*

şükela:  tümü | bugün
  • (bkz: bet ses) seklinde anlasilma kaygisi guden birey ortamdan uzaklasmadan onceki (bkz: son soz) olarak kullanir.
  • - seninle birlikte olmak istememi$tim aslinda çok sarho$tum...yani sen bana uymazsin $ekerim...
    - olsuuun uysa da kodum uymasa da ...
  • bu lafin hikayesi cok eskilere dayanir, bir diyarda bir firinci birde marangoz yasarmis.
    bunlar her gun birbirlerine takilip espriler yapmadan duramazlarmis.. boyle gunlerden birinde hinzir marangoz, yine firinci arkadasinin ugradigi bir gun ;
    - şşt naber lam ? bi odun desene , demiş..
    firinci yine bir komiklik var bu isin ucunde diye dusunup, hemen patlatmis.
    - oduuun..
    marangoz soyle bir gerinip lafi yerlestirmis;
    - ben sana kodum!
    firincinin bu mevzu pek hosuna gitmemis, biraz bozulmus yarim agiz siritarak dukkandan ayrilmis..
    bir surede birdaha ugramamis, oyle ya biraz agir gelmis bu laf ona.
    bu sure icinde dusunmus tasinmis acaba bende ne bulsam kafiyeli olarak da, su marangoza lafi soksam diye dusunmus ama birsey bulamamis.. en sonunda bir gun kafasi atip marangozun dukkana ugramis, hosgeldin besgittin'den sonra bizimki soyle bir hazirlanip;
    - ya sen onu birakta iskemle desene bi ! , demiş
    marangoz dusunmus tasinmis bunun altinda bir hinlik olmasin demiş, iskemle ile kafiyeli bir kelime bulamayinca biyik altindan gulerek rahat rahat
    - iskemleee, demiş.
    bizimki söyle derin bir nefes alıp lafı cakmis;
    - ben sana kodum !
    marangoz yarilmis tabi,
    - ehhaauhhahahauhuheuheua ulan olm uymadiki bu demis.
    bizimki cevabi patlatmis.
    - uysa da kodum uymasa da
  • -da ekinin kullanılış biçimine en iyi örnek gösterilecek cümle...

    şimdi bakalım
    uysa da koydum uymasa da

    şimdi kuralımız neydi? -da eki dahi anlamına gelirse ayrı yazılırdı. bir daha bakıyoruz
    uysa dahi koydum uymasa dahi

    doğru.

    (bkz: açıköğretim)
  • bir coder amentüsü.
  • maket ve proje yapan ogrenci mottosu.

