şükela:  tümü | bugün
  • uyumsuzluk iceren.
  • insan acisindan evrenin mantiga aykiriligini, tutarsizligini anlamis, her seyi oldugu gibi goren, bilincli insan ya da dusunce. (bkz: albert camus)(bkz: yabanci)(bkz: mersault)
  • taze bir sözlük yazarı.*
  • bilim ve teknoloji alanindaki son gelisme ve buluslar. politika, siyaset, magazin konularında bir onceki haftanin ilgi cekici gelismeleri. enteresan/tuhaf haberler. dunya tarihinden onemli isimler ve tarihe yon veren felsefeler uzerinde tanitim ve mini tartismalar. bunlarin hepsi radyo kozmos 92.3 te sali gunleri saat 15:00 de uyumsuz programinda.
  • az önce bob dylan hurricane dinliyordu sanırsam kendileri.
  • günümüz insanının karekökü.
  • saçma sapan kurallara uymaktan bıkmış bir kişinin nicki.
  • bir gren şarkısı. şöyle ki;

    buzdan saraylarda gün ağarınca
    suya döner ne varsa kendinden başka
    saydam duvarlardan bir adım sonra
    güneşi tadınca yanaklarında

    sırtında aynı yük bu yollarda
    dalaştın ömrünce uyumsuzla
    inancın yoksa dönmez bu dünya

    döndün bulutlara
    elini açıp yalvardın sonra
    bir damla yağmura muhtaç kalınca

    bak değişiyor rüzgarlar
    esiyor yalnızlıklara
    dönüp dururken dünya

    sırtında aynı yük bu yollarda
    dalaştın ömrünce uyumsuzla
    inancın yoksa dönmez bu dünya
  • "uyumsuz, her şeyden önce bir kopuştur." *
  • "uyumsuz ve adanmış" demiştim fotoğrafı görünce, hemen bloga yetiştirmiştim:
    http://jimithekewl.blogspot.com/…suz-ve-adanms.html

    fotoğraftaki spesifik örneğin üzerinden uyumsuzun doğasını tanımaya başlayabiliriz. bir kere erkeksi bir saha olan futbol arenasında bulunuyor uyumsuz. beklenmedik anda, öfke ve tutku da dahil olmak üzere tüm eril paydaların arasına karışmış olan arjantin formalı bir kadının memelerindeki bombelik ve yeni traş edilip edilmediği, biraz da terden ötürü tam anlaşılamayan iki koltuk-altı, kanalize olunan hedefi hedef olmaktan çıkarıyor. yalan yok, ilk düşündüğüm şeylerden biri, haber sitesindeki "futbolun güzel yüzleri" gibi bir slaytın tam da erkeklerin kendilerine olan hayranlıklarını yansıtıp yansıtmayacağı idi.

    bir nevi hostius quadramsı arsızlığın baş-göstermesi. aynaya bakarak mastürbasyon yapan ergenin heyecanını andırıyor olabilir. eril taraftar, sanki kendisini böyle görmek istiyormuşçasına, kendinden bile gizlediği bir uyumsuz ben'i böyle bir görüntüye hayran olarak açığa vuruyormuş gibi... bu, kilitli bir kapı ya da kasa gibi. anahtarı da, benim futbolu ya da ona ilişkin adanmışlığı tümüyle eril bir yönelim gerekçesi olarak görüyor olmamdır, mümkündür. bu durumda kasa açılır ve bu fotoğraftaki kadının, sadece bir kadın olduğu ve ona bakan eril gözlerde asla kendilerine dönük seksüel (self-sexual) bir iştah olmadığı anlaşılır. yani kasanın içinden çıkan, uyumsuzun kendi hâlinde, masum bir uyumsuz olduğudur.

