şükela:  tümü | bugün
  • sarki ile ilgili deniz yılmaz sunlari soylemiştir:

    uyut beni , afrikalı’yla allah arasındaki konuşmadır.afrikalı , çünkü hep açlık sembolü olmuştur kendisi.aç olanın allah’a isyanını anlatır.afrikalı allah’a adil olmadığını söyler , allah sa afrikalı’nın adaleti yanlış anladığını , hiç bi yarattığını kayırmadığını söyler ve şafkatlidir.afrikalı’nın sitemi karşısında gerçeği anlatır , aslında inancın ne olduğunu ve bunu yaparken hep çocuğuymuş gibi davranır ve dediğim gibi şefkatlidir.ama afrikalı kendini 2 çocuklu bir ailenin sevilmeyeni gibi hissettiğinden bunu kaldıramaz ve allah’a "uyut beni" yani canımı al der.bu şarkıya esin kaynağı olan afrikalı heykeliyse çok sevdiğim ve akrabam olan çok yetenekli bir heykel traş abime ait.cem çalış.şartlar el vermediği için heykeltraşlığa pek devam edemedi.şimdi uzaklarda bi yerlerde öğretmenlik yapıyor.yine de mutlu olduğuna eminim.ama içinden bi şey kopmuş gibidir.çünkü elleri çamura şekil veremiyo.dedim ya şartlar diye.neyse,kurban’ı bitirmek benim haddime değil.ben kurban denize nokta koydum.bunu herkes böyle bilsin.
    .......................................................................
    he bu arada uyut beni şarkısının içindeki "aaaa ıhhhh" feryatları ise afrikalı’nın açlığını bilen ve ona yardım etmek yerine kendini kırbaçlayarak günah çıkardığını zanneden biz zavallı tokların feryadıdır.kısaca tokun mastürbasyonu diyebiliriz.
    .......................................................................
    he unutmadan , sakın ola yanılmayın.afrikalı şarkı içinde bi sembol.sakın ola açları illa afrika da aramaya kalkmayın.dün matematik dersinde herkesin ortasında aşşağılayarak kırdığınız sınıf arkadaşınız , her an saldırmaya hazır olan ve öfkenizle beslenen önyargınıza mağruz kalan karşıt fikirli insan kardeşiniz , köpekleri daha sempatik bulduğunuz için yemek vermediğiniz kedi…v.s. kısacası sevgi ve şefkatinizden yoksun kalan her canlı zaten aç. "
  • kurbanın "anadolu rock" denen şeyin türkü cover'lamakla uzaktan yakından alakası olmadığını kanıtladığı şarkılardan belki de en güzel olanı..
    deniz yılmaz, yine halk ozanı tadını yakalamış..
    basları da ayrı bir haz verir insana.. ki normalde basları dinlemek için kasmayan insanlar bile outro bölümü nedeniyle farkederler riffin ve tonun güzelliğini..
  • geleneksel tanrı kavramından (cezalandırıcı, sert, korkulan) uzak bir tanrıyı anlatan; umarım " gerçekten böyledir" ya da "böyle olur" dediğim insan-tanrı arasındaki konuşmaları içeren kurban şarkısı.

    insan: yenildim yarattığın zalime!
    tanrı: o zalimin bahçesine merhameti eken benim.

    insan: inandım yalancının sözüne!
    tanrı: gafillerin yollarını eşikte bekleyen benim.

    yani, "sen bana bir adım at, ben sana koşarak geleceğim" diyen tanrı. sonsuz merhamet...

    insan: karanlığı verdin o cahile!
    tanrı: güneşleri uyandırıp geceyi saran benim.

    ve bitirici son geliyor:

    insan: ellerim açtım beni duy diye!
    tanrı: çekinmeden söyle canım, darılmam sözüne.

    darılmaz mısın gerçekten?
  • deniz yılmaz'ın şarkı sözü yazarlığının vardığı son nokta..
  • bir adamla tanrının konuşması olarak rivayet edilen, bir de burdan bakın denildiğinde daha da derinlere çeken şarkı imiş. (bkz: enel hak) adam isyankar, yaratan ona sükunetle karşılık veriyor. deniz yılmaz'ın yorgun'unun uzantısı gibi gelen toprak'la su'yla hava'yla dönüşeceğimiz gördüğümüz dünyayla el sıkışma arzusu, herşeyi karşısına alıp konuşma isteği midir ki bu.. birilerine bok atarken birilerinin kendiliğinden parlamasına mahal vermek en bi ayıp şey ama oturup da şunun yaptığını yapabilen kaç adam var? çıkın lan ortaya nerdeyseniz. ha yani yok görünürde onu diyorum ben de...tasavvuf-i rock makamından.
  • yazamadan duramadım. şimdi kafamı kurcalayan bir şey var ne zamandır. bu şarkının sonuna doğru, o sert gitarlarla beraber kulağa çok hoş gelen bir gitar melodisi var. bu melodi birebir dropkick murphys'in i'm shipping up to boston şarkısının giriş (ve ana) melodisiyle aynı. fakat işin ilginç yanı her iki şarkının yer aldığı insanlar ve the warrior's code albümlerinin çıkış tarihleri de aşağı yukarı aynı. ( haziran 2005 ). dolayısıyla insanın aklına bu melodinin her iki grup tarafından da birbirinden habersiz fakat eşzamanlı olarak kullanılmış anonim bir ezgi olabileceği ihtimali geliyor.

    bilen varsa beri gelsin!
  • nasıl olmuş da bunca yıldır yazmamışım, o muhteşem yükselen "gafillerin yollarını eşikte bekleyen benim" dizesinden sonra gelen "karanlığı verdin o cahile" dizesi belki de bütün albümün en güzel yeridir. ağızı yayıp, ciğerleri patlatıp eşlik etmesi acayip zevklidir, bi tanedir, candır.
  • açlığa gömdün bu canı niye
    toprağına güzellik tohumlarını eken benim

    kardeşlerim düşman oldu yine
    her birine renklerini, renklerini veren benim

    yokluğunda düştü nefretime
    varlığına sancılanan bu öfkene ilaç benim

    ellerim açtım beni duy diye
    çekinmeden söyle canım darılmam sözüne

    uyut beni, uyut beni, karanlığın uyanmadan uyut beni
    unut beni, unut beni, bu varlığım yok olmadan unut beni
    çürüt beni, çürüt beni, şu açlığım suç olmadan çürüt beni
    uyut beni, uyut beni, karanlığın uyanmadan uyut beni

    yenildim yarattığım zalime
    o zalimin bahçesine merhameti eken benim

    inandım yalancının sözüne
    gafillerin yollarını eşikte bekleyen benim

    karanlığı verdin o cahile
    güneşleri uyandırıp geceyi saran benim

    ellerim açtım beni duy diye
    çekinmeden söyle canım darılmam sözüne
  • ilk birkaç dinleyişte değil de, hakkatan can kulağıyla dinleyip şarkıyı keşfettiğinizde insanın tüylerini diken diken yapan muhteşem bir şarkıymış bu.
    bu nasıl söz, bu nasıl melodi, bu nasıl içten vokal... hakkaten insan begenmenin ötesinde, bi durup saygı duyuyor.
  • sözlerin basılan her notaya cuk cuk cuk efektleriyle oturduğu şarkı. şarkı yazmaya çalışanlara adeta ders niteliğindedir gerçekten.