şükela:  tümü | bugün soru sor
  • (bkz: altin ucgen)

    (bkz: opium wars)
  • "dünya'da uyuşturucu trafiğinde dönen yıllık para miktarı tüm ülkelerin güvenlik harcamalarından çoktur" şeklinde bir iddia da bulunduran olay.
  • organize suçlardan biridir.

    ancak gerçekleşen ticareti, ortaya çıkan kaçakçılıkla beraber ele almak gerekmektedir.
    çünkü bugün bütün dünyada uyuşturucu kullanımın yaygın olduğunu düşünsek bile, üretim kısmını gözönüne aldığımızda ortaya çıkan ve ticaretin kaçakçılığa dönüşmüş bir yönüyle karşılaşırız.

    gerçekleşen ticareti bütün dünyayı ele alarak düşünürsek, orta halde bir ülkenin, en güçlü ülkeler arasına girmesine yetecek kadar büyük ciro ve karlar dönmektedir ortada.
    hali hazırda dünya piyasasında bazı kaynaklara göre 300 bazılarına göre 600 milyar dolar değerinde uyuşturucu dolaşmaktadır.
    bir bütün olarak organize suçlardan elde edilen gelirin, dünya çapında 2 trilyon dolara yaklaştığı düşünülmekte.

    çeşitli şekil ve türlerde olmasına karşın, piyasada en fazla talep gören ve trafiğin büyük kısmını (üretim yerinden dolayı) oluşturan eroin, esas olarak afganistan sınırından iran a oradan da türkiye ye giriyor.
    türkiye nin bu illetle tanışması 1970 li yıllardan önceye dayansa da, daha önceleri sadece kaçakçılık ve transit aracılık konumundaki durum yerini yavaş yavaş, hammadde ve yarı mamül girişinden sonra ortaya çıkan evlerdeki imalathanelere bıraktı.
    daha önceleri sadece enfiye yapılan ve sınırdan iran a pazarlanan afyon yerini yavaş yavaş etkili uyuşturuculara bırakır.
    1974 yılından sonra işler daha da karmaşık bir hal almaya başlar ve bu konuyla ilgili lice li halk artık, kendi afyonundan kendi satacağı uyuşturucuları üretmeye başlamıştır.

    daha sonra bölgedeki ekonomik ve siyasi çıkarlar doğrultusunda, bir şekilde ortaya çıkmış olan uyuşturucu ticareti artık daha da büyümeye başlamıştır.

    artık gözönünde daha büyük bir pazar, daha fazla hammade ihtiyacı vardır.
    yurtdışında yerleşmeye başlayan hemşehri ve büyük baronlarında katkılarıyla, yerli üreticiler gözlerini avrupa ya dikerler.
    artık iran değil avrupa dır güzergah.
    hemen yeni rotalar ve yeni sevkiyat teknikleri ile avrupa pazarında da büyümeye başlayan uyuşturucu trafiği, ülke içinde tır yolu diye tabir edilen yoldan edirne ye oradan da balkanlara gider.

    her şey yoluna girmiştir ve ilerleyen zamanlarda iktidara gelen bazı milletvekillerinin, özal zamanında hazırlanan uyuşturucu dosyasını (ki emniyet güçleri, askerler, basın yayın, ve bütün bakanlıkları kapsayan önemli bir adım olacaktı uygulansaydı. bu dosyada uyuşturucuyla üretici ve tüketicilerini ayrı ayrı değerlendirerek savaşmak en önemli husustu. okullarda bir yandan kötü yanları anlatılırken bununla ilgili yayınlar yapılması, bir yandan da üretim safhasında yer alan vatandaşların gerekli kanunlara göre yakalanması ve diğerlerinin bu işlerle uğraşmamaları adına bölgenin kalkındırılması gibi kapsamlı eylem planı olan bir dosyaydı.) unutmaları! ile uyuşturucu savaşında çok gerilere düşülmüştür.

