şükela:  tümü | bugün
  • kişinin inanç ve tavırlarını grup standartlarına göre değiştirme davranışı göstermesi.

    bunu bazen kabul görmek bazen toplumsal uyuma dahil olmak için yaparız. insanoğlu, doğru davranmak ve beğenilmek istiyor.
    içinde bulunduğumuz bir kitleye/gruba inancımız büyükse gösterdiğimiz uyum da artıyor, kendi görüşümüze olan güvensizliğe de bağlı olarak. kendimizi ne kadar yetersiz hissedersek o kadar çok uyum davranışı sergiliyoruz.

    kabullenilmek ve beğenilmek için de yapıyoruz bunu. utanç verici duruma düşmemek ve ayıplanmamak için de.
    bazen görüşümüz gerçekten değişir bazen değişmez. sadece rol yapıyor da olabiliriz.

    içinde bulunduğumuz grubun büyüklüğü de etkiliyor uyum davranışını misal.
    iki arkadaşımızla sinemaya gitmiş olalım, istedikleri bir film var. biz istemiyoruz. itiraz geliştirebilir hemen uyum göstermeyebiliriz. ama aynı grup 15 kişi olsa o zaman muhtemelen istemesek de uyum göstermek zorunda kalabiliriz. itirazımız çok cılız –belki- çıkar.

    grubun uyum içinde olması da etkiliyor tavrımızı. parçalı bir grupta uyum göstermek zorunda hissetmeyebiliriz. ama grup homojense bu bizi uyum davranışına itebilir.
    ittifak ürkütücü olabilir.*

    gruptan sağlanacak bir çıkar olması durumunda da uyum yeteneğimiz bir anda artabilir.
    eğer grupta yeni isek de uyum gösterme eğiliminde olabiliriz. kabul edilmeyi artırmak; reddedilmekten ve dışlanmaktan çekinmek sözkonusu olabilir.

    bununla ilgili ünlü bir deney var: asch deneyi.
    insanlar herhangi bir durum karşısında kendi algılarına güvenip karar verebilirler. anca bazen belli gruplar içinde azınlık olduğumuzda karar verme davranışında sapmalar söz konusu olabilir. eğer çoğunluğun görüşünün doğru olduğuna ikna olmuş isek, fikrimiz değiştirip çoğunluğa uygun davranabiliriz.
    asch deneyi de akranların baskısını ölçümleyen bir çalışma. abd'li sosyal psikolog solomon asch tarafından yürütülmüş.

    asch, bir masanın çevresine akranları olan arkadaşlarının arasına bir denek oturtuyor. ve şu kartlarla deneyini yapıyor.
    masanın etrafındakilere önce ilk kartı gösteriyor. sonra diğerini.
    ikincideki hangi çizginin birincideki ile eşit olduğunu söylemelerini istiyor. -çizgilerden biri kesin bir şekilde ilki ile eşit uzunlukta-
    denekler sesli olarak cevaplarını veriyorlar. hangi yanıtın doğru olduğu net olduğu için kimse yanılmıyor pek. üçüncü denemede, birinci denek aldğı talimat doğrultusunda yanlış cevap veriyor. diğer denekler de öyle.
    asıl denek ise bu durumdan huzursuz oluyor, verdikleri cevap açık olarak yanlıştı çünkü.
    ama o da bile bile yanlış cevabı veriyor!

    bu deney stanley milgram'ı da etkilemiş. kendisi bu deneyden çok sonra insanların itaat davranışı ile ilgili olan ünlü (bkz: milgram deneyi)'ni yürütmüş.

    kaynak; atkinson&hilgard / introduction to psychology