayın deniyor. akşam belli bir saatten sonra mümkünse tv ışığına bile maruz kalmasın çocuk.

    erken kalkan yol alır: e geç yattı, sabah uyandırmaya kıyamıyorsunuz sanırım. olmaz, o çocuk erken kalkacak. çocuklar erken kalkıp erken yattıkları zaman hormonlarının düzgün çalışması için olması gereken saatlerde uykuda olabiliyorlar.

    yiyecek içecek: akşam saatlerinde çikolata, şeker, tatlı şeylerden uzak durun. çay kahve zaten içirmiyorsunuzdur herhalde diye düşünüyorum.

    ufak bir not, gece altına işemesin diye bazı çocuklara su içirmiyorlar. sususzluk da uykusuzluk yapar. ama bunu nasıl çözersiniz bilemiyorum.

    minnacık daha ekleme: çocuk yatma saati geldiğinde onu artık günün bittiğine inandırın. demek istediğim, ailecek çok eğlenceli birşeyler izliyorsunuz ve çocuğa hadi yatma zamanı diyip gönderiyorsanız, yapmayın. izlediğiniz eğlenceli şeyi bitirin, kapatın, ara verin. açık açık çocuğu kandırın demiyorum. yalan söylemeden öyle hissettirebilirsiniz. çocuğunuzu asla kandırmayın.

    bunların hepsini eksiksiz uygulayıp daha da çocuğunuz uyumuyorsa gönül rahatlığıyla bir doktora götürebilir, ya da uzaylı araştırmaları için nasaya teslim edebilirsiniz.
  • bendim o,
    çok fazla korktuğum şey vardı
    odama düşen ağaç gölgesini bile bir canavara benzetip sabaha kadar kocaman gözlerle yorganın altında tir tir titrediğimi bilirim
    sanırım izlediğim çizgi filmlerin çok etkisi oluyordu
    öğle uykusunada hayatta yatıramazlardı gece uykum ise 4 saatmış annem inanamıyormuş

    şimdi ise yatsa yatmak bilmez sabahlarıda uyanamayan bir insana dönüştüm
    sürekli bir halsizlik yorgunluk yakamı bırakmıyor
  • bendim. hala yaka silkerek anlatırlar. net hatırlıyorum zaten. saat olmuş beş, bütün ev uykuda, ben hala dedemi yakalamış masal anlattırıyorum, hatta 'bitti kızım bütün masallar deyince 'dede, uydur uydur anlat' diye gaz veriyorum.

    ömür boyu uykusuzluk sorunum bitmedi. neredeyse 40 yaşıma geldim, hala değişen birşey yok. diğer yandan uykusuzluğa dayanıklı olmanın, hem okul hem iş hayatında çok faydasını gördüm. bu veletler de görecek :)

    anneannem beni kandırmanın yolunu bulmuştu. artık çok uykum gelip, kapanan göz kapaklarımı parmaklarımla açık tuttuğumda*, 'hadi sen gözlerini azıcık kapatıp dinlendir, uyuma ama gözlerin dinlensin' deyip beni gözümü kapatmaya ikna ederek rüyalar alemine gönderirdi. diazepam'ın işine yarar mı bilmem, ama bende kesin sonuç oldu hep.
  • daha uc haftalikken gunde rakkamla 7, yaziyla yedi saat uyuyan bir evlada sahip bir anne olarak soyleyebilirim ki, 'birsey kaciriyorum' duygu ve dusuncesi merakli cocugun uyumasini zorlastiriyor. cocuk uykuyu sevmiyor. uyusun diye yatak saatine kural koymaya calisiyoruz, esim veya ben, 'yatak vakti' dedigimizde, kim dediyse digerine gidiyor, bir esneklik koparabilir mi diye. ikimiz de ayni seyi soyluyoruz, 'hadi yataga'.
    her aksam kriz. el kadar bebekken de boyleydi, 3 yasinda 'uyku vakmadi' diye kelime uydururken de boyleydi, 6 yasinda 'ben istedigim saat gidebilirim uyumaya, uykum gelmedi daha' diye kulaklarini tikayip kafa tutarken de boyle.

    yok yani, herif uykuyu sevmiyor. her gun kreste kosturup yoruldugu gunlerde bile, 5-6 gunde bir pili erkenden bitip daha yoldayken bebek arabasinda uyumaya basliyordu. sabaha kadar da deliksiz uyuyordu. sarji tamamlandiginda ise, o sarj 5-6 gun yetiyordu ona. bazi cocuklarin fabrika ayari boyle.