    artık üretici de işi öğrenmişti ve türkiye nin adı baz morfin le anılır olmuştu.
    artık piyasa büyümeye başlamıştır. hiç kimse esrar dan bahsetmez bile. aslolan eroin e geçiş yapmaya hazırlanan morfin piyasasıdır.
    üretimi eroine göre çok daha ucuz/basit olan bu madde uzun bir dönem en önemli uyuşturucu madde olarak gündemde kaldı. baz morfinden eroin üretmek kolay. elinizde 1 birim varsa 4 birim eroin olabiliyor!

    sonraları türkiye uyuşturucu ticareti alanında modayı takip etmekten ziyade modaya yön verdiğini, piyasadaki captagon eğilimiyle gösterdi. eminim ki bugüne kadar yapılmış en büyük baskınların arkasından aynı isim çıkacaktır. lakin bu isim arap yarımadasında çok iyi tanınırdı. o topraklara giren bütün captagon un bu kişinin elinden geçtiği yada aracılık ettiği ortaya çıkar.
    aynı şekilde extacy diye tabir edilen uyuşturucunun (1993-1994 te piyasaya girmişti) da bu kadar revaçta olması ve kullanılması da bize aynı dönemden kalmış eserlerden biridir diye düşünmekteyim.

    elinize hammaddesi geçtiğinde üretilmesi çok kolay olan bu hapları cazip hale getirmek için çeşitli şekillerde ve renklerde üretirler. (uyuşturucu kullanım yaşı 12 ye düşmüş ülkede hapın renk, amblem ve ismide önemli bir yer tutar lakin)
    özellikle istediğiniz her yerde, elde etmeniz çok kolay olduğundan bu kadar yaygınlaşmıştır.

    kokain pazarı da türkiye sayesinde çok önemli isimler kazanmıştır.
    esas olarak başka ülkelerde üretilen kokain in avrupa pazarındaki ana kartellere dağıtım işi uzun süreler türklerin elinden geçmiştir.
    tabii ki çok öncelerden sabitlenen hali hazırdaki kurye ve dağıtım ağının da bu iş üzerindeki etkisi büyüktür.

    altın hilal olarak tabir edilen, afganistan, iran ve pakistanda üretilen uyuşturucunun büyük kısmı, türkiye topraklarında bulunan ve şeytan üçgeni diye tabir edilen, başkale, van ve yüksekova güzergahından batıya, avrupa ya hatta amerika ya gönderiliyor.

    türkiye bu ticarette biraz şanssız bir ülke.
    çünkü türkiye de yapılmış/yapılan/yapılacak olan bütün denetim, tutuklama ve araştırmalara rağmen, konum itibariyle, uyuşturucu piyasası içinde köprü vazifesi görüyor.

    (bir çok ülkenin yasaları tarafından ağır ceza ve yaptırımlar uygulandığından yerini yavaş yavaş insan kaçakçılığına bırakmış gibi görünse de eski günlerinden pekte bir şey kaybetmemiştir.
    nedeni ise, insan kaçakçılığı, bir çok ülkede insanlık suçu olarak tanımlansa da, uyuşturucu kaçakçılığı kadar ceza uygulanmamasından dolayı revaçtadır.
    başka önemli bir nokta da yem olarak rahatça kullanılabilmesidir.
    ihbarla hareket eden bir güvenlik teşkilatının, zayıf anından faydalanıp başka kaçakçılıklar yapmakta denebilir aslında. )

    ülke içinde dolaşmakta olan uyuşturucu ile ilgili bir çok şey konuşulsa da, türkiye de faaliyet gösteren suç örgütlerinin yıllık cirolarının yapılan araştırmalara göre 60 milyar dolar civarındadır. (ki o sıralar ülke milli geliri 300 milyar dolara yakın bir rakamdı)
    bu cironun %60 lık kısmı da uyuşturucudan sağlanmaktadır.

    buna rağmen bir çok konuda olduğu gibi bununda önüne geçilememektedir.
    geçmiş dönemlerde gerek bakanlar gerekse milletvekillerinin haklarında açılan bazı dava ve araştırma önergelerinin akibetleri hala bilinmemektedir.

