şükela:  tümü | bugün
  • çeşitleri vardır. mesela inceptionda bir aletle dalarlar uykuya.
    (bkz: aletli dalış)
  • ne kadar kiymetli bir sey oldugunun kaybedilince anlasildigi büyük bir lüks.
  • günün en güzel anıdır. daha huzurlu ve daha akışa teslim olunmuş bir an gelmiyor mesela şu an aklıma.

    üstelik herkes de olur mu bilmem ama ben uykuya dalarken kafamda müzik çalıyor tın tın diye! inanılmaz ruhani bir durum ve elbette bilimsel açıklamasına köle olabilirim.
    uykuya dalarken ki bu müziği hissetmem ise, uykumun açılması ile gerçekleşiyor. uykum açılıyor ve müzik duruyor, tekrar dalarken müzik yeniden başlıyor. işte bunun tadı başka bişeyde yok, bulamadım.
  • genelde uyku için yatıldığında zor olandır film dizi falan izlerken alakasız yerlerde daha kolay gerçekleşir....
  • kimilerine göre oldukça kısa ve kolay olan kimilerine göre de oldukça uzun ve zahmetli olan bir süreçtir.

    kişinin uykuya dalma sürecini geçmişten getirdiği alışkanlıkları ve günlük yaşantıları belirler. bazıları kafasını yastığa koyar koymaz dalar uykuya, bazıları da yaşadığı günü veya yaşayacağı yarını düşünerek.

    bazı fizyolojik ve biyolojik durumlar da uykuya dalma sürecine etki eder fakat bu süreçte en önemli şeyin bireyin huzuru olduğu da yadsınamaz bir gerçektir.

    çünkü kişi uyanmak istediği yerde değilse uykuya kolay dalamaz.
  • uzun zamandır fazlasıyla özlenen, bomboş bir zihinle 2 dakika içerisinde uygulanabildiğinde, orgazmdan bile daha büyük haz ve mutluluk yaşatabilecek durum ve hisler bütünü.

    en son ne zaman kafamı yastığa koyup pıt diye uykuya dalabildiğimi hatırlamıyorum bile. hayatımın hiçbir döneminde uyumaya çalışmak böylesi ulvi bir göreve dönüşmemişti benim için. kendimce yöntemler geliştirmeye çalışıyorum ama olmuyor. insanın bazen kendi zihnine ve bedenine hükmedemiyor oluşu çok garip geliyor.
  • bana ölümü hatırlatır.

    tam uykuyla uyanıklık arasında, uykuya geçiş evresinde bazen durup "işte bir gün, böyle uyuduğumu sanıyorken ölmüş olacağım. belki de öldüğümün farkına varamayacağım bile. etrafımdakiler 'aaa, gitti! aç gözlerini!' diye telaşa kapılmış bir halde ağlayacaklar ama ben asla geri dönemeyeceğim" diye düşünüyorum.

    uykuya dalmak, tam bir "gitme anı" çünkü.

    çok garip... bir saniye önce varken bir saniye sonra yok olacağım.

    içim kararıyor uykum varken -ki kolay kolay uykum gelmez- uykuya dalmak ise bana korkunç bir ruhsal acı veriyor. kendimi bildim bileli böyleyim. bu aylarda bu kötü etki daha da kuvvetleniyor. mevsim değişikliğinden de olabilir, emin değilim. (bkz: bahar aylarında depresif olmak) zaten tipik bir kış insanıyım. gerçi kışın da depresifim, zaten genel mizacım depresif; ama bahar aylarında çok daha kötü hissediyorum.
  • şu aralar bana mutluluk veren hadise. iki saatta bir kalkıyor, biraz dolanıyor ardından tekrar uykuya dalmak için yatağıma gidiyorum. uyanık kaldığım 16 saatte yaşamadığım mutluluğu, 8 saatlik uyku diliminde 4 kere yaşıyorum.
  • "ihtiyacımız olan zaman değil, daldığımız uykudan uyanmaktır." henry miller - plexus

    (bkz: uyumak/@ibisile)
  • uykuya dalmak diye bir şey yoktur..varsa da çok sık olmaz..
    olacağına dair umudumu kaybetmiş değilim..
    her seferinde kanepe üzerinde sızmayı başaran babamı gördükçe gelecek adına ümitleniyorum.

    status quo (bkz: uyumaya çalışmak)