    uyumsuz kendi başına ("masum" diyelim) olsun ya da olmasın, art-niyetli ya da kişinin kendisinden bile gizlediği bir dehşet gerekçesi olsun ya da olmasın, tam anlamıyla bir kasalık olduğu aşikârdır. kasadan çıkarılan, daha fazla uyumsuz kalamazmış gibi geliyor bana. kasada kaldığı müddetçe uyumsuz olan şeyin, salt bu niteliğinden ötürü kendi başına/masum olduğu da düşünülebilir. öyle ya, bu fotoğrafın çekildiği gün eril perspektif tanık olmayaydı, bu fotoğraf çekilmeyeydi ya da ben bu yorumu yapmayaydım, bu kadın kendi başına sıradan bir meta olarak kalacaktı. oysa ben onu bir uyumsuz olarak belirleyip kasaya tıkıştırdım. kasanın kilidini de bozdum, sonunda onun gerçekten kendi başına bir uyum arsızı olup olmadığını bile tartışmaya açtım. bunu yaparken bazı ön-kabullerim ve ön-yargılarım vardı. örneğin "hiçbir kadın futbol maçı izlemeye gitmemeli, gitse de bu denli kendisini adamış gibi sunmamalı, sunsa bile objektiflere yakalanmamalı, yakalansa bile bir tabuymuş gibi kendisinden kaçılmalı ya da olağan karşılanmalı..." bunu sonsuza dek sürdürebilirim. iki meme bombesi ve koltuk-altı, bulunan zemine uyumsuzluğu bu denli afişe etmemeliymiş gibi bir yaklaşım sergiliyorum. bunu biraz daha zorlarsam, kasayı, kilidini kırarak açmış olacağım.

    bu ön-yargılarımın ve kabullerimin gerçeği yansıtıp yansıtmadığının bir önemi yok. önemli olan zaten benim bakış açım, bu ve benzeri "tribündeki kadın" içerikli fotoğraflar bizzatihi bana bu amaçla sunuluyor. sıradan bir görüntü olsaydı, bana ulaşmazdı. farklı tribünlerde bayrak sallayan adamların fotoğraflarından oluşan bir slaytın seyir zevki sunmayacağı aşikâr. eril gözlerin takılacağı tuzak gibi bu slaytlar. dahası "yine de" olağan karşılayacağım bir kadın fotoğrafı da değil, aksine kollarını açmış bir şekilde fotoğrafa bakan, her erkeği kucaklamak istiyormuş gibi duruyor. daha uyumsuz bir görüntü olabilir mi? o hâlde uyumsuz, kendine başına, kendinde uyumsuz olmasa bile, (bir süreliğine de olsa) çekici kalmak durumundadır. topluluk içindeki her uyumsuz, her uygunsuz, her çıktı, her dikenli bir şekilde çekicidir. birisi blogumdaki hostius quadra yazısına şöyle bir yorum yapmıştı:

    "doğru yada yanlış, artık hiç bir davranış biçimi ile döneme damgasını vuracak kimsenin kalmayışı ne garip.. herşey sıradanlaşıyor mu yoksa."

    yani uyumsuz olsun, hareket getirsin, silkelesin, sarssın, vursun kırsın parçalasın, ama bir şeyler yapsın. öyle kös kös oturmasın. geldiği ortama sanki hiç gelmemiş gibi hissettirmesin. varlığıyla yokluğu bir olmasın. uyumsuz olsun, öteki uyumluların oluşturduğu müşterek düzenin bug'unu teşkil etsin kendi başına. apolloniyen değil, dionysiak; ayık değil, sarhoşluk derecesinde aykırı olsun. yani düzene uymasın, ötekilerini kendi uyumsuzluğuna uydurmaya çalışsın. bir şekilde farklı olsun, farklılığını kabullendirsin. jakoben olmasın ama örtülü hegemonyasından kurtulmak da mümkün olmasın. arjantini imleyen badi giysin, ama arjantin dışında bütün iç gıcıklatan mesajların mecrası olsun. doğru ya da yanlış, sıradanlaşmanın esiri olmadığını göstersin. bizler, sonraki aşamada yeni bir düzenin oluşabileceğini umalım; yani değeri yeniden değerlendirerek, düzeni yeniden düzerek var edelim. değişelim, değiştirelim. kasadaki uyumsuzun doğasında işte bu tarz bir sarsıcılık vardır, en azından başka türlü de olabilirliğin tezahürü olması açısından dikkat çekici.

    eskilerden, halit kıvançlı bir fırt karikatüründe de benzer bir tema mı var yoksa?
    http://i45.tinypic.com/kc04l5.jpg