    en azından türkiye içinde dönen uyuşturucu nun hacmi göz önüne alındığında, yakalanan yada en azından medya kanalıyla halkın bilgilendirmesine yönelik duyurulanlar çok küçük miktarlardır.

    eskiden transit ülke konumundaki türkiye, son yıllarda üretici-işleyici-ihracatçı konumuna gelmiştir.
    her ne kadar göz ardı edilse de muhakkak ki istanbul, uyuşturucu hattı üzerinde çok önemli bir rol üstlenmektedir.
    2005 ve 2006 yıllarında güvenlik güçleri tarafından yakalanan uyuşturu miktarları gözönüne alındığında, avrupadaki lerin yüzde 75 i abd dekilerininde yüzde 25 i altın hilal diye tabir edilen bölgeden, dolayısıyla türkiye nin de içinde bulunduğu hattan geçmektedir.

    türkiye de yakalanan uyuşturucu maddelerinin yüzde 90 ının da ağrı, hakkari ve van giriş illerinde yakalandığı gözönüne alındığında, bahsi geçen trafiğin ne kadar doğru olduğu görülebilir.

    uyuşturucu ticaretinin önüne geçmek tabii ki mümkündür, ancak kişisel tahminim, her alanda olduğu gibi, sizin açacağınız boşluğu dolduracak bir başkası muhakkak gelecektir.
    nihayetinde bu da bir ticarettir.
    yani siz ne yaparsanız öyle yada böyle bu ticaret devam edecektir.
    bence burada yapılmak istenen organize şebekeleri ve ticaret hacmini kontrol altında tutmaktır.

    oluşacak yeni bir şebeke için harcanacak olan çabanın onda biriyle başka bir şebeke kontrol altında tutulabilir, ve bu vasıtayla oluşması muhtemel yeni pazar ve diğer suç şebekeleri hakkında detaylı bilgilere ulaşılabilir.
    bildiğim kadarıyla bu işleri yapan olmadı ucundan köşesinden bulaşanlar genelde bu işlerin içinde yetişmiş yol yordam ve yöntemlere yabancı olmayan insanlardır.

    örneğin, doğuda bir çok ilden avrupaya giden kurye kamyonların sadece bir kere kullanıldığı düşünürsek, etrafta neden o kadar çok yeni araç olduğunu ve bu işin ne kadar kazanç getirebileceğini görebiliriz.

    bir çok alanda olduğu gibi türkiye uyuşturu ticareti alanında da çok önemli isimler çıkarmıştır!
    (hatta bazılarının kilolarca uyuşturucu ile yakalanıp ceza almaması da hala kafamı kurcalayan bir konudur.)

    bir diğer önemli konu da bu ticaret ile beslenen yasadışı örgüt ve oluşumlardır.
    yıllardır süregelen trafikten pkk nın yanısıra bir çok örgütün pay aldığı yönündedir.
    barzaninin daha bu kadar gündemde değilken bazı büyük baronların yardım kuruluşu adı altında çalışan derneklerinden yardımlar alması da, geçiş yolları üzerindeki güvenliğin sağlanması içindir.
    örneğin pkk artık hep revaçta olan tır yolundan ziyade (ki klasik e-5 in uzantısını düşünün) artık, türkiye-iran-ermenistan ve rusya üzerinden deniz yolunu tercih etmektedir. buradan yine balkanlar ve avrupa piyasasına çıkmaktadır.
    özellikle 1998-1999 yıllarından sonra pkk ve bölgesel krizler gözönüne alındığında artan güvenlik uygulamaları yüzünden yeni imalathaneler ve yeni sevk rotaları kurulmaya başlanmıştır.
    karadeniz den açılmak isteyen pkk merkezli sevkiyatların ise burada kendisine zemin bulması oldukça zordur.
    (bu güzergaha yakın hatlardan olan en basitinden bolu ve amasya hatları ülkücü mafyanın elindedir.
    bazı anlaşmalarla oraların vakti zamanında kullanıldığı ileri sürülse de, gündemden hiç düşmemelerine bakıldığında bahsi geçen çıkar anlaşmalarının varolduğu düşünülebilir)