    - makette cam olan kisim icin pleksi koymussun ama olmamis galiba?
    + uysa da kodum, uymasa da kodum...
    - suradaki detay olmamis sanki?
    + kim bakacak ona kim bakacak, ona kim bakacak ona kim bakacak*
  • terzi her gün oduncunun önünden geçerken oduncuyu bekler ve ne zaman oduncu eline odun alıp odunları dizmeye başlasa oduncuya döner ve "oduncu oduncu elindeki ne" dermiş ve oduncu da odun der demez terzi "ben sana kodum" dermiş. bir... iki... üç... günlerce bu böyle sürmüş. terzi "oduncu oduncu elindeki ne?" oduncu "odun" terzi "ben sana kodum" demiş durmuş. en sonunda oduncu sinirlenmiş ve bende terziye aynısını yapıcam demiş ve terziden önce dükkanını açmamış ve terzinin dükkanını açmasını beklemiş. terzi oduncuyu kapalı görünce şaşırmış ama gitmiş dükkanını açmış. oduncu uzaktan bakmış terzi eline iğneyi almış ve başlamış işe... yanaşmış ve "terzi terzi elindeki ne" demiş terzide "iğne" demiş. oduncu "ben sana kodum" demiş. terzi hemen yanıt vermiş "uymadı ki" oduncu alta kalmayacak ya "uysa da kodum uymasa da"
  • daha demin oduncuya dediğim cümle.hayır ben terzi falan değilim.odun dizerken zaten eğilip kalka kalka belim iki büklüm olmuş adam gelmiş bide abi o odun oraya uymamış dedi ve tahmin edersiniz ağzımdan çıkan cümleyi.
  • 'şu köprüde bekleye bekleye
    ömrümün
    kaç yılı su kaynattı be kardeş,'
    diyor bi' renault spring
    hemen yanında puflayan pembe kabuklu volkswagene,
    her organı irili ufaklı lambalarla donatılıp
    gezici pavyon havasına sokulmuş bi' kamyon
    'şimdi konya yoluna vurmak vardı anasını satayım!'
    diye geçiriyor içinden
    ve istanbul boğazı'nı hacamat etmeyi sürdürüyor kocaman egzosuyla,
    mercedesin birinde
    metresiyle randevusuna geç kalan ayranı kabarmış bi müteahhit,
    'beş dak'kada üç metre' ilerleyişin arasında
    bi' kovboy sigarası yakıyor,
    arabasının bagajında
    ayıya müdürüm derken denize fırlatılmak üzere
    baygın yatıyor çadırını yaktığı kızılderililerden biri,
    'şu sivrisinek bozuntusunun havasına bak!'
    diye söyleniyor çekik gözlü bi' honda
    vın o yana vın bu yana ilerleyen bi' motosikletin arkasından,
    'bi' gece burdan geçerken boşaltıcam freni,
    uçacam karanlık sulara, yetti bu eziyet be!'
    diye heyheyleniyor morarmış bi' murat 124 de,
    ben de sağımda oturan adama dönüp,
    'yahu arabalar konuşuyo' duyuyo'sunuz di mi?' diye geveliyorum,
    bana vos vos bakınca adam
    zınk diye frenine basıyorum dilimin,
    bi' kaplumbağa sürüsü geçiyor alaycı bakışlarla yanımızdan,
    'tosbağalara bile rezil olduk!'
    diyor ön koltukta oturan kadın, doğru vallahi!
    arkalarda ilerlemeye çalışan
    ve bas bas bağıran bi' ambulans
    birden susup yavaşlıyor ve söndürüyor mavimtrak ışığını,
    fatihaya başlıyor bütün arabalar
    ayağı iki kıta arasında yaşam dışına kayan yaralı için,
    tek tesellimiz
    sırat köprüsü'nde vereceği sınavdan önce
    boğaz köprüsü'nde edindiği deneyim,
    derken bi' kanatlı at beliriyor beykoz'un orlardan,
    korkudan veliefendimize yapışıyor dilimiz,
    yaklaştıkça at
    belediye otobüsündeki kızlar kıpır kıpır kişnemekte,
    çünkü havada yoğun bi' beyaz atlı prens kokusu,
    üstümüzden geçip giderken
    bi' güzel pisliyor tepemize beygiroğlubeygir,
    bizim dolmuşun sabırköylü şoförünün bile sabırtaşı çatlıyor sonunda
    ve sıvayıp gömleğinin kolunu şöyle
    çıkarıp sol pencereden dışarı,
    bağırıyor biz tekerlekli köleler adına,

    "ulan böyle uygarlığa uysa da kodum, uymasa da!"

    (bkz: akgün akova)
  • bunun bir de nasrettin hoca versiyonu vardir, hatta bu lafin ona ait oldugunu da duymustum; ama ne kadar dogrudur bilinmez.

    nasrettin hoca, eşeğinin sırtına odun yüklemiş şehre iniyormuş. oradan geçen bir komşusu sormuş
    - hoca ne taşıyorsun
    - odun
    - öyle ise ben de sana kodum!

    nasrettin hoca bozulmuş tabi. günler sonra hoca aynı komşusunu eşekle şehre giderken görmüş.
    - komşu ne taşıyorsun
    - erik
    - öyleyse ben de sana kodum!
    - olur mu hoca, uydu mu erik kodum?
    - uysa da kodum, uymasa da kodum!