şükela:  tümü | bugün
  • çok çok çok tehlikeli bir muz cumhuriyeti içişleri bakanının polislere olan açıklaması. tüm kavga ve cinayetlere sebep gösterilecek bir açıklama.

    okulların etrafında uyuşturucu satıcısı görürseniz, "ayağını kırın suçu bana atın" diyor.
    yasaları genişlettik ve ağırlaştırdık bunlara en ağır cezayı vereceğiz, bize teslim edin, bizde adalete teslim ederiz, adalet gereğini yapar demek yerine; görünce cezayı kendiniz verin diyor. inanmayan baksın

    +niye öldürdün oğlum
    -uyuşturucu satıyordu bacağını kıracaktım, kırdım fakat bu seferde kan kaybından öldü.
    +aferin, yaz kızım, sanığın beraatine..
  • içişleri bakanı süleyman soylu tarafından kolluk kuvvetlerine verilen yeni yetki veya daha korkuncu emirdir.
    kaynak.

    (bkz: polis devleti)
  • icisleri bakanimiz suleyman soylu'nun ifadesi.

    diyor ki; "uyusturucu satanlarin ayaklarini kirin sucu bana atin.

    kimse bizim gelecegimizi zehirleyemez. uyusturucu satıcısını goren guvenlik gorevlisi ne yaparsa yapsin sorumluluk bana ait."

    genc pablo escobarlar tedirgin. ayrica (bkz: mafya devleti)
  • adaleti hukuk mekanizması içinde tesis ettiremeyen hükümet yetkilisinin popülist beyanı.

    tek cümlede birçok itiraf var aslında:

    “1) siz kırarsanız sorumlu tutulabilirsiniz. suçu bana atın çünkü hukuk bize işlemiyor. senle ben eşit değiliz. aynı hukuka tabi değiliz. suç dahi işlesem söz ve eylemlerimden sorumlu değilim. arkanızdayım.

    2) şiddeti meşru görüyorum.

    3) adaleti hemencecik orada işletin çünkü ceza yasalarımız caydırıcı değil. 3-5 ay yatıp çıkıyorlar. zaten hapishanelerde yer de yok. gerçi mecliste her türlü kanuni değişikliği yapacak çoğunluğa sahibiz, adalet ve kolluk mekanizmasında her türlü tasarrufu yapabilecek güce de sahibiz ama buna rağmen sokaktaki kötü gidişattan yine biz sorumlu değiliz.

    4) masumiyet karinesi diye bir şey bilmem. yazılı hukukta bir kişinin yargılanmadan ve hüküm verilmeden suçlanamayacağı yazılı ama akla değil, hislerime güvenirim. yanlış bir şey gördüm mü ‘emr-i bil maruf nehy-i anil münker’ der, hemencecik hüküm veririm ve tabi ki infazı kendi ellerimle gerçekleştiririm. yaptığım bu eylemden dolayı hiçkimse beni sorumlu tutamaz. seni de tutamaz. sorumlu tutulacağından korkuyorsan suçu bana at. çünkü beni suç işlemekle itham edebilecek ve hakkımda işlem başlatabilecek göte sahip bir savcı yok. sıkıysa denesin. bir khk’ya bakar.

    5) t.c. hukukunda kolluk gücünün hangi durumlarda cebir ve şiddet kullanacağı yazılı ama yazılı hukuk kuralları umrumda değil. kimin hangi durumda neresinin kırılacağına, neresinden vurulacağına, ne tür muamelelere maruz kalacağına ben karar veririm. hamdolsun artık kendi hukukumuzu kendimiz yaratıyoruz.

    6) birinin işlediği suçtan başkasının sorumlu tutulamayacağını belirten suçun şahsiliği ilkesi diye bir şey var, ama salla gitsin. ben de hukuk tekniği açısından söylediklerimin bomboş şeyler olduğunu biliyorum ama kahvedeki dayının ‘helal olsun valla çoğ hoş konuştu’ demesi yeterli.”

    bunun bir sonraki versiyonu “hainleri ve terör destekçilerini gördüğünüz yerde infaz edin, suçu bana atın” olabilir. hazır belli belirsiz bir khk ile her türlü idari, hukuki, mali sorumluluktan berî kılınmış, evde zor tutulan bir kitle varken yeri geldiğinde böyle bir açıklama da yapılabilir. muhalifleri zor günler bekliyor.(götoş liberal! muhalif deyince sen üstüne alınma!)

    yazık bu ülkeye. valla yazık lan. bu kadar kuru gürültüye rağmen toplumdaki yozlaşmanın artmasına mı yanayım, hukukun hallaç pamuğuna dönmesine mi yanayım, koskoca bakanın benim bacanak gibi konuşmasına mı yanayım, gözlerimizin içine baka baka aklımızla dalga geçilmesine mi yanayım, bilemedim.

    asıl zoruma giden şey, bu cümlenin hukuken skandal olduğunu belirtip daha kötü sonuçlara yol açabileceğini belirttiğinde karşındaki yandaşın seni “uyuşturujuyu mu savunuyon sen” diye yaftalaması. kafaları anca bu kadar basıyor. bu ülkede cahil insan hep vardı ama sığırlaşma konusunda bu kadar azim gösteren kitleler yoktu. ülkenin böylesi insanlarla kısa vadede kendini toparlaması çok zor. 1950’lerden beri sistematik olarak yapılan müdahalelerle birileri amaçlarına kolayca ulaştı.
  • madem polisler ceza kesecek, hatta işkence yapacak o halde hakimlere, mahkemelere ne gerek var? kapatalım mahkemeleri atalım hakimleri boşuna devlete masraf çıkarmasınlar.
    işin daha da enteresanı adalet bakını da çıkıp, "eşşek başı mıyız biz burada birader" diyemeyecektir.
  • devamı daha fecaat olan söylem. diyor ki kırın sorumlusu benim hapse atacaklarsa beni atsınlar.

    kahvedeki dangalak söylese anlarım da sen bakan olarak nasıl dersin. he salak polisin biri kırsa bir vatandaşın bacağını bırak hapsi adamın ödemesi gereken tazminatı bile ödemezsin. şimdi bu bakana sormak lazım suçun şahsiliğinden haberi var mı? başkasının işleyeceği suçtan sen nasıl ceza alacaksın böyle bir işin mümkün olmadığını bilmiyor musun? biliyorsan niye oradaki polisleri salak yerine koyup kandırmaya çalışıyorsun.

    norveçli değil karadenizliymiş, geçenlerde trabzonlu iticiliği diye bir şey vardı, kafama oturdu şimdi ne demekmiş bu iticilik.
  • adam öldürmeye tam teşebbüsten de yargılanabilirler. ama sert tedbir alınması kesinlikle gerekli olan bir durum.
  • gıcık olduğu birini dövüp, "uyuşturucu sattığını düşünüyordum." diyerek paçayı sıyırabileceklerin türeyeceği bir bug söylemi.
  • insanın kahvede söylerken bile “acaba tepki toplar mıyım” diye düşüneceği bir söz. koca türkiye cumhuriyeti’nin nasıl bir kabile devletine dönüştüğünü gözlerimiz kanayarak izliyoruz.

    yavru süleyman soylu’lar öyle yapıp gasp ettikleri sigaraları bonzaileri flakkaları da evde tüttürürlerse yeme tadından.