    özellikle 2006 dan sonrasına bakıldığında, yakalanan ev tipi imalathalerin marmaraya kaydığı görülür.
    sapancadan bursa yıda içine alıp edirneye kadar uzanan bir hatta kurulan bu evlerin en büyük özelliği ise çiftlik evleri olmalarıdır.
    bu kontrolleri daha zor hale getirmektedir.
    ayrıca artık araçları aramakta zordur. ve piyasada standart olarak kullanılan ancak uyuşturucu üretiminde de kullanılabilen kimyasalların bölgeye sokulması da daha kolaydır.

    kısmetim 1 ve lucky s gemilerini hatırlarsınız. o olaylar da göstermiştir ki artık standart bir rota dan ziyade uyuşturucu bir çok kanaldan sevk edilmeye başlanmıştır.

    kısacası pazarın büyüklüğünden ziyade bu pazarın yanında oluşturduğu yan pazarlar da çok önemlidir.
    bahsi geçen büyük meblayı 2 trilyon dolar olarak düşünürsek, bunun yarısından fazlası muhakkak silah ve uyuşturucu ticareti, geri kalan kısmında büyük bir çoğunluğu yolsuzluk ve rüşvete gitmektedir.
    2004 yılı itibariyle birleşmiş milletler uyuşturucu denetimi ve suç önleme ofisini yaptığı araştırmalar sonucunda, ulusal ve uluslarası alanlarda faaliyet gösteren suç gruplarının 600 milyar dolardan fazla kara para aklamaktadırlar.

    tıpkı sıradan bir yatırımcı gibi, büyük baronlar ufak tefek (içki, sigara) kaçakçılıklarla başladıkları işleri daha karlı olan uyuşturucu pazarına kaydırmışlardır. bunun akabinde de silah ve insan kaçakçılığından tutunda, fırsat ve koşulları sağladıkları her alanda bu faaliyetlerini sürdürürler. (daha önceleri hatırlarsanız sadece nükleer kaçakçılık yapmak amacıyla kurulmuş bir abd-israil-türk şirketi haberleri dolanmış, malumunuz üzere konuşulmadan, pakistanın nükleer silah üretimi için türkiye den destek aldığı haberiyle unutturulmuştu.)

    bunun tabii ki önüne geçmek mümkündür.
    ancak şahsi fikrim, güç dengeleri değişmedikçe bunun pek mümkün olamayacağıdır.
    abd nin taliban ı afyon tarlalarını yaktığı için bombaladığı fikri hala kafamda.
    ve yine abd deki bankalarda afgan aşiret reisleri ve işadamlarına ait hali hazırda 500 milyar dolarlık bir para döndüğü düşünüldüğünde, bunun yanında vakti zamanında baba bush un oğluna kurduğu şirketin danışmanlarından ve yakın arkadaşlarından olan james barth ın, usame bin laden in kardeşi selim bin laden in yatırım danışmanı olduğu göz önüne alındığında ve terörist ilan edilen adamın ailesiyle bush ailesinin 1999 dan 20 yıl önceye dayanan bir iş ilişkileri olduğu gerçeğiyle karşılaşınca daha bize bayaa var diyorum.
    bir de pazarın nasıl bir pazar olduğunu anlamak adına baktığımızda (en azından eroin için)
    merkezinden yani afganistan ve iran dan 4bin avroya alınan eroin istanbula geldiğinde fiyatı 8bin avroya çıkıyor. avrupaya gittiğinde ise kalitesine göre 19bin-22bin avro arasında bir fiyata satılıyor. (ki toptan fiyatıdır)
    medyada gördüğünüzde piyasa değeri diye açıklanan tutarlar genellikle türkiye piyasasındaki (torbacı bazında) edeceği tutarlara denk geliyor.

    ki internet sanal bir derya, merak edenler için,
    yetiştirdiğimiz büyük işadamları,

    "hurşit han" (türk escobar lardan biri)
    "sami yıldırım" (radar sami?)
    "ramazan yıldız" (diğer türk escobar)
    "mehmet kasar"
    "yaşar öz"
    "abuzer uğurlu"
    "hüseyin baybaşin" (medyaya yansıyan sağcı ve pkk lı türk-kürt olayının arkasındaki aile, bence iş uyuşturucu rantı)
    "nizamettin baybaşin"
    "mahmut baybaşin"
    "nurettin güven"
    "hikmet sevcan" (zaza hikmet)
    "nuri olcay"
    "behcet cantürk" (ülkücü abiler bi kara liste yapıp pkk ya destek verenler ve devlete vergi vermeyenler para verecek yoksa ölecek demiş ya, bu vermedi! öldü)
    "kürşat yılmaz" (en son bursa daydı)
    camal nayır
    "urfi çetinkaya" (9 okul yaptıran ve inşaat işi yapan büyük türk, kanal6 ve günaydın a talipti)
    "mehmet ali yaprak" (hacı)
    "mustafa bayram"
    "nejat daş" * *
    bir de yahudi ve rum kökenli tc vatandaşı abilerimiz var,
    "abraham sardaş" (imralı dan kaçmıştı, hatırlar mısınız? mossad kapımıza dayanmıştı bize verin diye nedense!?)
    "kosta stergiyadis" (polisin elinden son anda kaçtı nasılsa!? yunanistanda yakalanıp iade edilmedi!)

    "abdülgasim gomcey" (adapazarı hendek, 7buçuk ton baz morfin yakalanması. iran asıllı ingiliz.)

    bu isimlerle ilgili bulduklarınızı okuduğunuzda türkiye de bu işin nasıl döndüğünü göreceksiniz.

    peki hiç mi iyi işler yapmış adam yok derseniz,

    (bkz: yaşar yaman) (hanefi avcı kadrosuyla beraber zorunlu tayini yapılmış. avrupa da bile adı bilinir. hala efsanedir narkotik alanında. artık özel bir şirkette global security director. bütün dünyada faaliyette şirket!)
    (bkz: atilla aytek)
    aklıma gelenler.

    * * *
  • samsun da ilk kokain yakalanmış. vatana millete hayırlı olsun.

    http://www.hurriyet.com.tr/gundem/8069323.asp?m=1
  • ona ticaret denmez rezalet denir.
  • dış basında türkiye'nin dolaylı yoldan nemalandığı idda edilen uluslararası yüksek cirolu ticari faaliyet, insanlık suçu. türkiye'nin ihracat rakamları ve ithalat rakamlarını karşılaştırırlar (bkz: ihracatın ithalatı karşılama oranı) aradaki açığı kapatmak için kafa yorarlar, çaresiz kalınca kolaycılığa kaçıp türkiye'yi bu ticarete göz yummakla suçlarlar. türk mucizesinden habersizler. hesabı kabaca şöyle yaparlar; ihracatın ithalatı karşılama oranı türkiye'de yüzde 55 ile 75 arasında değişir, 3-5 milyar doları gurbetçi işçiler getirir, 5-10 milyar dolar turizmden gelir, tüm bunları toplayınca halen ciddi açık kalır. yurtdışında okuyan onbinlerce türk öğrenci, doğu blokuna fuhuş münasebetiyle giden tonlarca para, türk yurttaşlarının turist olarak gittikleri yabancı ülkelere bıraktıkları paralar düşülmeden üstelik... nerden baksan hesap düzelmiyor, dövizin serbest olduğu 1987 yılında itibaren bu hesap hep açık vermiştir, normalde türkiye piyasasında bir tek dolar olmaması gerekirken (hatta 1987 den günümüze birkaç yüz milyar dolar açık olmalıyken) ortalık dolardan, eurodan geçilmiyor. piyasada yüzmilyarca dolar değerinde yabancı para var. aha buna kafası basmayan ecnebiler -bizim basına pek yansımasa da- her görüşmede, her müzakerede bunu dile getirirler, türkiye'ye nerden buldun oğlum yasası çıkarması için baskı yaparlar. nihayetinde kayıp olan onların parası. türkiye ise yasayı çıkartır, hemen akabinde kuşa çevirir kısa süre sonra yasa kaldırılır. şimdi bile varlık barışı adında bir uygulama var, yurt dışından istediğin kadar para getir resmen, kanunen aklansın... avrupa en çok bu paraların kendi ülkelerinden kaçmasına üzülüyor tabi, insanlık suçu falan hikaye. bilginiz olsun, ona buna uyuşturucu taciri demeden önce biraz düşünelim, zira batı bizi öyle biliyor. fena halde önyargılılar bu konuda maalesef.
  • "ikram etmek" de mahkemelerimizce bu kapsamda değerlendiriliyor. ceza alt sınırı da 10 yıl. koşullu salıverilme, denetimli serbestlik falan derken asgari 4 yıldan fazla bir süre hapiste geçiriliyor. çok sıkıntılı bir düzenleme. önceden alt sınır 5 yıldı, bonzai bokunu çıkarttılar, yasakoyucu da reste restle karşılık verdi, vur derken öldürdü.
  • (bkz: #54337009)
  • türkiye üzerinden eskisi kadar yapılmadığı söylenen, umarım ileride hiç yapılmayacak olan , yok edilmesi gereken, insanların hayatını karartan pisliktir.
  • tck'nın uyuşturucu ve uyarıcı madde imal ve ticareti kenar başlıklı 188. maddesi şu şekildedir.

    uyuşturucu veya uyarıcı madde imal ve ticareti
    madde 188. - (1) uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak imal, ithal veya ihraç eden kişi, on yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (2) uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı fiilinin diğer ülke açısından ithal olarak nitelendirilmesi dolayısıyla bu ülkede yapılan yargılama sonucunda hükmolunan cezanın infaz edilen kısmı, türkiye'de uyuşturucu veya uyarıcı madde ihracı dolayısıyla yapılacak yargılama sonucunda hükmolunan cezadan mahsup edilir.
    (3) uyuşturucu veya uyarıcı maddeleri ruhsatsız veya ruhsata aykırı olarak ülke içinde satan, satışa arz eden, başkalarına veren, nakleden, depolayan, satın alan, kabul eden, bulunduran kişi, beş yıldan onbeş yıla kadar hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (4) uyuşturucu maddenin eroin, kokain, morfin veya bazmorfin olması hâlinde, yukarıdaki fıkralara göre verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (5) yukarıdaki fıkralarda gösterilen suçların, suç işlemek için teşkil edilmiş bir örgütün faaliyeti çerçevesinde işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.
    (6) üretimi resmi makamların iznine veya satışı yetkili tabip tarafından düzenlenen reçeteye bağlı olan ve uyuşturucu veya uyarıcı madde etkisi doğuran her türlü madde açısından da yukarıdaki fıkralar hükümleri uygulanır.
    (7) uyuşturucu veya uyarıcı etki doğurmamakla birlikte, uyuşturucu veya uyarıcı madde üretiminde kullanılan ve ithal veya imali resmî makamların iznine bağlı olan maddeyi ülkeye ithal eden, imal eden, satan, satın alan, nakleden, depolayan veya ihraç eden kişi, dört yıldan az olmamak üzere hapis ve yirmibin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.
    (8) bu maddede tanımlanan suçların tabip, diş tabibi, eczacı, kimyager, veteriner, sağlık memuru, laborant, ebe, hemşire, diş teknisyeni, hastabakıcı, sağlık hizmeti veren, kimyacılıkla veya ecza ticareti ile iştigal eden kişi tarafından işlenmesi hâlinde, verilecek ceza yarı oranında artırılır.

    maddede görüldüğü üzere satışı suç teşkil eden yalnızca bizim günlük dilde uyuşturucu olarak adlandırdığımız maddeler değil uyarıcı madde statüsüne giren her türlü maddedir. hatta 6. fıkra hükmüne göre reçeteyle satılan ilaçların ticareti de suç teşkil etmektedir.
    ayrıca konudan bağımsız olarak belirtmek isterim ki ceza kanununlarını bilmemek yargılamada mazaret sayılmaz.